Cumhuriyetin İlk Yıllarında Devletçilik Politikası

Türkiye’de Devletçi ekonomi politikaların yoğunlaştığı dönem, 1930 ve 1949 yılları arasıdır. Peki devletçilik politikası nedir? Devletçilik politikası Türkiye’nin kalkınmasını nasıl etkilemiştir? Aynı şekilde Cumhuriyetin ilk yıllarında ekonomide neden devletçilik politikası benimsenmiştir? Yazımızda Türkiye’de uygulanan Devletçi Ekonomi Politikaları hakkındaki bu temel sorulara kısa cevaplar vermeye çalışacağız.

 

Devletçilik Politikasının Nedenleri

 

1929 yılının sonlarına doğru ABD’de ortaya çıkan “Büyük Buhran” kısa sürede tüm Avrupa’ya yayılmış ve Türkiye’de bu ekonomik krizden ciddi bir şekilde etkilenmiştir. Bu durum karşısında Türkiye, uygulamakta olduğu kısmi Liberal ekonomi politikalarından vazgeçerek ekonomi politikasında değişikliğe gitmiştir. Önceki dönemde özel sektöre yapılan teşviklerden gereken başarının elde edilememesi de Türkiyeyi devletçi ekonomi politikalarına yönlendiren önemli bir nedendir.

 

Bu gelişmeler ışığında, Türkiye’de 1930 yılında Merkez Bankası kurulmuş; böylece Türkiye kendi parasını basabilecek ve para politikasını yönlendirebilecek bir kuruma sahip olmuştur. Aynı yıl çıkarılan “Türk Parasını Koruma Kanunu’yla” da Türkiye’ye de döviz giriş çıkışı ve döviz üzerinden yapılan her türlü işlem devlet denetimi altına alınmıştır.

 

Devletçi ekonomi politikaları, 1933 yılında Sümerbank’ın kurulması ve devletin ilk kez faiz oranını belirlemesiyle doruk noktasına çıkmış ve ekonomiye müdahale bu gelişmelerden sonra da hızla devam etmiştir.

 

 

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı

 

Türkiye’nin Devletçi ekonomi döneminde başvurduğu bir başka uygulamada Sanayi Planlarıdır. Bu çerçevede hazırlanan ve 1934-38 yıllarını kapsayan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, 1934 yılında uygulamaya konulmuştur.

 

Bu plan çerçevesinde, özellikle dokuma sanayii, maden işleme sanayii, kâğıt sanayii, kimya sanayii ve toprak sanayii olmak üzere 5 alanda sanayi tesisleri kurulmasına girişilmiştir. Bu noktada yapılan yatırımlara yaklaşık 100 milyon lira harcanmış ve bu harcamaların bir bölümü Sovyetler Birliği’nden alınan kredilerle karşılanmıştır.

 

Devletçi ekonomi döneminin önemli dönüm noktalarından biri olan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı’nın bütün hedeflerine ulaştığı söylenemese de özellikle söz konusu 5 alanda, sonraki gelişmelere altyapı oluşturacak birçok tesis tamamlanmıştır. Planın bir diğer önemli yararı da, Türk mühendis ve işçilerinin bu tür işlere girişerek bunları öğrenmesi ve gelecekte görev alacak elemanların yetişmesine katkı sağlaması olmuştur.

 

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı’nın uygulanmasında kazanılan bu başarılar, İkinci bir Beş Yıllık Sanayi Planı’nın hazırlanmasına da olanak sağlamıştır. Ancak ne var ki, İkinci Dünya Savaşı’na giden süreçte bu planın uygulanması mümkün olmamıştır. İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması, Devletçi Ekonomi Politikalarına da yeni bir boyut getirmiştir. Bu dönemde devletin ekonomiye müdahalesi daha yoğun bir hal almıştır.

 

İkinci Dünya Savaşı ve Devletçilik Politikası

 

Bu dönemin ilk önemli gelişmesi, 1940 yılında Milli Koruma Kanunu’nun çıkarılmasıdır. Bu kanun sayesinde fiyatların ve diğer ekonomik göstergelerin bir bölümünün devlet tarafından saptanması hüküm altına alınmıştır. Aynı yıl Milli Koruma Kanunu’na dayanılarak Varlık Vergisi Kanunu çıkarılmıştır. Bu kanunla başta azınlıklar olmak üzere, varlıklı kesimlerden servet vergisi niteliğinde bir vergi alınması yoluna gidilmiştir.

 

Sonuç olarak, yukarıda özetlemeye çalıştığımız Devletçi Ekonomi politikalarının başarısını sağlıklı ve tam olarak ölçmek mümkün değildir. Çünkü bu dönemde yaşanan İkinci Dünya Savaşı ve ona bağlı gelişmeler bütün ülkeleri olduğu gibi Türkiye ekonomisini de ciddi biçimde etkilemiştir. Girişimler ne kadar olumlu olursa olsun bu olumsuz hava içerisinde beklenen faydayı tam olarak sağlayamamışlardır.

 

Ancak tüm bu gelişmelere rağmen, Türkiye’nin Devletçi Ekonomi politikalarını uygulamaya başladığı 1929 yılında 1 milyar dolar olan Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın, 1949 yılında 3.2 milyar dolara yükselmesi, devletçi ekonominin ülke ekonomisi açısından önemli bir gelişmeyi sağladığını bizlere göstermektedir. t

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.