Nihat Erim Kimdir? Kısaca Siyasal Hayatı ve Öldürülmesi

Nihat Erim, Ankara Üniversitesi’nde hukuk profesörü olarak görev yapmakta iken; politikaya atıldı ve 1943 – 1950 arasında CHP milletvekili olarak meclise girdi. Ayrıca Bayındırlık Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı ve Başbakanlık görevlerinde bulundu.

 

 

Nihat Erim, DP iktidarı döneminde yani CHP’nin muhalefette kaldığı dönemlerde ise Ulus, Yeni Ulus ve Halkçı gibi gazetelerde başyazarlık ve editörlük yaptı, Kıbrıs Anayasası’nın hazırlanmasına katkıda bulundu.

 

Erim, 1960 Askeri Müdahalesinin ardından yeniden milletvekili oldu. Bu dönemde CHP’ de “ortanın solu” rüzgarı yaşanıyordu.

 

İlk önce Bülent Ecevit’in Ortanın Solu hareketine destek veren Nihat Erim, daha sonra “ortanın solu” hareketine karşı çıkan Turhan Feyzioğlu’nun yanında yer aldı.

 

Ancak onu cumhuriyet tarihimiz için önemli bir figür haline getiren gelişme, 12 Mart 1971 Askeri Müdahalesi oldu.

 

Askeri muhtıra sonucunda Süleyman Demirel Hükümeti’nin istifa etmesi üzerine, yeni hükümeti kurmak üzere Nihat Erim’in ismi ön plana çıktı.

 

Ancak askerler, yeni başbakanın herhangi bir partiye mensup olmasını istemiyorlardı.

 

Bu nedenle önce Nihat Erim’i CHP’den istifa ettirdiler, ardından hükümeti kurma görevini ona verdiler.

 

Nihat Erim, ardarda iki hükümet kuracak, ancak başarılı bir süreç geçiremeyecekti.

 

Birinci Nihat Erim Hükümeti olarak adlandırılan hükümet, 26 Mart’ta göreve başladı.

 

Kabinedeki bakanlardan beşi Adalet Partisi’nden, üçü ise CHP’den alınmıştı.

 

Gerisi ise “teknokrat” denilen ve siyaset dışı alanlardan seçilmiş isimlerdi. Bu nedenle bu hükümet, “teknotratlar hükümeti” olarak adlandırıldı.

 

Hükümetin kurulmasıyla birlikte Başbakan Nihat Erim’i bekleyen en önemli gelişme, Amerika ile yaşanan Haşhaş Krizi oldu.

 

ABD, yaklaşık iki yıldan beri Süleyman Demirel Hükümeti’ni Türkiye’de haşhas ekimini yasaklatmak konusunda ikna etmeye çabalıyordu.

 

Nihat Erim, ABD’nin Türk köylüsünün zararını karşılayacağına dair söz vermesi üzerine haşhaş ekimini yasakladı. Ancak, Türk köylüsünün uğradığı zararı hiçbir zaman karşılanmadı.

 

Üstelik haşhaş ekiminin yasaklanmasıyla Türkiye ilaç sanayisindeki, hammadde sağlayan ülke konumunu da kaybetmiş oldu.

 

Erim Hükümeti askerí vesayet altında, özellikle şiddet olayları açısından göreceli bir rahatlama getirmiş görünse de, ülkedeki sağ-sol çatışmasının ardı arkası kesilmiyordu.

 

Sol öğrenci hareketinin kilit isimlerinden Deniz Gezmiş’in, 12 Mart muhtırasından dört gün sonra yakalanmasının ve kendisine idam cezasının verilmesinin ardından, bir diğer önemli isim Mahir Çayan ve arkadaşları, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına verilen idam cezalarının infazını durdurmak için eyleme geçti.

 

Bu amaçla Ünye NATO üssünde çalışan üç görevliyi kaçırdılar. Ancak Niksar’ın Kızıldere köyünde 30 Mart 1972‘de çıkan çatışmada öldürüldüler.

 

Deniz Gezmiş ve arkadaşları Yusuf Aslan ile Hüseyin İnan ise 6 Mayıs 1972’de idam edildi.

 

Bu gelişmeler, dönemin Başbakanı Nihat Erim’i sol örgütlerin hedefi hâline getirmişti. Erim, 22 Mayıs 1972’de Başbakanlık görevini bıraksa da, o artık mimlenmişti.

 

 

1980 yılına gelindiğinde Türkiye, büyük bir iç karışıklığın içindeydi.

 

Olaylar sadece öğrenci hareketleri olmaktan çıkmış Maraş ve Çorum gibi şehirlerde mezhepsel boyutlara taşınmıştı.

 

Ayrıca bir çok aydın, gazeteci ve milletvekili yapılan suikastler sonucu öldürülmekteydi.

 

Nihat Erim işte bu suikastlerden birinin kurbanı oldu.

 

Nihat Erim, 19 Temmuz 1980’de Dragos Deniz Kulübü’nün önünde pusuda bekleyen iki kişi tarafından öldürüldü.

 

Cinayet zanlıları, cinayetten birkaç gün sonra yakalandı.

 

Zanlılar yargılanmaları esnasında suçlarını kabul ettiler ve devrimcilerin intikamı için cinayeti işlediklerini iddia ettiler. 

 

 

Nihat Erim suikastı, 12 Eylül darbesinin en önemli gerekçelerinden birini oluşturdu.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.