Mümtaz Turhan Garplılaşmanın Neresindeyiz Özet ve İnceleme

Mümtaz Turhan’ın “Garplılaşmanın Neresindeyiz?” adlı eserinin temel vurgusu, eğitim üzerinedir. Türkiye’nin gelişebilmesi ve kalkınabilmesinin yolunu eğitimde gören Turhan, bu konuda oldukça özgün fikirler ortaya koyar. O tüm halkın vasat bir düzeyde eğitilmesi yerine halk içinden seçilmiş daha az sayıdaki insanın yüksek düzeyde eğitilmesini savunur.     Örneğin Turhan, okuma yazma seferberliğine karşı olmamakla birlikte bir … Daha Fazla Oku

Tahsin Banguoğlu Kimdir? Kısaca Hayatı

    Akademisyen, dilbilimci ve siyasetçidir. Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi‘nde Türk dili doçentliği yapmış, Türk dilinin sadeleştirilmesi çalışmalarında etkin olarak çalışmıştır. Ana Hatlarıyla Türk Grameri isimli bir eseri bulunan Günaltay aynı zamanda Türk Dil Kurumu başkanlığı yaptı. Bilim adamlığının yanı sıra siyaset sahnesinde de rol alan Günaltay, Bingöl Milletvekilliği, 1948 – 50 yılları arasında II. … Daha Fazla Oku

12 Mart 1971 Muhtırası Hakkında Özet Bilgi

Türk Siyasal Hayatında 12 Mart Rejimi olarak adlandırılan dönem, 12 Mart 1971 günü Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanı beş generalin verdikleri muhtıra ile başladı.   Muhtıranın en başta görülen amacı, Başbakan Süleyman Demirel’in ve AP’nin hükümetten uzaklaştırılması yoluyla, teknokrat ve bürokratlardan oluşan reform yanlısı, partiler üstü bir hükümetin kurulmasıydı.   Darbe her ne kadar sol … Daha Fazla Oku

Sigmund Spitzer Kimdir?

Doktordur. 1839 yılında 29 yaşındayken Mekteb-i Tıbbiye’de anatomi hocası olmuş; 1847 yılında ise Mekteb-i Tıbbiye’nin müdürü olmuştur. Müdür olmasıyla bu okuldaki otopsi eğitimlerinin daha da geliştirilmesini sağlamıştır. Burada bir anatomi müzesi kurmuştur. Aynı zamanda Sultan Abdülmecit’i tehlikeli bir hastalıktan kurtarmayı başardığı için onun özel doktoru olmuştur. 1850 yılında bu görevinden ayrılarak Viyana elçiliğinde müsteşarlık görevine getirilen Sigmund Spitzer, 1857 yılında Sultan Abdülmecit hastalanınca tekrar onun doktoru olarak Türkiye’ye gelmiştir.

Daha Fazla Oku

Max Weber’in Sınıf Teorisi

Sosyal sınıf kavramı ve bu kavramın hangi ölçülere göre belirleneceği konusunda değişik görüşler ileri sürülmüştür. Teori alanında Marks’tan sonra beklide en önemli görüşlerin Max Weber tarafından ortaya atılmış olduğunu söyleyebiliriz.   Max Weberin sosyal tabakalaşma modelinde üç boyut vardır. Bunlardan ilki sosyal sınıflar, ikincisi parti, üçüncüsü ise statüdür.   Weberin bu üçlü sosyal tabakalaşma modelindeki … Daha Fazla Oku

Liberalizmin Tarihsel Gelişimi ve İlkeleri

BİR SİYASAL İDEOLOJİ OLARAK LİBERALİZM   Liberalizm, özgürlüğü birincil politik değer olarak ele alan bir ideoloji, politika geleneği ve düşünce akımıdır.   Genel anlamda liberalizm,   bireylerin ifade özgürlüğüne sahip olduğu, din ve devlet gibi, insan özgürlüğünü kısıtlayabilecek kurumların gücünün sınırlandırıldığı, düşüncenin serbest bir şekilde dolaştığı, özel teşebbüse olanak sağlayan bir serbest piyasa ekonomisinin olduğu, … Daha Fazla Oku

Hizmette Yerellik İlkesi (Subsidiarite) Ne Demektir?

Çağımızda küreselleşme eğilimlerine paralel olarak gelişen ve yoğun bir şekilde yaşanan bütünleşmeler, önceleri ekonomik, askeri, sosyal ve kültürel alanlarda işbirliği biçiminde görülürken bugün artık siyasal alanda da (Avrupa Birliği) somutlaşmaktadır. Avrupa halkları değişime bu şekilde yanıt vermeye çalışırken, kuşkusuz kendi iç dinamiklerini de bu yeni örgütlenme içine katmaya çalışmaktadır. Bu sürecin sonucu olarak yeni bir … Daha Fazla Oku

Emmanuel Joseph Sieyès’in Siyasal Düşüncesi

     Etats Generaux’u toplantıya çağıran kral, krallığın bütün eğitimli kişilerinden bu toplantıya ilişkin görüşlerini ve bilgilerini sunmalarını isteyen bir kararname çıkarmıştı. Bu dönemde düşünceleriyle en fazla dikkat çeken isim ise, “Üçüncü Tabaka Nedir?” adlı risalesiyle bir din adamı olan Emanuel Sieyes’tir.  Sieyes’e göre, soyluların dışındaki insanlardan oluşan üçüncü tabaka, topluma yararlı tüm işleri yerine getirdiği için her şeydir.

 

     Özünde her şey olan üçüncü tabaka, soyluların her şeyi gasp etmiş olmaları nedeniyle bugüne dek bir hiç konumuna indirgenmiştir. Oysa akla, doğal hukuka aykırı olarak ayrıcalıklara sahip olan asalak soylular, gerçekte toplumsal örgütlenmenin içinde bile değillerdir. Çünkü bir toplum, ortak bir düzen ile ortak bir hukukun varlığını zorunlu kılar. Fakat soylular, ayrıcalıkları nedeniyle bu ortak şeylerin, dolayısıyla toplumun dışındadırlar.

 

Daha Fazla Oku

Jean Jacques Rousseau’nun Siyaset Felsefesi ve Düşünceleri

Rousseau, tüm çağdaşlarını aşarak modern çağların temel siyasal öznesi olan halkı, egemenliğin asıl sahibi olarak tanımlamıştır.   Bu yaklaşımıyla Rousseau, Fransız Devrimini en fazla etkileyen düşünür olarak kabul edilir.  Döneminin diğer düşünürleri gibi Rousseau’nun da hareket noktası doğa durumu hipotezidir. Rousseau kendi doğa durumunda insanlar arasında tam bir eşitlik varsayar ve bu nedenle eşitsizlik kaynaklarından özel … Daha Fazla Oku