Auguste Comte: Kısaca Sosyoloji Anlayışı ve Üç Hal Yasası

 

 

Auguste Comte’un sosyoloji tarihi açısından iki büyük önemi vardır:

 

1.) Sosyoloji kelimesini “icat eden” isim olması,

2.) Üç hal yasası.

 

Auguste Comte ve Sosyoloji Kavramı

 

Auguste Comte, her şeyden önce Aydınlanma Devriminin, yani akıl çağının ve bilimsel düşüncenin çocuğudur. Dolayısıyla onun fikirleri aydınlanma çağının akılcı ve bilimsel düşünüşünden etkilenmiştir.

 

Bu etkiyle doğa bilimlerinin ve onların benimsediği yöntemlerin detaylı bir incelemesini yapan Comte, toplumun ve toplumsal olanın da bilimin konusu olabileceğini yani bilimsel yöntemlerle incelenebileceğini savunmuştur. 

 

Bu sadece bilgi edinmek açısından değil, aynı zamanda yaşadığımız toplumu değiştirmek ve dönüştürmek açısından da önemlidir. Zira Comte, doğa bilimlerinin dönüştürücü ve değiştirici gücünü görmüştür. Comte’a göre doğa bilimlerinde yaşanan bilimsel keşifler sadece doğayı anlamamızı sağlamamıştır. Aynı zamanda teknolojik ilerlemelere yol açarak, sanayi devrimine ve nihayetinde yaşadığımız modern dünyanın ortaya çıkmasına yol açmıştır.

 

Dolayısıyla eğer toplumu da bilimin konusu yapacak ve onu da bilimsel yöntemlerle inceleyecek olursak, toplumu sadece anlamakla kalmayacak, toplumu değiştirecek ve onu isteklerimize göre yeniden dizayn edecek bir güce de kavuşacağız.

 

Bir başka ifadeyle, nasıl ki doğal dünyanın problemlerini çözmek için fizik, kimya, biyoloji vs. gibi doğa bilimlerini kullanıyorsak, yaşadığımız toplumun sorunlarını çözmek ve daha iyi bir toplum inşa etmek için de toplumu inceleme konusu yapan bir bilimi kullanmalıyız.

 

Bu bilime ilk olarak sosyal fizik adını veren Comte, daha sonra sosyoloji kavramını üreterek, toplumu inceleyecek olan bilim dalına ismini vermiştir.

 

Ayrıca sosyoloji için “bilimlerin kraliçesi” sıfatını kullanan Comte, böylece toplumu bilimin konusu yapmanın ve onu bilimsel olarak incelemenin kolay olmadığını da ifade etmiştir.

 

Üç Hal Yasası

 

Comte’un sosyoloji kavramını ortaya koymasının ardından bu bilime yaptığı ikinci katkı, üç hal yasasıdır. Bu yasaya göre, toplumların bir olay ya da olgu hakkında bilgisi üç aşamalı bir dönüşüm geçirir.

 

Aşamalardan ilki, teolojik aşamadır. Bu aşamada her şey, tanrı, tanrılar ya da tanrısal şeylerle açıklanır ve toplumsal düzen teolojik ilkelerden hareketle düzenlenmiştir.

 

İkinci aşama ise metafizik aşamadır. Daha çok pozitivist aşamaya geçiş için bir ara durak olan bu aşamada, tanrılar bir tarafa bırakılır ancak açıklamalar hala soyut kavramlarla yapılır. Bu aşamada ise açıklama soyut şeyler üzerinden yapılır. Toplumsal düzen, insan hakları, hukuk, eşitlik vs. gibi soyut kavramlara dayalıdır.

 

Ve son olarak bilimsel ya da pozitivist aşama gelir. Yani açıklamaların bilimsel metotlar yoluyla ve doğrulanabilir teoriler aracılığıyla açıklandığı aşama. Pozitivist bilgi anlayışının hakim olduğu bu aşamada toplum ne dinsel, ne de metafizik ilkelere göre düzenlenecektir. Toplumsal hayatta kurallar, bilimsel ilkelere göre ve bilimin gereğine göre konulacaktır.

Bu makale işinize yaradı mı?
[Total: 4 Average: 4]