Siyaset Felsefesi Nedir?

Siyaset Felsefesi ile siyaset bilimi arasında genel olarak şu ayrım yapılır: Siyaset bilimi, yönetim biçimlerini, siyasal olguları ve süreçleri betimler yani olguyu olduğu gibi gösterir. Oysa siyaset felsefesi olanı eleştirir ve olması gerekeni vurgular.

 

Felsefe nasıl bilimden, teolojiden ve ideolojiden farklı bir alansa bir felsefe olan siyaset felsefesi de o ölçüde siyaset biliminden, siyaset teolojisinden ya da siyaset ideolojisinden farklıdır.

 

Ancak siyaset olgusu üzerine yapılan her siyasal düşünme siyaset felsefesi değildir.

 

Siyasal olgular üzerinde her insanın çeşitli inanç ve kanıları vardır. Ancak siyaset felsefesi, bu inanç ve kanıları belirlemekle yetinmez. Bunun yerine daha yüksek türden bir bilgi etkinliği olarak, farklı insanların aynı siyasal olgu üzerine olan çeşitli ve farklı türden inançlarıyla kanılarını eleştirir ve ele aldığı temel olgular üzerine kavramsal ve evrensel bir hakikate ulaşmaya çalışır.

 

Siyaset felsefesinin temel sorun alanı siyasetin temelleri konusundaki tartışmadır. Siyaset felsefesi, siyasal olguların ya da kurumların temellendirilmesiyle ilgilenir. Örneğin devletin temellendirilmesi, yani devletin varlığının temellendirmesini siyaset felsefesi ilgilendiren bir konudur.

 

“Kim hangi haklara sahip olacak?” ve “Egemenlik kimde olacak?” soruları bir anlamda Siyaset Felsefesinin iki temel sorusudur. Siyaset Felsefesi için bir başlangıç noktasıdır. İlk soru hak ve ödevlerinin dağılımı ve temeliyle ilgilenirken; ikinci soru, siyasal egemenliğin dağılımıyla ilgilidir. Ancak bu sorular da aslında devletin varlığıyla ilgili temel sorundan doğar.

 

Dolayısıyla Siyaset Felsefesinin en temel sorusu ve sorunu hiç şüphe yok ki devletin varlığı meselesidir. Felsefe de “nedir?” sorusu “ne için?” sorusuyla beraber düşünülmelidir. Dolayısıyla Siyaset Felsefesi “Devlet nedir?” sorusunu sorar sormaz aynı zamanda “Devlet ne içindir?” sorusunu da sorar. Böylece devlet olgusuna ilişkin olarak onun varlık amacını da hesaba katan bir açıklama yapmaya çalışır. Bunu yaparken de tarihsel olarak var olmuş olan tek tek devletlere değil, “devlet” kavramının kendisine bakar. Yani siyaset biliminde olduğu gibi tek tek devletlerin tarihi, toplumsal ve yönetimsel niteliklerini belirlemez. Var olan bir devleti, devlet kavramına yüklediği felsefi anlamlar bakımından sorgular.

 

Dolayısıyla Siyaset felsefesinin temel sorusu devletin var olup olmaması gerektiğiyle ilgilenir. Başka bir deyişle, devletin var olması gerekip gerekmediği, eğer var olmak zorundaysa neden var olmak zorunda olduğu hakkında bir sorudur.

 

Örneğin devletle ilgili ilk önemli görüşü Antik Yunan Filozofu Platon dile getirmiştir. Ona göre devletin amacı yalnızca toplumun bir kesimini mutlu kılmak değil, toplumu bir bütün olarak mutlu kılmaktır. Devletin ve toplumun adil olmasının koşulu da toplumu oluşturan bölümlerin her birinin uyum içinde kendi üzerine düşen görevi yapmasından geçer.

 

Platon’un bu düşüncelerinin de gösterdiği gibi siyaset felsefesinin temel nesnesi devlettir. Yine Platon Politeia adlı yapıtında adil bir toplumun (şehir devletinin) nasıl kurula-bileceğini, nasıl olması gerektiğini anlatır. Olması gerekeni anlatan bir ideal devlet kurgular. Bu ideal devlet, gerçeklikte olan tek tek devletler için bir model oluşturur.

 

Görüldüğü gibi siyaset felsefesinin tüm sorunları devlet olgusundan hareketle ele alınır. Bu nedenle siyaset felsefesi tartışmalarını daha iyi anlayabilmek için bu sorunları ve tartışmaları incelemeye devletin kökeni sorununda başlamak gerekir.