Kısaca 1917 Rus Devrimi

Bolşevik Devriminin Nedenleri ve Genel Özellikleri

 

Bolşevik Devrimi ya da Ekim Devrimi olarak da bilinen Rus Devrimi, 1917 yılında Rusya’da gerçekleşen ve Çarlık yönetiminin yıkılarak yerine Sovyetler Birliğinin kurulmasıyla sonuçlanan devrimdir.

 

6-7 Kasım 1917’de başlayan Rus devrimi, Rusya’daki yaşamı kökten değiştirdi ve dünyanın diğer birçok ülkesini derinden etkiledi. Devrim Rus Ortodoks takvimi ile 24-25 Ekim 1917’de gerçekleştiği için Ekim Devrimi olarak da tarihe geçti. Fransız İhtilali’nden beri Avrupa’da yayılan fikirler ve Marksizm akımı devrime etki eden faktörler arasındaydı. Ancak Rus devriminin gerçek nedeni; Çarlık yönetiminin otokratik tutumu, durağan kırsal ekonomi, aç ve huzursuz olan kırsal kesimin mevcut düzene olan tepkisiydi. Buna 1890’larda başlayan işçi hareketlerini de eklemek gerekir.

 

Dolayısıyla 20. yüzyılın en önemli olaylarından biri olan ve dünya tarihine “Bolşevik İhtilali”, “Rus Devrimi” ya da “Ekim Devrimi” olarak geçen olayın nedenlerini anlamak için Rusya’nın 19. yüzyıldaki  ekonomik ve sosyal durumunu incelemek gerekir.

 

19. Yüzyılda Rusya’da Köylülerin Durumu: 19. yüzyılda Rusya’da feodal bir yapılanma vardı ve toprakların önemli bir bölümü büyük toprak sahiplerinin elindeydi. En önemli geçim kaynağının tarım olduğu ülkede köylülerin önemli bir bölümü topraksız ve açlık sınırındaydı.

 

19.Yüzyılda Rusya’da İşçilerin Durumu: Neredeyse tüm işçilerin çalışma şartları kötüydü, ücretler oldukça azdı. Özellikle çocuk ve kadın işçiler sağlıksız koşullarda ve çok az ücretle çalışıyordu. Bu olumsuz durum, Rusya’da işçilerin örgütlenmesine, sendikal hareketlerin artmasına, Marksizm gibi ideolojilerin güçlenmesine yol açtı. İşçi örgütlenmelerinde önemli bir etkisi olan Lenin, bazı muhalif oluşumlara önderlik ettiği için Sibirya’ya sürüldü. Oradan da İsviçre’ye giderek Rusya’daki işçi hareketleri üzerindeki etkisini sürdürdü.

 

Bolşevik Devrimi Sırasında Yaşananlar ve Devrimin Sonuçları 

 

Devrime giden son halkayı ise 1905-1917 yılları arasında Rusya’da yaşanan olaylar oluşturdu. Rusya’daki sorunlar 1905’te Petersburg’da Troçki liderliğinde bir ayaklanma çıkmasına yol açtı. Çar Nikola her ne kadar ayaklanmayı bastırmış olsa da, halka bazı haklar tanımak zorunda kaldı ve Rus meclisi DUMA‘yı açmayı kabul etti.

 

Rus Çarlığı’nın 1914’te Birinci Dünya Savaşı‘na katılmasıyla var olan toplumsal ve ekonomik sorunlar büyüdü ve arttı. Rus Çarlığı Birinci Dünya Savaşı’ndan beklediği başarıyı elde edemedi. Rusya’daki yaşam koşulları giderek kötüleşti, gıda sıkıntısı arttı. Bu koşullar altında gelinen noktada Rus askeri ve halkını ilgilendiren yegane konu, bir an evvel ne pahasına olursa olsun barış yapılmasıydı. Müttefiklerden beklenen yardım da gelmeyince, 8 Mart 1917’de Petersburg’da büyük bir grev başladı. Grev yapanları dağıtmakla görevli olan ordu mensupları da greve destek verince, Çar yönetimi için yolun sonu göründü.

