Abbasiler Dönemi Özellikleri ve Gelişmeleri (Özet ve Maddeler Halinde)

Abbasilerin Emevilerden İktidarı Almaları

  • İslam tarihinde Abbasiler dönemi, Emevilerin yıkılmasıyla başladı. Emevileri yıkılışa götüren halk isyanlarının başında yer alan Abbasi ailesinin soyu, Hz. Muhammed’in amcası olan Abbas bin Abdülmuttalib (568 – 653)’e dayanmaktadır.

 

  • Emevilerin geniş çaplı isyanlarla boğuştuğu bir dönemde Abbasi ailesinden Ebü’l-Abbas’ın Kûfe’de 749 yılında halife ilan edilmesi, Abbasiler dönemini resmen başlattı. Nitekim kısa bir süre sonra Emevilerin başşehri olan Şam şehri de Abbasilerin kontrolü altına girecek, Emevi hanedanının büyük bir bölümü ortadan kaldırılacaktı.

 

  • Abbasilerin ikinci halifesi, Ebu Ca’fer el-Mansur, Bağdat şehrini kurarak burayı başkent haline getirmesi, İslam dünyasında yeni bir dönemin başladığının en net göstergesi oldu. Böylece Emeviler döneminde İslam dünyasının merkezi olan Şam; bu görevini Bağdat’a bırakmış oldu.

 

  • Emevileri yıkılışa götüren, Abbasileri ise iktidara taşıyan en önemli şey, Emevilerin uyguladığı mevali politikasıydı. Emeviler döneminde Arap ve mevali yani Arap olmayan Müslümanlar arasında büyük bir ayrım vardı ve bu ayrım, Arap olmayan Müslümanların Abbasileri desteklemesine yol açacaktı. Abbasiler de bu desteğe uygun olarak iktidar geldiklerinde daha ümmetçi bir anlayışı benimsendiler. Böylece Arap olmayan Müslüman unsurlar (İranlılar ve Türkler gibi) devlet içinde daha etkin hale gelmeye başladılar.

 

  • Abbasiler dönemini tarihsel olarak iki bölümde incelemek mümkündür. İlk bölüm, 750’den 847 tarihine kadar devam eder. Mansur, Mehdi, Harun el-Reşid, Me’mun, Mu`tasım ve Vasık gibi halifelerin devirlerini içine alan bu bölüm, gerek Abbasi tarihinin gerekse de İslam tarihinin “yükselme dönemi” ya da “altın devri” olarak nitelendirilebilir.

 

  • 847’den sonra başlayan ve Abbasilerin 1258’de Moğol Devletince yıkılışına kadar devam eden ikinci dönem ise merkezi otoritenin gittikçe zayıflamaya başladığı Abbasi Halifelerinin siyasal güçlerini giderek kaybettiği dönemdir.

 

Abbasiler Döneminde İslam Dünyasındaki Bilimsel ve Kültürel Gelişmeler

  • Abbasilerin bu “yükselme döneminin” en önemli isimleri halife Harun Reşid ve onun oğulları Emin, Me’mun ve Mutasım’dır. Bu isimlerin dönemlerinde İslam dünyasında ziraat, ticaret, bilim ve eğitim düzeyi artarken; Bağdat, Doğu’nun en görkemli ve ekonomik açıdan en gelişmiş şehri haline gelmiştir. Öyle ki Bağdat şehri, bu dönemde içinde bulunduğu refah ve huzur ortamı nedeniyle, “Medinetü’s-Selam” yani Barış Şehri olarak adlandırılmıştır.

 

  • Abbasiler döneminde en fazla öne çıkan konu ise hiç şüphesiz, bu dönemde İslam dünyasının yaşadığı bilimsel ve kültürel gelişmelerdir. Abbasi döneminde gelişmeler sadece hadis, tefsir, fıkıh gibi islami ilimlerle sınırlı kalmamış; dil, bilim, felsefe, tarih gibi alanlar da önemli gelişmeler yaşanmıştır.

 

  • “İslamın Altın Çağı” olarak adlandırılan bu dönemde eski Yunan, Süryani, Hint, İran gibi medeniyetlere ait eserler Arapça’ya tercüme edilmiştir. Özellikle Bağdatta kurulan ve “Beytül Hikme” adı verilen kütüphane bu faaliyetlerin merkezi olmuştur.

 

  • Bu tercümeler yoluyla İslam dünyasında kısa süre içerisinde yeni bir kültür hayatı gelişmiştir. Bu kültür, eski Mezopotamya, Mısır, Eski Yunan ve Hellenizm kültürlerinin bir devamı olup İslam dünyası aracılığıyla yeni bir gelişme evresi yaşamış ve daha sonra da yine Müslümanlar eliyle Güney Avrupa ve İspanya’ya sokularak Avrupa’da Rönesans’ın doğmasında rol oynamıştır.

