CHP Tarihi: Kuruluşundan Bugüne CHP’nin Kısa Tarihi

Halk Fırkasının Kuruluşu

 

Cumhuriyet Halk Partisi, İzmir’in Kurtuluşunun birinci yıl dönümü olan 9 Eylül 1923’te Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından Dahiliye Vekaletine (dönemin İçişleri Bakanlığı) verilen bir dilekçe ile resmen kurulmuştur. İlk adı “Halk Fırkası” dır.

 

Partinin ilk genel başkanı Mustafa Kemal, ilk genel sekreteri ise Recep Peker’dir.

 

Partinin ilk nizamnamesinde Halk Fırkasının amacı, “…Türkiye’yi asri bir devlet haline yükseltmek” olarak tanımlanmıştır. 

 

Fırkanın kurulmasının ardından yaşanan en önemli gelişmeler sırayla şunlardı:

 

Cumhuriyet Halk Fırkası

 

Halk Fırkası, 10 Kasım 1924’te adının başına “Cumhuriyet” sözcüğünü eklemiş ve böylece partinin resmi adı “Cumhuriyet Halk Fırkası” olmuştur.

 

Bu gelişmeden bir hafta sonra Cumhuriyet tarihinin ilk muhalefet partisi olan “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası”“Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası” kurulmuş, ancak bu parti sadece altı ay hayatta kalabilmiştir. 

 

Cumhuriyet Halk Partisi

 

9 Eylül 1935’te yapılan kongrede ise, Fırka adı “Parti” olarak değiştirilmiştir ve böylece bugünde kullanılmakta olan parti ismi ortaya çıkmıştır:

 

“Cumhuriyet Halk Partisi”

 

CHP tarihi açısından bundan sonraki en önemli gelişme Atatürk’ün ölümü olmuştur.

 

Atatürk’ün ölümünün ardından toplanan 26 Aralık 1938 tarihli kongrede İsmet İnönü cumhurbaşkanı seçilmiş; ayrıca yine aynı kongrede, Atatürk “partinin banisi ve ebedi başkomutanı (ebedi şef)”; İnönü ise “partinin değişmez genel başkanı (milli şef)” olarak ilan edilmiştir. 

 

Çok Partili Hayata Geçiş ve CHP:

 

CHP’nin bir diğer önemli kongresi ise İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından toplanan 10  Mayıs 1946 tarihli kongredir. Bu kongre bir anlamda CHP’yi çok partili hayata hazırlamak için toplanmıştır.

 

Çünkü hem 1945’de Milli Kalkınma Partisinin kurulması, hem de 1946’da Demokrat Partinin kurulmasıyla Türkiye, bu dönemde fiili olarak çok partili hayata geçmiş bulunuyordu. 

 

Bu kongrede bizzat İsmet İnönü’nün verdiği önergeyle “değişmez genel başkanlık” son bulmuş, genel başkanın artık kurultayda seçilmesi kararlaştırılmıştır. 

 

CHP tarihinin bir diğer dönüm noktası, 14 Mayıs 1950 seçimleridir. Türkiye’de “gizli oy, açık sayım” esasına göre yapılan bu ilk seçimlerde ağır bir yenilgi alan CHP, iktidarı Demokrat Parti’ye devretmek zorunda kalmış ve muhalefet partisi konumuna gelmiştir. 

 

Nitekim 1950 seçimlerinin ardından Meclis’te oldukça sert bir iktidar-muhalefet çekişmesi olacaktır.

 

Bu dönemde Demokrat Parti iktidarı, halk evlerini kapatmış, CHP’nin mallarına ve partinin yayın organı olan “Ulus” gazetesine el koymuştur. 

 

Ayrıca 1954 seçimleri CHP açısından daha ağır bir yenilgiyle sonuçlanmış, 490 milletvekili çıkaran DP karşısında CHP sadece 30 milletvekili çıkarabilmiştir.

