Kısaca Liberalizm Nedir?

Liberalizm: Tanımı ve Özellikleri

 

Basitçe ve kısaca Liberalizm, zenginliği yaratan şeyin bireysel çıkarların itici gücü olduğunu savunan ve bu nedenle bireye ve bireysel özgürlüğe büyük önem veren siyasal ideolojidir. 

 

Liberal siyasal ideolojinin temel talepleri kısaca şunlardır:

 

  •  Devletin ekonomideki rolünün sınırlandırılması,
  •  Serbest girişim,
  • Bireyin temel değer olarak kabul edilmesi,
  •  İnsan hakları ve hukukun üstünlüğü

Liberal görüşü savunanlar devletin ekonomik ve toplumsal hayattaki rolünün sınırlandırılmasını isterler. Özellikle bireysel girişimciliğe ve mülkiyet haklarının korunmasına önem verirler.

 

Feodal toplumdan modern topluma geçiş sürecinde gelişmeye başlayan Liberalizm; burjuvazinin, feodal ayrıcalıklara sahip aristokrasiye ve mutlak monarşilere karşı verdiği mücadele içinde filizlenmiştir.

 

Liberalizm, bugün siyasal hayatta karşımıza çıkan pek çok kavramın (özgürlük, hukuk devleti, insan hakları, serbest piyasa ekonomisi vb.) düşünsel arka planını oluşturur.

 

Liberalizm’in siyasal hayata armağan ettiği birçok kavram, bugün, demokrasinin ayrılmaz birer parçası olarak görülür. Hatta günümüzde demokrasinin “makbulü” önüne getirilen “liberal” sıfatıyla tanımlanır. 

 

Siyasal hayattaki bu “tartışılmaz” gücü nedeniyle, günümüzde liberalizme getirilen eleştiriler onun siyasal boyutundan ziyade, daha çok ekonomik boyutu üzerinde toplanmıştır.

 

Liberalizm, özellikle de kapitalizmle ilişkilendirilerek, çağın birçok ekonomik probleminin baş sorumlusu olarak görülmektedir.

Liberalizmin İlkeleri

 

Bu güçlü etki şüphesiz ki liberal düşünceyi oluşturan ilkelere dayanmaktadır. Bu ilkeleri bireycilik, özgürlük, kendiliğinden oluşan düzen ve sınırlı devlet olarak dört ana başlık altında toplamak mümkündür.

 

Birey:

Bunların en başında gelen Bireycilik ilkesi için liberalizmin mihenk taşı diyebiliriz.

 

Liberalizme göre siyasal, sosyal ve ekonomik hayatın gerçek ve temel birimi ne toplumdur ne de herhangi başka bir kolektif varlıktır.

 

Liberalizme göre temel olan bireydir.

 

Çünkü toplumu yaratan bireydir ve henüz ortada devlet diye bir şey yokken bireyler birtakım haklara zaten sahiptir. Dolayısıyla bireylerin hakları birtakım kolektif gerekçelerle sınırlandırılamaz.

 

Benzer şekilde, birey için neyin yanlış, neyin doğru olduğuna karar verme yetkisi de ne devlete ne de başka bir kolektif varlığa aittir.

 

“Ortak fayda”, “Ortak çıkar” gibi içeriği belirsiz kavramlarla bireylerin hayatına müdahale etmek, bireylerin kendi gerçek çıkarlarını gerçekleştirmelerini önleyecektir.

Özgürlük:

 

Liberalizmin bir diğer önemli ilkesi, “özgürlük” tür.

 

Neredeyse bütün ideolojiler tarafından kullanılan özgürlük kavramı hakkında iki ayrı yorumdan bahsedilebilir: Pozitif Özgürlük Anlayışı ve Negatif Özgürlük Anlayışı.

 

Pozitif özgürlük anlayışına göre özgürlük, ancak devlet müdahaleleri sonunda ortaya çıkıp gerçekleşebilir.

 

Ancak Liberalizmin benimsediği negatif özgürlük anlayışına göre birey, haklarına herhangi bir dış müdahale, özellikle de devlet müdahalesi olmadığı ölçüde özgürdür. 

 

 

Serbest Piyasa Ekonomisi:

 

“Serbest piyasa ekonomisi ve kendiliğinden doğan düzen” ilkesi ise, insan ilişkilerinin ve sosyal kurumların işleyiş kurallarının, herhangi yegâne bir güç tarafından konulamayacağını, müdahalelerden uzak durularak, her şeyin doğal akışına bırakılması gerektiğini vurgulamaktadır.

 

Bu düzene dışarıdan yapılacak her “yapay müdahale” doğal ahengi, düzeni ve uyumu bozarak, fayda getirmek bir yana, telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet verecektir.

 

Liberalizmin bu temel felsefesi “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” ifadesiyle özetlenir.

Sınırlı Devlet:

 

Liberalizm, bireylerin doğal hukuktan kaynaklanan, dolayısıyla devletten önce var olan ve devleti aşan hakları olduğunu vurgular.

 

Devlet, yapacağı yasalarla bu hak ve özgürlükleri çiğneyemez.

 

Bu anlamda devletin faaliyet alanı sınırlıdır. Ayrıca gücü sınırlandırılmamış olan devlet, liberalizmin tüm diğer ilkelerine de ciddi bir tehdit oluşturacaktır.

 

Dolayısıyla liberalizm, “sınırlı devlet” ilkesi ile devletin sınırlandırılmasını istemektedir.

 

 

Liberalizm, devlet gücünün sınırlandırılması amacına yönelik çeşitli yöntemler geliştirmiştir. Bunlar arasında özellikle anayasacılık, kuvvetler ayrılığı, hukuk devleti vb. ilke ve yöntemler sayılabilir.

Anayasacılık, siyasi iktidarın veya devlet gücünün birey hak ve özgürlükleri lehine sınırlandırılması ideali olarak tanımlanabilir.

 

Hukuk devleti ise, kamu organlarının bütün faaliyetlerinin, “evrensel hukuk kuralları” na bağlı olduğu devlet yönetimidir.

 

Son olarak kuvvetler ayrılığı, devletin sahip olduğu gücün, devletin üç temel erki (yasama, yürütme, yargı) arasında paylaşılması yani gücün güçle sınırlandırılmasıdır.