Büyük Buhran: Nedenleri ve Sonuçlarıyla 1929 Ekonomik Krizi

1929 Ekonomik Krizinin Nedenleri

 

Birinci Dünya Savaşı nasıl ki 19. Yüzyıl dünya siyasal sisteminin çöküşünü ilan ettiyse; Büyük Buhran da 19. Yüzyıl dünya ekonomik sisteminin çöküşünü ilan etmiştir. Bunalımlar ya da krizler, kapitalizm olarak adlandırılan ekonomik sistemin olağan bir parçası sayılır.

 

Başlıca amacın hep daha fazla kar elde etmek olduğu bu sistem, doğası gereği yatırımı ve üretimi sürekli büyütmeyi gerektirir. Ancak pazarın aynı hızda büyümemesi yani üretimi karşılayacak bir tüketim talebinin oluşmaması kapitalizmde krizlere yol açar. İşte “büyük buhran” olarak adlandırılan 1929 Ekonomik Krizi’nin ortaya çıkmasının da temel nedeni budur.

1929 Ekonomik Krizinin Başlaması

 

1929 Buhranı, o dönemde dünyanın toplam sanayi üretiminin %42’sini üreten ABD’de ki New York borsasının çöküşüyle başlamıştır. ABD’de 1920’li yıllarda üretimin olağanüstü bir şekilde artması, ancak işçi ücretlerinin bu üretimi tüketebilecek düzeyde olmaması nedeniyle üretim ve tüketim arasında büyük bir dengesizlik ortaya çıkmıştır. Yani satın alma gücü bu büyüyen üretimle paralel olarak artmamıştır.

 

Bu dengesizlik, başlarda bankaların konut ve otomobil başta olmak üzere dayanıklı tüketim mallarının satın alınabilmesi için büyük oranlarda kredi vermesiyle giderilmeye çalışıldı. Ancak hem bu kredilerin birçoğunun geri ödenememesi hem de daha fazla kar amacıyla değerinin çok üstü fiyatlara satılan hisse senetlerinin yarattığı gerçek bir üretime dayanmayan büyüme, ABD borsasını olağanüstü olumsuz bir şekilde etkiledi.

 

Nihayetinde, Ekonomin gerçek durumuyla bağlantısını kaybeden ve tamamen sanal bir büyümeye dayanan ABD Borsası, Kara Perşembe olarak adlandırılan 24 Ekim 1929’da çöktü. Yüzlerce şirket iflas etti, büyük şirketlerin hisse senetleri ortalama yüzde elli oranında değer kaybetti.

1929 Ekonomik Krizinin Sonuçları

 

Borsada yaşanan bu çöküş, kısa süre içerisinde genel bir krize neden oldu. Banka kredilerinin kesilmesi ve birçok bankanın iflas etmesiyle hem tüketimde hem de yatırımlarda büyük bir düşüş yaşandı. Bu düşüş, kitlesel boyutlarda bir işsizliğe neden olunca tüketim talebi daha da azaldı. Bu Kapitalist sistem için çok büyük bir krizdi.

 

Çünkü yukarıda da bahsettiğimiz gibi, Kapitalist sistemin ayakta kalabilmesi daha fazla kar elde etmesine; daha fazla kar elde edebilmesi ise tüketimin artmasına bağlıdır. Tarım sektörü de krizden doğrudan etkilendi. Tarım ürünlerindeki fiyat düşüşlerini engellemek için tonlarca ürünün imha edilmesi ülkede açlık sıkıntısının baş göstermesine neden oldu.

 

Nihayetinde, bütün ekonomik unsurların birbirini olumsuz bir şekilde etkilediği ve krizin yeni krizler doğurduğu bir döngüye girildi. 1929-32 yılları arasında ABD’de fabrikaların yarısı kapandı; çalışan nüfusun %25’i işsiz kaldı; çiftçilerin %25’i topraklarını kaybetti.