 

 

1960-1980 Arası Dönemde CHP

 

Demokrat Partinin 27 Mayıs Askeri müdahalesiyle görevden uzaklaştırılmasının ardından yapılan ilk genel seçimlerde CHP, en çok oyu almasına rağmen, tek başına iktidar olacak çoğunluğa ulaşamamıştır.

 

Ancak, 1961-1965 yılları arasında iki koalisyon hükümeti kurmuş ve bu hükümetler, Birinci ve İkinci İnönü koalisyonları olarak adlandırılmıştır.

 

CHP’nin 1960’lı yıllardaki temel problemi partiyi  doktrinsel bir temele oturtma ihtiyacıdır.

 

1965 yılından itibaren toplumda ekonomik ve sosyal sorunların ön plana çıkması ve sol siyasetin güçlenmesi nedeniyle, CHP ideolojik olarak daha belirgin bir yol izleme ihtiyacı duymaya başlar.

 

Özellikle sol-sosyalist fikirleriyle tanınan Türkiye İşçi Partisi’nin CHP tabanı üzerindeki etkisi CHP’yi bu konuda etkileyen en önemli gelişmedir. 

 

Ortanın Solu Tartışmaları:

 

Bunun üzerine CHP, “ortanın solu” olarak adlandırılan yeni bir siyasal kimlik ortaya atacaktır. Reformculuk ve Halkçılıkla özetlenen “ortanın solu” kavramı, aynı zamanda özellikle gençler arasındaki “aşırı siyasi akımlara” kayışı durdurabilecek bir güç olarak düşünülür.

 

Ancak CHP’nin oyları 1965 seçimlerinde %28.7’ye düşünce, CHP içindeki bir grup, bu düşüşü “ortanın solu” hareketine bağlar ve Turhan Feyzioğlu’nun liderliğinde olan ve 76’lar diye adlandırılan bir grup partiden ayrılır.

 

Bu ayrılmada, “ortanın solu” hareketinin öncü ismi Bülent Ecevit’in parti genel sekreteri seçilmesi etkili olmuştur.

 

Partiden ayrılan bu isimler daha sonra “Cumhuriyetçi Güven Partisi” adında yeni bir parti kurarlar. 

 

Bülent Ecevit’in Genel Başkan Seçilmesi:

 

CHP tarihindeki bir diğer dönüm noktası, 12 Mart 1971 Muhtırasıdır.

 

Muhtırayı destekleyip desteklememe konusunda ayrı düşen Parti Genel Sekreteri Bülent Ecevit ve İsmet İnönü arasında ortaya çıkan anlaşmazlık sonucunda Ecevit, genel sekreterlikten istifa eder.

 

Ancak Ecevit’in parti içindeki ağırlığı artık daha belirgin bir hale gelmiştir.

 

Nitekim, İnönü Ecevit yanlılarından oluşan parti meclisini değiştirmek ister ve V. Olağanüstü Kurultayda “ya ben, ya o” diyerek yeni bir parti meclisi oluşturulmasını ister.

 

Ancak 503 delegenin güvensizlik oyuna karşı 709 delege parti Meclis’ine güven oyu verir. Böylece Ecevit’i desteklediklerini gösterir. 

 

Bunun üzerine İsmet İnönü ertesi gün CHP genel Başkanlığından istifa eder. Böylece İnönü, aralıksız 35 sene yürüttüğü CHP genel başkanlığını bırakır. 

Ardından düzenlenen 14 Mayıs 1972 tarihli Genel Kurul’da Bülent Ecevit, CHP’nin Atatürk ve İnönü’den sonraki 3. Genel Başkanı olur. 

 

Bülen Ecevit’in CHP genel başkanı olmasıyla, CHP kendisini  “demokratik sol” bir parti olarak konumlandırır. Bu nitelemenin amacı CHP’nin ne Marksist-Sosyalist ne de Sosyal Demokrat bir parti olmadığını vurgulamaktır. 

