1961 Anayasası: Genel Özellikleri ve Önemli Maddeleri

1961 Anayasasının Genel Özellikleri

 

1961 Anayasası, 1960 Askeri Müdahalesi tarafından kurulan Temsilciler Meclisi tarafından hazırlanmış ve 9 Temmuz 1961’de halkoyuna sunularak kabul edilmiştir. 1961 Anayasası Türk tarihinde, halkoylamasına sunularak kabul edilen ilk anayasadır. 

 

Tek parti döneminde ve ülkenin içinde bulunduğu olağanüstü şartlar göz önünde bulundurularak hazırlanan 1924 Anayasası‘nın, artık çok partili hayata geçmiş olan Türkiye’de sağlıklı bir şekilde işlemeyeceği, 1946-1960 arası dönemde görülmüştü.

 

Mecliste çoğunluğa sahip olan partiye sınırsız bir güç veren 1924 Anayasası, muhalefete yönelik hiçbir güvence sağlamıyordu.

 

Bu durum, “çoğunluk yönetimi“nin kolaylıkla “çoğunluk tahakkümü‘ne dönüşmesiyle sonuçlanıyordu.

 

Türk demokrasisinin özellikle Demokrat Parti döneminde (1950-1960) arasında yaşadığı sancılar büyük ölçüde bu durumun bir sonucu olarak ortaya çıkmıştı.

 

Batı demokrasilerinde demokrasinin çoğunluk tahakkümüne dönüşmemesi için çeşitli önlemler alınmış ve “çoğulcu” olarak adlandırılan bir demokrasi anlayışı benimsenmişti.

 

İşte 1961 Anayasasıyla hedeflenen, Batıdaki çoğulcu demokrasi anlayışının Türkiye’ye getirilmesiydi. Ayrıca sosyal devlet ve “sosyal haklar” gibi kavramlar da, Türk Anayasa Hukuku’na ilk olarak 1961 Anayasasıyla girmişti. 

 

1961 Anayasasında Devletin Temel İlkeleri:

 

Bu hedefin ilk göstergesi, 1961 Anayasasında devletin temel ilkelerini belirlerken, Batı demokrasilerine hakim olan “insan hakları”, “hukuk devleti”, “kuvvetler ayrılığı”, “çoğulculuk”, “sosyal devlet” gibi ilkeleri benimsemiş olmasıydı.

 

Bu bağlamda 1961 Anayasasının genel özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

 

  • Liberal anlayışa uygun olarak “insan haklarına dayalı devlet” ilkesi kabul edilmiştir.

 

  • Temel hak ve özgürlüklerin, sadece kamu düzeni, milli güvenlik, kamu yararı, sosyal adalet ve genel ahlak gibi gerekçelerle ve ancak yasayla kısıtlanabileceği hüküm altına alınmıştır.

 

  • Devlete, bireylerin maddi ve manevi gelişiminin sağlanması için; eğitim, kültür, sağlık, sosyal güvenlik, sosyal yardım ve sosyal hizmet gibi görevler yüklemesiyle, sosyal devlet anlayışı benimsenmiştir.

 

  • 1924 Anayasası’nda yapılan 1937 değişiklikleriyle, devletin temel nitelikleri, CHP‘nin Altı Okuna dayandırılmışken, 1961 Anayasasıyla birlikte, “Altı Ok” Anayasa’dan çıkartılmış ve devletin temel nitelikleri “cumhuriyet”, “milli (ulus) devlet”, “laiklik“, “hukuk devleti”, “demokratik devlet”, “üniter devlet” ve “sosyal devlet” olarak belirlemiştir.

 

1961 Anayasasında Seçim Sistemi:

 

1961 Anayasası ayrıca seçimlerin adil ve demokratik bir biçimde yapılabilmesine yönelik önemli tedbirlere başvurmuştu. Bu amaçla;

 

  • Yüksek yargı mensuplarının oluşturduğu Yüksek Seçim Kurulu Anayasal bir kuruma dönüştürülmüş,

 

  • Siyasi parti kurma özgürlüğü güvenceye alınarak, parti kapatma davaları, yeni oluşturulan Anayasa Mahkemesi’nin yetkisine arasında sayılmıştı.

