Sovyetler Birliği Neden Dağıldı?

Sovyetler Birliği’nin yıkılma nedenleri temelde beş başlık altında incelenebilir:

 

1.) SSCB’nin yıkılmasının en başta gelen nedeni, SSCB’nin en başından beri asla gönüllü bir birliktelik oluşturamamasıdır. Daha açık bir şekilde söyleyecek olursak SSCB, onu oluşturan halkların gönüllü birliği üzerine kurulmamıştır. Dolayısıyla Kızıl Ordu’ya yani askeri güce dayalı olarak zorla oluşturulan bu birliğe karşı direniş hiçbir zaman son bulmamış ve açık ya da kapalı bir biçimde her daim sürdürülmüştür.

 

2.) Sovyetlerin yıkılmasına yol açan ikinci önemli neden, birliği oluşturan ülkelerin her zaman ağır bir baskı ve yasak altında yönetilmiş olmasıdır. Hiç şüphe yok ki, böylesi büyük bir topluluğun sonsuza kadar baskı ve zorla yönetilmesi mümkün değildi.

 

3.) Üçüncü ve belki de en önemli neden, SSCB’nin ekonomik başarısızlığıdır. SSCB’de kurulan işletmeler verimli olmaktan uzaktır. Ekonomi, halka yeterli miktarda ve çeşitte mal sunamamıştır. Yanlış planlamalar neticesinde yanlış kaynak tahsisleri yapılmış; üretim ve tüketim arasındaki denge sağlanamamış; verim arttırılamamıştır. Örneğin, 70’li yılların Sovyet Sanayisi, gelişmiş ülkelerin sanayisi ile karşılaştırıldığında aynı cins ve miktarda üretim için en az iki kat fazla işgücü ve enerji sarf etmiştir.

 

4.) ABD ile girilen silahlanma ve uzay araştırmaları konusundaki yarış ise, bu ekonomik başarısızlığın üstüne adeta tuz biber ekmiştir. SSCB’de halkın refahı için kullanılması gereken ekonomik kaynaklar bu yarış uğruna heba edilmiştir.

 

5.) SSCB’yi dağılmaya götüren son neden ise, yukarıda saydığımız başarısızlıkların bir sonucu olarak birlik üyesi ülkeler arasındaki ilişkilerin bozulmaya başlaması ve batılı güçlerin bu ülkelerdeki muhalif kesimleri etkin olarak desteklemesidir.

 

 

 

 

Sonuç olarak,

 

Saydığımız bu nedenlerin bir sonucu olarak SSCB, 21 Aralık 1991’de dağılmıştır.

 

Bundan sonraki süreçte Rusya’nın tam sosyalizmden tam kapitalizme geçmek istemesi Rusya için adeta bir felaket olmuş, Rusya; küreselleşmenin ve neo-liberalizmin büyük taarruzu karşısında sağlıklı tepkiler verip, kendi durumunu bir üstünlüğe çevirememiştir.

 

1991’den 1998’e değin Rus ekonomisi her yıl daha da gerilemiş, ürünler toplanamadığı ya da dağıtılamadığı için açlık çekilmiştir.

 

Sağlık hizmetlerinde aksamalar yaşanmış, üniversite bitirmiş nice genç, kız sefaletten ve işsizlikten dolayı başka ülkelere göç ederek hayat kadını olmuştur.

 

Ancak Rusya’nın bu durumu, 9 Ağustos 1999’da iktidara gelen Putin’in uygulamalarıyla değişmeye başlamıştır. Putin liderliğinde devletçiliğe yönelen Rusya, kendini toparlamış ve yeniden güçlenerek büyük devlet muamelesi görmeye başlamıştır.

 

Bu makaleyi faydalı buldunuz mu?
[Total: 11 Average: 4.3]

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.