Feodalizm Nedir? Feodalitenin Özellikleri ve Ortaya Çıkışı

Feodalizm Ortaçağlarda ortaya çıkan ve özellikle Batı Avrupa’da uygulanan ekonomik, siyasal ve sosyal sisteme verilen isimdir. Feodalite ya da Derebeylik Düzeni olarak da bilinir.

 

Terim, latince ‘feudum’ sözcüğünden türetilmiştir. Feudum, hizmet etme koşuluna bağlı olarak verilen arazi anlamına gelir.

 

Dokuzuncu ve on beşinci yüzyıllar arasında uygulandığı genel kabul gören, feodalizm Avrupa’nın yaklaşık 600 yılına damgasını vurmuştur. Ancak burada belirtmemiz gereken nokta, Feodalizm’in Avrupa’nın her yerinde aynı sürede ve aynı şekilde uygulanmadığıdır. Yani feodalite gerek zaman gerekse coğrafya bakımınından tüm ortaçağı kapsamaz.

 

Bizler bu kısa yazıda feodalizmin genel özelliklerinden bahsedecek, bölgeler ve dönemler arasında gösterdiği nüans farklarını dikkate almayacağız.

 

 

Roma İmparatorluğu’nun çöküşüyle birlikte Avrupa, bir duraklama ve gerileme dönemine girmiştir. İmparatorluğun dağılmasıyla küçük ve bölgesel diyebileceğimiz egemenlik birimleri ortaya çıkmış, Ortaçağ Avrupa’sında yaşam şatolarına kapanan Lordlar ve bunların egemenliğindeki köylülerden oluşmuştur.  

 

 

Roma İmparatorluğu’nun parçalanmasının yarattığı güvensiz ortamda insanlar, hem güvenlik hem de barınma endişesiyle yeni bir örgütlenmenin içinde yer almışlardır. Çünkü insanlar tarih boyunca her zaman bu ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir örgütlenme aramışlardır. Ortaçağ’da  bu örgütlenmenin ismi feodalizmdir. 

 

 

Feodal ekonomik yapıda temel üretim birimi malikâne adı verilen ve feodal beye yani lorda ait olan topraklardır. Malikâneden kasıt birkaç köyü içine alan geniş yerleşim alanlarıdır.

 

Toprağın hiyerarşik bir düzene bağlandığı bu sistemin en altında serfler yani köylüler bulunur. Serflere düşen görev bu topraklarda çalışarak üretim yapmaktır. Ürettiklerinin sadece yaşamalarına gerekli olan kısmını kendilerine alan serfler, geri kalanı lorda verirler. Lord ise köylülerin güvenliğini, aslında basitçe sadece yaşamalarını sağlar. Yani günümüzde devletin vatandaşın güvenlik ve huzurunu sağlama görevi, değişik bir biçimde,  ortaçağda lord denilen derebeylerine aittir.

 

Böylesi bir ekonomik sistem içerisinde,

 

  • Her feodal birim kendi kendine yeten bir ekonomiye sahip olduğu için dışa kapalı bir ekonomik sistem vardır. Feodal sistemde farklı topluluklar arasındaki ilişkiler, yılda bir iki kez düzenlenen panayırlar ve ara sıra çıkan savaşlarla kısıtlıdır. 

 

  • Bu dışa kapalı sistem ticaretin gelişmesini engellemiştir. Ticaret gelişmeyince, işbölümü, pazar ekonomisi ve rekabette gelişmemiştir.

 

Feodalitenin çökmesine neden olan birçok gelişme olmakla birlikte en önemli olanlar şunlardır:

  • Ateşli silahların yaygınlaşması sayesinde, geniş surlarla çevrili malikânelerin güvenli birer ortam olmaktan çıkması,

 

  • Veba salgının yarattığı tarımsal üretim kayıpları,

 

  • Coğrafi keşifler ve ardından ticaretin canlanması, şehirlerin ortaya çıkması ve insanların şehirlere göç etmesi,

 

  • Kralların, ticaret ile zenginleşmeye başlayan burjuva sınıfı tarafından desteklenmesi ve böylece merkezi otoritenin güçlenerek güçlü merkezi ordular kurması,

gibi gelişmeler feodal sistemi zayıflatmıştır.

 

Ancak sistem uzun bir süre ayakta kalmaya ve yeni sistem içinde de varlığını sürdürmeye devam edebilmiştir. Feodalitenin büyük ölçüde sona ermesi, sanayi devrimiyle olmuştur.

Bu makale işinize yaradı mı?
[Total: 2 Average: 5]