 

  • Seçim sisteminde, “çoğunluk seçim sistemi” terkedilerek, temsilde adalet ilkesine dayanan “nisbi seçim sistemi” benimsenmişti. Bu düzenleme, çoğulcu demokrasiye geçişte önemli bir adımdı.

 

1961 Anayasası ve Kuvvetler Ayrılığı

 

Yine 1961 Anayasasıyla yasama, yürütme ve yargı organları yeniden düzenlenmiş ve kuvvetler ayrılığı prensibine büyük önem verilmiştir.

 

1961 Anayasasında Yasama Organı:

 

1961 Anayasası’nın Yasamaya ilişkin hükümleri genel olarak şöyle özetlenebilir.

 

  • Yasama iki meclisli bir parlamentoya dayandırılmış,

 

  • 450 milletvekilinden oluşan TBMM’nin görev süresi 4 yıl, Cumhuriyet Senatosu’nun görev süresi ise 6 yıl olarak belirlenmiştir.

 

  • Senato seçimleri 2 yılda bir, 1/3 yenileme seçimleri yoluyla yapılacaktır.

 

  • Ayrıca Cumhuriyet Senatosunda seçimle gelmeyen üyeler bulunacaktır. Senato’da 150 seçilmiş senatörün yanı sıra, eski Cumhurbaşkanları ve MBK üyeleri “tabii senatör” olarak bulunacak, ayrıca Cumhurbaşkanı da Senato’ya 15 “kontenjan senatörü” atayabilecektir. Dolayısıyla Cumhuriyet Senatosu, seçimle genel üyeler, “kontenjan senatörleri” ve “tabii senatörler” den oluşacaktır.

 

  • Yasa yapım sürecinde her iki meclisin de tasarıları ayrı ayrı görüşüp olumlu karar vermesi, Cumhurbaşkanı seçimi, Yüce Divan’a sevk, savaş ve sıkıyönetim gibi önemli konularda ise iki meclisin birleşik toplantı yaparak karar alması öngörülmüştü.

 

1961 Anayasasında Yürütme Organı:

 

1961 Anayasası’nda yürütme ise parlamenter sisteme uygun olarak iki başlıdır. Yürütmeye ilişkin hükümler genel olarak şöyle özetlenebilir:

 

  • Cumhurbaşkanı, TBMM ve Cumhuriyet Senatosu’nun birleşik toplantısında oy çokluğu ile seçilir.

 

  • Cumhurbaşkanının görev süresi 7 yıldır ve görev süresini tamamlayan kişi tekrar Cumhurbaşkanı adayı olamaz.

 

  • Cumhurbaşkanı’na geniş yetkiler tanınmamıştır. Daha çok ulusun birliğini temsil eden, partiler üstü, tarafsız ve sembolik bir makam olarak dizayn edilmiştir. Amaç, önceki dönemde uygulanan partili Cumhurbaşkanı modelinin yol açtığı sakıncaları gidermek ve Batıdaki parlamenter sistem örneklerine de uygun bir sistem geliştirmektir.

 

  • Hükümetin kurulmasında izlenen yol: (1)Cumhurbaşkanı’nın, mecliste en çok milletvekiline sahip olan partinin liderini Başbakan olarak görevlendirmesi, (2) Başbakanın Bakanlar Kurulu’nu oluşturması ve (3) Bakanlar Kurulu’nun TBMM’den güvenoyu alması şeklinde kurulmuştur.

 

  • Yürütmenin aktif kanadını Başbakan ve Bakanlar Kurulundan oluşan hükümet oluşturur.

 

  • 1961 Anayasası’nın yürütme başlığı altında oluşturulan bir diğer önemli kurum, Milli Güvenlik Kurulu (MGK)’dur. Genelkurmay Başkanı, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ilgili bakanlarla birlikte oluşturulan MGK, “milli güvenlik”le ilgili önemli konularda hükümete “tavsiye kararları” iletmekteydi. MGK, ordunun siyasete müdahalesini kurumsallaştırdığı, militarizme ve ordunun siyasi otoriteden özerkleşmesine hizmet eden bir kurum niteliği taşıdığı gibi gerekçelerle sonraki dönemde sıkça tartışma konusu oldu.

