Komünizm Kısaca Nedir? - Tarihi Bilgi

Komünizm Kısaca Nedir?

Kısaca Komünizm’in Tanımı

 

Komünizm olarak adlandırılan düşünce sistemi en güzel, şu ifadede özetlenmiştir:

“Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre…”

 

Komünist düşünce büyük oranda Alman düşünür Karl Marx ve Fredrich Engels’in eserlerine dayanır.

 

1848’de yayımlanan “Komünist Manifesto” adlı eserlerinde Marx ve Engels, toplumdaki birçok problemin zenginliğin adaletsiz dağıtımından kaynaklandığını savunmuşlardır. Toplumdaki herkese zenginlik ve refah getirebilmenin yegâne yolu ise toplumdaki zengin ve fakir arasındaki ayrımı yok etmektir.

 

Ancak zenginler, zenginliklerini ve toplumdaki konumlarını gönüllü olarak bırakmayacağından, fakirlerin –daha doğrusu işçi sınıfının- bir devrimi zorunludur. Komünizm ve devrim arasındaki ilişki buradan gelir.

 

Marx ve Engels’in 1840’lı yıllarda ortaya koyduğu bu düşünceler; Sovyetler Birliği, Çin, Doğu Almanya, Küba, Kuzey Kore gibi ülkelerde uygulama alanı buldu. Ancak pratik düzeydeki sonuçlar teoriden beklenen sonuçları vermedi. Birçok komünist ülkenin adı sefalet ve yoksullukla anılır oldu.

 

 

1970’lerde yani Marx’ın ölümünün üzerinden yaklaşık yüzyıl geçmişken dünyanın neredeyse üçte biri Komünist ideolojiyi benimsediklerini iddia eden devletler tarafından yönetildi. Ancak Komünizm yükselişi bu şekilde devam edemedi. Komünizm, özellikle 1989’da Berlin Duvarı’nın çöküşü ve Sovyetlerin yıkılışıyla büyük bir düşüş yaşadı.

 

Peki komünist düşünce hangi felsefi arka plana dayanmaktaydı? Şimdi bunu inceleyelim:

 

Komünist İdeolojinin Felsefesi

 

Komünizm bir ideoloji ve felsefe olarak Karl Marx ile özdeşleşmiştir dersek abartmış olmayız.

 

Onun düşüncelerini geçmiş dönem sosyalist düşüncelerinden ayıran en önemli özellik, Marx’ın fikirlerini tarihsel ve ekonomik bir bağlama oturtmuş olmasıdır.

 

Diyalektik Materyalizm” adı verilen bir tarih felsefesiyle yola çıkan Marx, tarihsel ve sosyal gelişmenin temelinde maddi koşulların olduğunu; bu koşulların üretilme biçiminin hayatın tüm diğer yönlerini de (siyaset, din, kültür vs.) belirlediğini iddia etmiştir.

 

Marx’a göre, “özel mülkiyet” e dayalı her üretim biçimi ve bu üretim biçiminden kaynaklı her toplumsal yapı yok olmaya mahkûmdur.

 

Zira özel mülkiyet insanlar arasında eşitsizlik yaratarak onların çeşitli sınıflara ayrışmasına neden olmuş ve bu sınıflar arasındaki çatışmalarda tarihsel değişimi yaratmıştır.

 

Dolayısıyla özel mülkiyetin ortadan kaldırılmasıyla oluşacak üretim biçimi ve ona dayalı toplumsal yapı, insanlığın nihai örgütlenme biçimi olabilecektir.

 

Bu doğrultuda Marx, tarihsel evrim içerisindeki toplumsal yapıları şu şekilde sıralamıştır:

İlkel Komünal Toplum→ Antik Köleci Toplum→ Feodal Toplum→ Kapitalist Toplum→ Sosyalist Toplum→ Komünist Toplum

 

Kısaca özetlediğimiz bu tarih felsefesi doğrultusunda kapitalizmi inceleyen Marx, kapitalizmin biri burjuva diğeri de proletarya olmak üzere iki büyük sınıftan müteşekkil olduğunu ve bu iki sınıf arasındaki çatışmanın kapitalizmin sonunu getireceğini belirtmiştir.

 

Kapitalizmi, “ticaret kapitalizmi” ve “tekeller kapitalizmi” olmak üzere iki döneme ayıran Marx, bu dönemlendirmesi ile kapitalizmde toplumsal zenginliğin giderek küçük bir azınlığın elinde toplanacağını ve buna paralel olarak da toplumun geniş kesimlerinin giderek proleterleşeceğini öngörmüştür.

 

Marx’ın deyimiyle “Kapitalizm kendi mezar kazıcısı olan işçi sınıfını da beraberinde yaratmıştır.”

 

Marx’a göre işçi sınıfı bir devrimle iktidara el koyacak ve kendi diktatörlüğünü kuracaktır. Bu aşama sosyalist aşamadır ve özel mülkiyet ile devletin tamamen ortadan kaldırılarak, “yeni bir üretim biçimi” nin tesis edileceği Komünizm için bir hazırlıktır.

Bu makale işinize yaradı mı?
[Total: 6 Average: 4.3]