 

Nitekim Genel Başkan Bülent Ecevit, Politika adlı gazeteye verdiği bir demeçte şunları söylemiştir: 

“Temel hareket noktamız Marksist doktrin değildir ve yeni doğrultumuzu tanımlamak için sosyal demokrat terimi yerine, kendi oluşturduğumuz demokratik sol terimini tercih edişimizin nedenlerinden biri de budur… Sosyal demokrasi, Marksist kökenli sosyalizmin bir sapması olarak yorumlanır bazı çevrelerce. Bizim kökenimiz Marksist olmadığı için sapmamız da söz konusu değildir… Sosyal demokrat terimini kullanmamız halinde sapma ithamlarına kendimizi hedef olarak ortaya çıkarmış bulunurduk. Kendi sol anlayışımızı, kendimiz, Türkiyenin toplumsal koşullarına göre oluşturduğumuz içindir ki, bizim sol doğrultumuzu tanımlayacak yeni bir terim oluşturduk: Demokratik Sol…”

 

Nitekim Ecevit, oluşturduğu bu kavramsallaştırmayı hayatının sonraki döneminde de merkeze koyacaktır.

 

 

1980’den Günümüze CHP Tarihi

 

1980 Askeri Darbesinin ardından bütün partilerle birlikte CHP de kapatılmış ve 12 Eylül öncesi dönemdeki partilerin yeniden kurulması yasaklanmıştır. 

 

Bunun üzerine Bülent Ecevit, 14 Mayıs 1985’de Eşi Rahşan Ecevit aracılığıyla (kendisi siyasi yasaklı olması nedeniyle) yeni bir parti kurarak, bu partiye  “Demokratik Sol Parti” adını vermiştir.

 

Ecevit, 5 Kasım 2006’daki vefatına dek siyasal yaşamını bu parti içinde sürdürmüş, CHP 1992 yılında tekrar açılsa da CHP’ye geri dönmemiştir. 

 

Deniz Baykal’ın Genel Başkanlık Dönemi:

 

CHP ise, 19 Mayıs 1992’de, 12 Eylül rejimi tarafından kapatılan partilerin yeniden açılmasını sağlayan yasa, TBMM’de kabul edilince tekrar kuruldu.

 

9 Eylül 1992’de yapılan Kurultay’da, Erol Tuncer’e karşı yarışan Deniz Baykal, CHP tarihinin dördüncü, 12 Eylül sonrası CHP’nin ise ilk genel başkanı oldu.

 

Meslek itibariyle Avukat olan Deniz Baykal; geçmişte kısa süreli olarak Başbakan Yardımcılığı, Dışişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yapmıştır.

 

Deniz Baykal’ın genel başkanlığı 1999-2000 yılları arasında kısa bir süre Altan Öymen’in genel başkan olduğu dönem hariç 10 Mayıs 2010 tarihine kadar devam etti. 

 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlık Dönemi:

 

CHP genel başkanlığı görevini 2010 yılından beri Kemal Kılıçdaroğlu yürütmektedir.

 

Kemal Kılıçdaroğlu son olarak 36. Cumhuriyet Halk Partisi Olağan Kurultayı’nda 447 oy alan Muharrem İnce’nin karşısında 790 oy alarak yeniden genel başkan seçilmiştir. 

 

Meslek itibariyle bürokrat olan Kılıçdaroğlu, 1997 – 1999 yılları arasında Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü yapmıştır.

 

İlk defa 2002 yılında CHP milletvekili olarak meclise giren Kemal Kılıçdaroğlu, 2009 yılındaki yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak %37 oy alarak ikinci olmuştur. 

 

Son olarak CHP, AKP’nin iktidar geldiği 2002 yılından beri meclisteki ana muhalefet partisi konumunu sürdürmekte olup, son genel seçimler olan 24 Haziran 2018 Genel Seçimlerde 146 milletvekili çıkarmıştır.