Kapitalizm Kısaca Nedir? Tanımı, Olumlu ve Olumsuz Yönleri

Kapitalizm, günümüzde sıklıkla kullanılmakta olan bir kavram. Kapitalizm, kimi zaman yaşadığımız birçok olumsuzluğun sebebi olarak gösterilmekte ve eleştirilmekte, kimi zamansa dünyadaki maddi gelişmenin tetikleyicisi olarak övülmektedir.

 

Peki kapitalizm gerçekte nedir?

 

Yazımızda kapitalizmi en basit anlamıyla tanımlamaya çalışacak ve ardından onun eleştirilen ve övülen yönlerini inceleyeceğiz.

 

İlk kez Fransa’nın sosyalist politikacılarından gazeteci ve tarihçi Louis Blanc tarafından kullanılan kapitalizm terimi, Latince’de ‘sermaye’ anlamına gelen ‘capitale’ kelimesinden türetilmiştir.

Kapitalizm konusunun ayrıntılarına geçmeden önce, kapitalizm kısaca ve maddeler halinde özetleyelim:

 

  • Sermaye, toprak ve makine gibi üretim araçları özel mülkiyete aittir.

 

  • Bireyler neyin ne kadar üretileceğine kendileri karar verirler.

 

  • Ekonomik faaliyetler kar amacı güdülerek gerçekleştirilir. En az maliyetle ve en iyi sonucu elde etmek esastır.

 

  • Piyasa aktörleri, devlet tarafından herhangi bir kısıtlama olmaksızın serbestçe rekabet ederler. 

 

 

Kapitalizmin Tanımı

 

Kapitalizm, ekonomik sistemin özel ve bireysel girişimler eliyle yürütüldüğü ve devlet müdahalesinin sınırlı olduğu ekonomik sisteme verilen addır.

 

Bu sistem, hemen hemen bütün ekonomik faaliyetlerin devlet eliyle yürütüldüğü komünist ekonomik sistemden oldukça farklıdır.

Kapitalist sistemde bireyler, ekonomik özgürlüklerine sahiptir, mülkiyet sahibi olabilirler ve mülkiyetleri üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilirler.

 

Bu nedenle kapitalizmin bir diğer adı Serbest Piyasa Ekonomisidir.

 

Kapitalist sistemde ekonomi kendiliğinden devlet müdahalesi olmaksızın işler. Üreticiler neyi üretip üretmeyeceklerine, tüketiciler ise neyi alıp almayacaklarına kendi hür iradeleriyle karar verebilirler.

 

Kapitalizmin ve dolayısıyla serbest piyasa ekonomisinin en temel bileşeni, arz-talep mekanizmasıdır.


Arz-talep mekanizmasını bir örnekle açıklayacak olursak; örneğin kurşun kalem talebinin fazla olduğu bir piyasa hayal edelim ve bu piyasada bu talebi karşılayacak düzeyde kurşun kalem üretilmesin. Bu durumda kurşun kalemin fiyatı yüksek olacaktır. Ancak fiyattaki bu yükselişi fark eden üreticiler daha fazla kurşun kalem üretmeye başladıklarında piyasada kurşun kalem bollaşacak ve doğal olarak kurşun kalem fiyatları düşecektir. Daha fazla kalem üretilmeye devam edildikçe fiyatlar da düşmeye devam edecektir.

 

Nihayetinde fiyat ve üretim miktarı belli bir noktada dengeye gelecek ve yeterli sayıda kurşun kalem uygun fiyatlara satılmaya başlanacaktır. Görüldüğü gibi piyasa fiyatı kendiliğinden arz ve talebe göre belirleyecektir.

 

Bu mekanizma sayesinde ürünlerin üretim miktarı ve satış fiyatı her zaman birbirini dengeleyecektir. Bir başka ifadeyle piyasa açısından en mükemmel fiyat ve miktar bu mekanizma sayesinde ortaya çıkacaktır. Bu durum üretim miktarının ve satış fiyatının devlet tarafından belirlendiği komünist sistemden farklıdır.

 

Serbest Piyasa fikri ve dolayısıyla kapitalist ekonomi anlayışının tohumları ilk olarak İskoçyalı ünlü ekonomist Adam Smith tarafından ortaya atılmıştır. Yazdığı Ulusların Zenginliği adlı eserinde Adam Smith, serbest piyasa ekonomisinin nasıl işlediğini incelemiştir.

 

Smith’e göre devlet müdahale etmediği sürece piyasa kendi kendine en optimal koşullarda işleyecektir. Üretilen ürün miktarı ve bu ürünlerin satış fiyatları her zaman dengeye gelecektir.

Günümüzde kapitalizmin Adam Smith’in tarif ettiği şekliyle ve saf halde uygulandığı bir ülkeden bahsetmek mümkün değildir.

 

Bugün birçok ülke devlet müdahalelerine de yer veren karma bir ekonomi anlayışıyla yönetilmektedir. Devlet, ekonomiyi belli açılardan düzenlemekte ve kamuyu korumak adına ekonomiye müdahale edebilmektedir.