 

1961 Anayasasında Yargı Organı:

 

1961 Anayasası, yargı alanında da önemli düzenlemeler öngörmekteydi.

 

Düzenlemelerin amacı; 1960 öncesinde yargı bağımsızlığının yetersizliği nedeniyle, yargının siyasi iktidarın denetimi altına girmesinden duyulan rahatsızlıklardı.

 

Yargı, kuvvetler ayrılığı doktrini çerçevesinde siyasal iktidarı sınırlandıracak ve dengeleyecek anayasal bir güç olarak görülmekteydi.

 

Bu bağlamda 1961 Anayasasının Yargı ile ilgili hükümlerini özetleyecek olursak;

 

  • Yeni Anayasa; Yüksek Hakimler Kurulu‘nu kurarak, hakimlerin atama ve tayin işlerini siyasi iktidarın yetki alanından çıkarttı, hakim güvencesini ve yargı bağımsızlığını güvence altına aldı.

 

  • Danıştay ve idari yargı güçlendirilerek, idarenin yargısal denetimi sağlandı.

 

  • Yargı ile ilgili en önemli düzenleme ise hiç şüphe yok ki, Anayasa Mahkemesinin kurulmasıydı. 1961 Anayasası 8. maddesiyle “anayasanın üstünlüğü” ilkesini açıkça vurguladı. Anayasa Mahkemesinin bulunmayışı, 27 Mayıs öncesi dönemde, demokrasinin krize girmesinde en önemli nedenlerinden biri olarak görülüyordu.

 

  • 15 üyeden oluşacak olan Anayasa Mahkemesi’nin en önemli görevleri; (1) yasaların anayasaya uygunluğunun denetlenmesi, (2) parti kapatma davalarına ve (3) Yüce Divan yargılamalarına bakmaktı.

 

  • Anayasa Mahkemesi üyelerinin 8’i yüksek yargı organları, 7’si ise siyasi organlar tarafından seçilmekteydi. Bu üye yapısı ile Anayasa Mahkemesinin siyasi organlardan bağımsız olması sağlanmak isteniyordu.

 

  • Yüksek yargı organları tarafından seçilen 8 üyenin 4’ü Yargıtay, 3’ü Danıştay, 1’i ise Sayıştay tarafından kendi üyeleri arasından seçilmekteydi.

 

  • Siyasi organlar tarafından seçilen 7 üyenin ise 3’ü Millet Meclisi tarafından seçilmekte, Cumhuriyet Senatosu ve Cumhurbaşkanı ise 2’şer üye seçerek, kalan 4 üyeyi tamamlamaktaydı.

 

1961 Anayasasında 71 Muhtırası Sonrası Yapılan Değişiklikler

 

12 Mart 1971’de tırmanan şiddet olayları gerekçe gösterilerek TSK tarafından dönemin hükümetine muhtıra verilerek, hükümetin istifa etmesi sağlanmıştır. 12 Mart Muhtırası olarak tarihe geçen bu gelişmenin ardından TSK’nın insiyatifi ve siyasi partilerin desteğiyle Nihat Erim‘in başbakanlığında partiler üstü bir “teknokratlar hükümeti” kurulmuştur.

 

1971-73 yılları arasını kapsayan bu ara dönemde, 1961 Anayasasında önemli değişiklikler yapıldı. Özellikle yürütme organını güçlendirmeyi hedefleyen bu değişiklikerle birllikte;

  • Bakanlar Kuruluna Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi verildi,
  • TRT’nin özerkliği kaldırıldı,
  • Üniversite özerkliği zayıflatıldı,
  • Memurların sendika kurma hakkı kaldırıldı,
  • Devlet Güvenlik Mahkemeleri kuruldu,
  • Küçük siyasal partilerin Anayasa Mahkemesine başvurma imkanı ortadan kaldırıldı,
  • Askerlerle ilgili idari eylem ve işlemlerin yargı denetimi Danıştay’dan alındı ve yeni kurulan Askeri Yüksek İdare Mahkemesine verildi.