 

Bu gelişmeler, Şubat 1917 devrimini ateşledi. Bu devrim sonucunda Çarlık rejimi yıkıldı ve DUMA meclisi üyeleri geçici bir hükümet kurdu.

 

 

 

Oldukça karışık bir dönemde ve apar topar iş başına gelen bu hükümetin biran evvel kargaşaya son verip düzeni sağlaması gerekiyordu. Ancak daha işin başında olaylar, hükümetin aleyhine gelişti. 1917 Şubat Devrimi, sürgündeki devrimcileri Sibirya’dan ve yurtdışından Petrograd’a (Saint Petersburg=Leningrad) getirdi. İçlerinden çoğu Sosyal Demokrat İşçi Partisinin iki kanadından Bolşevik ve Menşeviklerden olan bu sürgünler, yeni devrim için olumlu bir ortam buldular.

 

Geçici hükümetin prestiji azaldıkça işçiler ve ordu mensupları arasında Bolşeviklerin etkisi hızla arttı. Bu gelişmeler üzerine Geçici Hükümet orduda yıkıcı faaliyet yürüttükleri gerekçesiyle Bolşeviklere karşı saldırıya geçti. Bazı önde gelen Bolşevikler tutuklandı. Ekim devriminin lideri olacak olan Lenin ise Finlandiya’ya kaçtı ve çalışmalarını burada yürütmeye devam etti.

 

Eylül ayında sağcı general Kornilov’un darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlanınca Bolşevikler Petrograd ve Moskova’da çoğunluğu sağladılar. Gizlice Petrograd’a gelerek parti merkez komitesinin bir toplantısına katılan Lenin, bazı karşı çıkışlara rağmen komiteyi ikna ederek iktidarın hemen ele geçirilmesi için hazırlıklara başlanması kararını aldırdı. Bu karar üzerine çoğunluğu fabrika işçilerinden meydana gelen Kızıl Muhafızlar Petrograd’daki kilit noktaları tutarak Kışlık Saraya yürüdüler. Geçici Hükümet herhangi bir direnç gösteremedi. Hükümet üyelerinin bir bölümü tutuklandı. Başbakan Kerenski ise yurtdışına kaçtı.

 

Böylece Ekim 1917’de Bolşevikler Vladimir İljiç Ulyanov Lenin (1870-1924) önderliğinde İktidarı ele geçirmiş oldu. Lenin Marx ve Engels’in ideolojisini yani Komünist ideolojiyi benimsemiş bir isimdi.

 

Devrimin ardından ilk olarak Zengin Rus toprak sahiplerinin mallarına el konuldu. Bankalar ve sanayi girişimleri devletleştirildi. Öncelikle iç meselelerini çözme endişesinde olan Lenin, Birinci Dünya Savaşı’ndan çekilme kararı aldı. İttifak devletleri ile barışı sağlayacak olan Brest-Litovks Antlaşmasını imzaladı. Başkenti Petrograd’dan Moskova’ya taşındı. Geniş araziler ekim alanı olarak köylülere bırakılırken; fabrikaların kontrolü ise işçilere devredildi. Bankalar devlet denetimine alınarak kilise arazilerine el konuldu.

 

 

Beyaz Ruslar olarak adlandırılan antikomünistler bu hareketlere karşı çıktı ve 1918’den sonra Rusya’da iç savaş yaşandı. Üç yıl süren bu iç savaşta Beyaz Ruslar 1922’de Bolşevik Kızıl Ordusu tarafından yenilgiye uğratıldı. Yaklaşık 100.000 kişi öldürülürken; iki milyon kişi başka yerlere göç etmek zorunda kaldı.

 

Nihayetinde 1922’de başkenti Moskova olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) kuruldu.

Bu makale işinize yaradı mı?
[Total: 11 Average: 3.5]