 

Abbasiler ve Türkler Arasındaki İlişki

 

  • Türkler ve Müslümanların M.S. 8. Yüzyıldan itibaren temas etmeye başladığı görülür. Bu temaslar sonucunda az sayıda İslamlaşma olsa da Emeviler zamanında takip edilen mevali siyaseti yüzünden ilişkiler genelde dostça olmamıştır. Ancak Emevilerin yıkılıp, İslam dünyasında iktidarı Abbasilerin devralmasıyla ilişkiler daha olumlu bir hal almaya başlamıştır.

 

  • Türkler ve Abbasiler arasındaki ilişkiler özellikle Halife Me’mun ve Mutasim döneminde artmaya başlamış; 751 yılındaki Talas savaşı Türk-Arap ilişkilerinin gelişmesinde bir dönüm noktası olmuştur. Çinliler ve Abbasiler arasında yaşanan Talas Savaşında, Türklerin Abbasilerle ittifak kurması, Türklerin İslamlaşma tarihi açısından oldukça önemlidir. Bu dönemde Karluklar isimli Türk boyu, İslamiyeti kabul eden ilk Türk boyu olmuş ve bundan sonraki dönemde diğer Türk toplulukları arasında da İslam dini hızla yayılmaya başlamıştır.

 

  • Ayrıca Türklerin Abbasi devlet bürokrasisi içindeki etkinliği de artmaya başlamış; Abbasiler Türklerden özellikle askeri alanda yararlanmışlardır. Örneğin Halife Mutasım Türklerden oluşan bir ordu kurarken; Türk ordusu için Bağdatın kuzeyinde Samerra isimli bir şehir kurulmuştur.

 

  • Türkler ve Abbasiler arasındaki yakın ilişki, Abbasilerin merkezi otoritesinin zayıflamaya başladığı dönemde de devam etmiştir. Bu dönemde Türk hükümdarları giderek güçlerini kaybeden Abbasi halifelerine sahip çıkmışlar; örneğin Abbasi halifesini Şii Büveyhoğullarının baskısından kurtaran Büyük Selçuklu hükümdarı Tuğrul Bey’e Abbasi halifesi tarafından “Doğunun ve Batının Sultanı” unvanı verilmiştir.

 

  • Bu bağlamda Büyük Selçuklu Devletinin yıkılması Abbasilerin en önemli koruyucularını kaybetmesi açısından oldukça önemlidir. Keza bu durum, kısa bir süre sonra onların da sonunun geleceğini göstermiştir.

 

Abbasilerin Yıkılışı

  • İslam tarihinde Abbasîler dönemi, siyasî nüfuzu ve hâkimiyet alanları zamanla değişmekle birlikte yaklaşık beş asır kadar sürdü. Ancak Abbasîlerin bütün dönemlerinde ailenin siyasî otoritesi aynı şekilde devam etmediğini söylemek gerekir. Devletin başında her zaman Abbasoğulları ailesinden bir yönetici bulunmuşsa da halife siyasetin belirleyici aktörü olma rolünü kaybetti.

 

  • Geniş topraklar üzerinde hakimiyet kurup, kültürel alanda önemli ilerlemeler kaydeden Abbasilerin siyasi gücü, dokuzuncu yüzyıldan itibaren gerilemeye başladı. Devletin merkezi gücünün giderek zayıfladığı bu dönemde, merkeze uzak bölgelerde “Tavaif-i Mülük” olarak adlandırılan devletçikler ortaya çıktı. Örneğin Mısır’da Türk komutanlar tarafından kurulan Tolunoğullar ve İhşitler, bu Tavaif-I Muluk denilen devletler arasındaydı.

 

  • Nihayet, Abbasi Devletinin resmen sonunu getiren gelişme 1258 yılında Moğol Hükümdarı Hülagu Han Bağdat’ı ele geçirimesiyle yaşandı. Böylece Moğol İmparatorluğu, Abbasiler devrine son veren devlet oldu. Moğolların elinden kurtulan Abbasi ailesine mensup kişiler ise Mısır’a kaçtılar ve orada Memlukların yani yine bir Türk devletinin himayesi altında halifeliklerini devam ettirdiler.

 

  • Böylece halifelik, artık hiçbir siyasi gücü kalmamış, dinsel bir simgeye dönüşmüştür. 1517 yılında Yavuz Sultan Selim Ridaniye Savaşıyla Mısır’ı aldığında ise halifelik Türklere geçmiş ve böylece Abbasi halifeliği, bu simgesel gücünü de kaybederek tamamen son bulmuştur.