Osmanlı Neden Yıkıldı? Maddeler Halinde Osmanlı Devletinin Gerileme ve Yıkılma Nedenleri - Tarihi Bilgi

Osmanlı Neden Yıkıldı? Maddeler Halinde Osmanlı Devletinin Gerileme ve Yıkılma Nedenleri

Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü kolay olmamış, Osmanlı Devletinin gerilemesi ve yıkılışı birçok iç ve dış nedenin bir araya gelmesiyle uzun bir sürecin sonunda gerçekleşmiştir. 17. Yüzyılın sonlarında başlayan gerileme dönemi, 19. Yüzyıla gelindiğinde artık bir çöküş dönemine dönüşmüş ve Osmanlı Devleti, artık kendi bağımsızlığını dahi koruyamayacak bir devlet durumuna düşmüştür.

 

Nitekim bu durumun bir sonucu olarak, Rus Çarı I. Nikola’nın 1853 yılında ülkesindeki İngiliz elçisine Osmanlı Devletini tanımlamak için kullandığı “Hasta Adam” tabiri, Osmanlı Devletinin bu dönemde düştüğü durumu özetlemek açısından oldukça önemli bir örnektir.

 

Osmanlı’yı Yıkan Ekonomik Nedenler

 

 

Coğrafi Keşifler

 

İmparatorluk üzerindeki önemli sayabileceğimiz ekonomik olarak ilk olumsuz etkileri, Coğrafi Keşifler olarak adlandırılan süreç doğurmuştur. Coğrafi Keşifler, Osmanlı İmparatorluğu sınırlarından geçen eski ticaret yollarının önemini yitirmesine yol açarak hem vergi gelirlerinin azalmasına hem de bu yollar üzerinde bulunan şehirlerdeki ticaret hayatının sönmesine yol açmıştır.

 

Sanayi Devrimi

 

Coğrafi Keşifler sayesinde Avrupa Devletleri sınırsız hammadde kaynaklarına ve değerli maden bolluğuna kavuşmuşlardır. Bu durum, Sanayi Devriminin Avrupa’da ortaya çıkmasına neden olarak, Avrupa Devletlerinin Osmanlı’nın çok ötesinde bir ekonomik üstünlüğe ulaşmasını sağlamıştır. Bu ekonomik üstünlük, çok geçmeden askeri ve siyasi üstünlüğü de beraberinde getirmiştir.

 

Osmanlı Toprak Sistemi

 

Osmanlı Devletinin yaşadığı mali zorluklar ve vergi kaynaklarında yaşanan daralmalar, Osmanlı toprak sisteminin temel dayanaklarından bir olan Tımar Sisteminin sonunu getirmiştir. Nakit para ihtiyacına daha çabuk yanıt verebilecek olan İltizam sistemini uygulamaya koyan Osmanlı, belli bölgelerdeki vergi haklarını nakit para karşılığında mültezim denilen kişilere satmıştır. Bu durum hem merkezi otoritenin bozulmasını hem de halk arasında hoşnutsuzluğun artmasına yol açmıştır.

 

Kapitülasyonlar

 

Osmanlı Devletinin ekonomisi üzerindeki en yıkıcı etkiyi hiç şüphe yok ki, Kapitülasyonlar yapmıştı. İmparatorluğun güçlü olduğu dönemlerde ticaret hayatına canlılık kazandırmak amacıyla uygulamaya konan Kapitülasyonlar, İmparatorluğun zayıflamasıyla onun istismarı için birer araç olarak kullanılmaya başlanmıştır.

 

Özellikle 1838 yılında imzalanan Osmanlı-İngiliz ticaret antlaşması Kapitülasyonların geldiği son noktadır. Bu antlaşmayla yabancıların Osmanlı Devleti içindeki ticari faaliyetlerini sınırlayan kısıtlamalar tamamen kaldırılarak, Osmanlı ekonomisine büyük bir darbe indirilmiştir.

 

Avrupa devletleri bu süreçte, ihracatlarını arttırmaya, ithalatlarını azaltmaya ve yerli üretimlerini dış rekabetten korumaya çalışan merkantilist politikalar uygularken, Osmanlı Devleti kapitülasyonlar nedeniyle tam tersi bir uygulama içerisinde olmuştur. Dış rekabetin tamamen serbest bırakıldığı bir ortamda, yerli üretim tamamen çökmüş, ihracat sadece hammaddeyle sınırlı kalmış ve birçok üründe ithalata bağımlı hale gelinmiştir.

 

Kapitülasyonlar, Osmanlı Devletinde sermaye birikimine ve yatırıma imkân bırakmamış, İmparatorluğun Avrupa’nın ucuz hammadde deposu ve açık pazarı haline gelmesinde oldukça önemli bir rol oynamışlardır.

 

Dış Borçlar

 

Osmanlı Devleti ilk dış borcunu 1854 yılında Kırım Savaşı sırasında almıştır. İmparatorluk başlangıçta borçlanmamak için gösterdiği direnci bu ilk dış borçtan sonra sürdürememiş, hesapsız ve ihtiyatsız bir şekilde ve gittikçe ağırlaşan şartlarda yeni dış borçlar almaya devam etmiş ve böylece dış borçlar, Osmanlı’yı yıkıma götüren önemli bir neden olarak ortaya çıkmıştır.

 

Ayrıca bu dış borçların yatırım ve kalkınma amacıyla değil, savaş giderlerini karşılamakta ve gösterişli harcamalarda kullanılması, devletin bir süre sonra borç faizlerini bile ödeyemez duruma düşmesine neden olmuştur. Nihayet 1881 yılında alacaklı ülkeler tarafından kurulan Düyun-u Umumiye yani Genel Borçlar idaresi ile Osmanlı devletinin gelirlerinin büyük bir bölümü denetim altına alınmıştır.

