Rönesans Nedir? Kısaca Anlamı ve Tarihi Önemi

Avrupa’da Ortaçağ‘ı sona erdiren sanatsal, felsefi ve bilimsel uyanma sürecine Rönesans denir.

 

Rönesans terimi Türkçe’de yeniden doğuş, uyanma ve uyanış gibi anlamlara gelir. Rönesans’la birlikte Avrupa’da iki şey yeniden doğmuştur. Antik Yunan ve Roma Kültürü ile birey anlamında insan. 

 

Rönesans, sosyo-ekonomik açıdan değerlendirildiğinde Avrupa’da feodal toplumun çöküşünü ve burjuva toplumunun kuruluşunu temsil eder. 

 

Roma İmparatorluğu’nun çöküşüyle başlayan Ortaçağ, Antik Yunanda ve Roma İmparatorluğu döneminde bilimde, sanatta, hukukta ve yönetim anlayışında yaşanan gelişmelerin son bulduğu hatta geriye gittiği bir dönemdir. Çünkü bu dönemde; Batı Avrupa’da düzen bozulmuş, insanların mal ve can güvenliklerinin tehlikede olduğu bir dönem yaşanmaya başlamıştır.

 

Buna paralel olarak din ve kilise ise toplum üzerindeki etkisini arttırmıştır. Otorite yokluğunun ve sefaletin hüküm sürdüğü bu dönemde; bilime, kültüre ve sanata olan ilgi azalmış, bu alanlarda bir geriye gidiş yaşanmıştır.

 

Rönesans ise bu geriye gidişin sonunu getirmiş ve kelime anlamının da ifade ettiği gibi Avrupa ve Batı dünyası için adeta bir “yeniden doğuş” olmuştur. Eğitim, bilim, edebiyat ve müzik gibi alanlar, Antik Yunan’dan ve Roma’dan ilham alan bu dönemde, yeniden gelişmeye ve yükselmeye başlamıştır.

 

Bu anlamda Rönesans, Batı dünyası için Ortaçağın temsil ettiği karanlıktan çıkışı temsil eder. Tarihin en büyük sanatçıları kabul edilen bazı isimler bu çağda yaşamıştır. En önemli sanat eserlerinden bazılarına bu dönemde imza atılmıştır.

 

Rönesans devriminin İtalya’nın Floransa kentinde başladığı ve oradan İtalya’nın Venedik, Floransa ve Milan gibi diğer şehirlerine ve Batı Avrupa’ya yayıldığı kabul edilir. Rönesans’ın İtalya’da başlamış olmasının en önemli nedeni hiç şüphe yok ki İtalya’nın tarihsel olarak Roma İmparatorluğu’nun merkezini temsil etmesidir.

 

Diğer bir neden ise İtalya’nın zenginliğidir. Bu zenginlik, sanatsal ve kültürel aktivitelere bütçe ayırabilen onlarla ilgilenen ve bu ilgi nedeniyle onları destekleyebilen bir zengin tabakanın varlığına yol açmıştır.

 

Ayrıca Akdeniz’in kıyısında bulunan İtalyan yarımadası, birçok ticaret yolunun geçtiği önemli bir bölgedir. Bu durum, Çin gibi, Bizans İmparatorluğu gibi birçok bölgeden tüccarın İtalya’ya uğramasına neden olmuş, onların hem kültürünü hem zenginliğini İtalya’ya taşımıştır.

 

Bu nedenle İtalya, Ortaçağ’ın karanlığını diğer Batı Avrupa devletleri kadar sert bir biçimde yaşamamıştır. Bütün bu koşullar altında Rönesans’ın İtalya’da doğması olağan bir gelişmedir. İtalya Rönesans’la öylesine bütünleşmiştir ki, bugün bile Roma, Floransa ve Venedik gibi birçok İtalya kenti Rönesans sanatı ve mimarisiyle doludur.

 

Rönesans, Avrupa ve özellikle İtalya merkezli bir süreç olmakla birlikte küresel bir değişimi de ifade eder. Bu sürecin etkisiyle başlayan yeni dönemde Avrupa dünyanın merkezi olurken ve güçlenirken, Doğu gittikçe güç kaybetmiştir. Avrupa kalkınır ve gelişirken, Doğu dünyası geri kalmış ve Batı’ya bağımlı bir hale gelmiştir. 

 

Rönesans’la ilgili olarak belirteceğimiz son nokta, “Rönesans İnsanı” kavramıdır. Rönesans’la birlikte “Rönesans İnsanı” denen bir kavramda ortaya çıkmıştır. Birçok alanda uzman ve yetenekli insanları tarif etmek için kullanılan Rönesans İnsanlarının en ünlülerinden birisi ve hatta en ünlüsü Leonardo da Vinci’dir.

 

Da Vinci usta bir ressam olmasının yanı sıra, usta bir heykeltıraş, bilim adamı, mucit, mühendis, mimar ve yazardır. Rönesans insanına bir başka örnek ise hiç şüphe yok ki Michelangelo’dur. O da usta bir heykeltıraş, ressam ve mimardır.

Bu makale işinize yaradı mı?
[Total: 12 Average: 3.8]