 

Çok büyük toplumsal acılar çekildi. Örneğin Ünlü ABD’li romancı John Steinback’in büyük romanı “Gazap Üzümleri” bu kriz sonrasında toprağını yitiren bir çiftçi ailesinin California’da tarım işçiliği yapmak için yaptığı yolculuğun acılarını anlatır.

ABD’deki bu büyük buhran, kısa süre içerisinde dünyaya yayıldı. ABD gibi devasa bir ekonominin dışsatımı ve dışalımının azalması İngiltere ve Almanya başta olmak üzere diğer bütün Avrupa ülkelerini ağır bir biçimde etkiledi. İşsizlik yüzde 30’lara çıktı.

 

Diğer taraftan gıda ve hammadde fiyatlarını uluslararası pazarda oldukça düşmesi gelişmiş ülkelere bu ürünleri satarak geçimini sağlayan geri kalmış ülkeleri de olumsuz etkiledi. Büyük buhran, 1929-32 yılları arasında dünya ticaretinin %60 oranında azalmasına yol açtı.

 

Büyük buhranın bu olumsuz etkilerinin bir sonucu olarak bütün devletler serbest ticaret ilkesinden büyük tavizler veren çeşitli önlemler almak zorunda kaldı. Gümrükler yükseltildi, dışalımı kısıtlayıcı önlemler alındı. Ülkeler kendi kendilerine yeterli bir ekonomiye dönüşebilmek adına bütün kaynaklarını harekete geçirdi.

 

Bu çabalar, devletlerin toplumsal kaygıları, ekonomik kaygıların önüne geçirmek zorunda kaldığını gösterdi. Orta sınıfın yok olması, milyonlarca insanın işsiz kalması liberal ve kapitalist demokrasiler için ciddi bir tehlike oluşturdu.

 

Nitekim böylesi bir ortamda Sovyetler Birliği’nin krizden etkilenmemesi, aksine büyümesi, komünizmi, Batılı kapitalist devletler açısında ciddi bir risk haline getirdi. Ancak yine de büyük buhran, Marksistlerin beklediği gibi dünya çapında bir komünist devrime yol açmadı. Devletler, bunalımdan bir an önce çıkılması için ekonomiye müdahale etti. Bizzat kendisi yatırım yaparak, işsizliği azalttı ve piyasaları canlandırdı. Örneğin dönemin ABD başkanı Hoover baraj ve yol gibi bayındırlık işlerine büyük paralar ayırarak işsizliğin hafifletilmesine çalıştı.

 

 

Dünya tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan Büyük Buhran, bir çok tarihçi tarafından, irili, ufaklı diktatörlüklerin ve faşizmin doğmasında; ayrıca İkinci Dünya Savaşı‘nın başlamasında en önemli etkenlerden biri olarak gösterildi.

Sonuç

 

Sonuç olarak 1929 Ekonomik Krizi göstermiştir ki kapitalizmin dayanağı olan piyasa ekonomisi ne liberal iktisatçıların dediği gibi kriz anında kendi kendine dengeye ulaşmış, ne de Marksist iktisatçıların savunduğu gibi girdiği krizlerle yok olmuştur.

 

1929 Ekonomik Krizi sonucunda kapitalist sistem batmamış ancak krizden çıkışı ancak devlet müdahalesi yoluyla olmuştur. Bu müdahaleler ise önemli ölçüde Keynes‘in görüşleri çerçevesinde şekillenmiştir.

 

Büyük buhranın ardından dünyanın önemli bir bölümünde müdahaleci piyasa sistemi, serbest piyasa sisteminin yerini almış, kamu kesimi de özel kesimin yanında üretime katılmıştır. Devlet kamu iktisadi teşebbüsleri vasıtasıyla mal ve hizmet üretmeye başlamıştır. Bu yeni ekonomi sistemine karma ekonomi sistemi adı verilmiştir.