 

Örneğin pek çok kişi tarafından kapitalist ekonomik sistemin merkezi sayılan ABD’de dahi devlet, piyasada tekel oluşumlarını engellemek, çevreyi korumak, gelir adaletini sağlamak ve yaşlılara sosyal güvenlik hizmeti sağlamak gibi gerekçelerle ekonomik yaşama müdahale edebilmektedir.

 

Örneğin Amerikan merkezli Heritage Foundation adlı düşünce kuruluşunun her sene yayınladığı Ekonomik Özgürlükler İndeksine göre dünyanın ekonomik olarak en özgür ülkesi (kapitalist diyebiliriz) Hong Kong iken, onu Singapur ve Yeni Zellanda takip eder. ABD bu listede ancak 12.sıradadır.

 

 

Kapitalizmin Olumlu ve Olumsuz Yönleri

 

Şimdi de yukarıda kısaca tanımlamaya çalıştığımız kapitalizmin olumlu ve olumsuz sayılabilecek yönlerini inceleyelim.

 

Kapitalizmin olumlu olarak görülen yönleri ve Kapitalizmi savunan insanların başvurdukları argümanlar genel olarak şöyle sıralanabilir:

 

  • Kapitalizm, şirketleri birbirleriyle rekabet etmeye zorlar. Kapitalizmde şirketler, daha az girdi ile maksimum çıktıyı almaya çalışır. Bu durum, şirketlerin daha verimli olmasını sağlayabilir.

 

  • Kapitalizmin bir diğer olumlu yanı bireylere özgürce hareket etme imkânı sağlayabilmesidir. Kapitalist ekonomide bireyler, istedikleri yatırımı yapabilirler, istedikleri malı alabilirler. Ayrıca kapitalist ekonomide devletin daha az müdahale gücüne sahip olması da bireylere toplumsal hayat açısından da daha özgür bir ortam sağlayabilir.

 

  • Kapitalist ekonomide sürekli rekabet peşinde koşulması şirketleri ve bireyleri yenilik yapmaya, böylece rakiplerinin önüne geçmeye zorlar. Bu açıdan kapitalist ekonomiler teknolojik ve bilimsel gelişmeler açısından daha tetikleyici bir ortam sağlayabilirler.

 

  • Kapitalizm tüm bu özellikleri sayesinde ekonomik büyümeyi arttırabilir ve insanlara daha yüksek yaşam standartları sağlayabilir.

 

  • Özetle kapitalizm savunucuları, kapitalizmin en güçlü yanı olarak rekabeti görürler. Rekabet sayesinde daha iyi ürünler üretildiğini ve rekabetin üretkenliği artırarak topluma yarar sağladığını düşünürler. 

Kapitalizmin sıklıkla olumsuz olarak gösterilen ve eleştirilen yönleri ise şunlardır:

 

  • Kapitalizm, zenginliğin dağıtımında eşitsizliklere yol açabilir. Toplumdaki zenginliğin büyük bir miktarı bir azınlığın elinde toplanabilir.

 

  •  Kapitalizm tekeller yaratabilir. Bu durum kapitalizmin en önemli unsuru olan arz-talep dengesini bozarak, bir malın üretim ve fiyat miktarının tek bir el tarafından belirlenmesine neden olabilir. Dolayısıyla bir mal için en uygun fiyat değil, tekel tarafından belirlenen fiyat geçerli olur.

 

  • Kapitalizm, işçi kesimi için sağlıksız ve güvensiz iş koşullarına yol açabileceği gibi onları düşük maaşlarla çalışmak zorunda da bırakabilir.

 

  • Kapitalizm varlığını devam ettirebilmek için sürekli olarak tüketime ihtiyaç duyduğundan ciddi çevre sorunlarına yol açabilir. Kapitalizmi eleştirenler, kapitalizmin göreli bir refah artışı sağlarken çevre koşullarının bozulmasına yol açtığını ileri sürerler. Buna göre Kapitalist sistem ekonomik büyümeyi çevreyi tahrip ederek gerçekleştirir. Bu nedenle bugün refah artışına sebep olan gelişmeler, yeni kuşaklar için bozulmuş bir çevre anlamına gelecek ve insan refahını geri döndürülemez bir biçimde bozacaktır. 

SONUÇ

 

Görüldüğü üzere Kapitalizm olumlu ve olumsuz sonuçlar doğurabilecek bir ekonomik sistemdir ve daha çok teorik alanda kalmıştır.

 

Günümüzde kapitalizm teorisinin tam anlamıyla pratiğe döküldüğü bir ülke yoktur. Sadece bazı ülkeler kapitalist ekonomi anlayışını daha fazla benimserken, bazı ülkeler daha az benimsemektedir.

 

Ancak bütün ülkeler kapitalist ekonomi anlayışını saf haliyle uygulamaktan kaçınmaktadır. Ekonomiyi kendi haline bırakmak yerine tekelleri önlemek, sosyal eşitsizliği azaltmak, çevre kirliliği konusunda önlemler almak ve çalışma koşullarını düzenlemek gibi gerekçelerle ekonomiye müdahalele etmektedir.