 

 

Toplumsal ve Yönetimsel Nedenler

 

Osmanlı Devleti’nde ekonomik alanda yaşanan bu olumsuzluklar, yönetimde, devlet kurumlarında, sosyal ve kültürel yapıda yani devletin hemen hemen her alanında büyük bir gerileme süreci başlatmıştır.

 

Yeteneksiz Padişahlar

 

İyi padişahlar başa geçince devlet yükselmiş ve gelişmiş, kötü padişahlar başa geçince devlet gerilemeye başlamıştır.” şeklindeki çok bilinen ifade, ekonomik ve tarihsel koşulları göz ardı etmesi nedeniyle ve olayı iyi padişah-kötü padişah şeklinde basitleştirmesi nedeniyle oldukça yüzeysel bir açıklamadır.

 

Osmanlı İmparatorluğu mutlakıyetle yönetilen bir devlet olduğundan, elbette padişahların devlet yönetme yetenekleri devletin kaderinde etkili olmuştur. Ancak bu durumu abartmak ve tarihsel-toplumsal koşulların önüne koymak doğru değildir.

 

İsyanlar

 

Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar ve halka karşı yönetimde yaşanan adaletsizlikler, Osmanlı topraklarındaki toplumsal istikrarı bozmuş ve gerilemeyle birlikte Osmanlı Devleti, birçok toplumsal içerikli ayaklanmayla baş etmek zorunda kalmıştır.

 

Bunlardan en önemlisi 17. Yüzyıl boyunca Anadolu’da yaşanan Celali Ayaklanmalarıdır. Ayrıca ekonomik düzenin bozulması köy ve kasabalarda devlet otoritesinin zayıflamasına yol açarak eşkıyalık gibi birtakım asayişsizlik olaylarının çoğalmasına yol açmıştır.

 

Savaşlar

 

Osmanlı Devleti kuruluşundan itibaren sürekli olarak savaşmak zorunda kalan bir devlet olmuştur. Başlangıçta büyümek ve yayılmak için daha sonra da sınırlarını korumak için sürekli olarak savaşan devlet, son dönemlerinde de özellikle Rusya’nın kendisine karşı izlediği emperyalist politikaya karşı mücadele etmek zorunda kalmıştır. Yıllarca süren ve çoğunlukla da yenilgiyle sonuçlanan bu savaşlar Osmanlı Devleti açısından maddi ve manevi büyük kayıplara neden olmuştur.

 

Milliyetçilik

 

Osmanlı Devletinin yıkılmasının bir diğer nedeni Milliyetçilik’tir. Fransız Devrimi ile birlikte başlayan milliyetçilik hareketleri Osmanlı gibi çok uluslu bir imparatorluk için oldukça olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Başta Sırp ve Yunan ayaklanmaları olmak üzere Balkanlar’da çıkan milliyetçi isyanlar devleti uzunca bir süre uğraştırmış ve yıkıma götürmüştür.

 

Aydınlanma Devrimi

 

Osmanlı Devleti, Yeniçağ’ın başlarında Avrupa’da başlayan Rönesans, Reform ve Aydınlanma gibi gelişim ve değişim süreçlerinin dışında kalmış, bu durum Osmanlının çöküşünde büyük bir rol oynamıştır. Batı dünyasının aksine Osmanlı pozitif bilimlere önem vermemiş, dinsel geleneğe ve din eğitimine bağlı kalmayı sürdürmüştür.

 

Osmanlı eğitim sistemi, gençlere sosyal ve ekonomik hayatta üretici olabilecekleri bir işlev kazandırmaktan ziyade tamamen din eğitimine odaklanmış ve dini içerik kazanmıştır. Bu durum, devletin ekonomik ve toplumsal olarak kalkınabilmesini neredeyse imkânsız bir duruma sokmuştur.

 

Buna karşılık Avrupa; Rönesans, Reform ve Aydınlanma Devrimi gibi süreçlerin etkisiyle bilime ve bilimsel eğitime önem vermiş, sanayi devrimini gerçekleştirerek makine uygarlığına geçmiştir. Makine sayesinde günden güne güçlenip büyüyen bu devletler, ucuz hammadde için sömürge, mamul maddeleri içinde pazar arayan dünya lideri ülkeler olmuşlardır.

 

 

Kültürel Emperyalizm

 

Osmanlı Devletini yıkan ve Batılı güçlerin Osmanlı’ya daha rahat nüfuz edebilmesini sağlayan bir diğer etken ise Kültürel Emperyalizm olmuştur. Bu devletler, özellikle gayrimüslim tebaayı hedefleyerek, İmparatorluğun çeşitli bölgelerinde açmış oldukları okul, hastane ve benzeri kurumlar aracılığıyla kendi kültür ve dillerini yaymışlardır. Bu durum gayrimüslimler arasında milliyetçiliğin yükselmesine ve Osmanlı devletine olan düşmanlığın artmasına yol açmıştır.

 

 

SONUÇ

 

Sonuç olarak Osmanlı Devleti, Batıdaki devletlerin dönüşümü ve üstünlüğü karşısında yetersiz kalmış,

Ulus-devletler ve milliyetçilik çağında çokuluslu bir imparatorluk olması,

Sanayileşme çağında tarım ekonomisini sürdürmesi ve

Modernleşme çağında geleneksel olan tasfiye edememesi nedeniyle dağılmış ve yıkılmıştır.

Bu makale işinize yaradı mı?
[Total: 5 Average: 4.4]