Ayn Rand Felsefesi ve Düşünceleri

Ayn Rand, 1905-1982 yılları arasında yaşamış olan Rusya asıllı Amerikalı romancı ve felsefecidir. Gerçek adı Alissa Rosenbaum‘dır. “Biz Yaşamız (We Are The Living)”, “Omuz Silken Atlas (Atlas Shrugged)”, “Kapitalizm Bilinmeyen Ülkü (Capitalism: The Unkonwn İdeal)”, Bencilliğin Erdemi (The Virtue of Selfishness)” en bilinen eserleridir. 

Siyaset felsefesi bağlamında sınırsız bir kapitalizmi savunurken; ahlak felsefesi açısından birey çıkarını üstün gören bir anlayışı benimsemiştir. Ortaya koyduğu bu felsefe, “objektvizim” (nesnelcilik) olarak bilinir. 

Ayn Rand’ın Rusya’da Bolşevik devrimine tanık olması ve ailesinin mülklerine el konulması sonrası içine düştüğü yoksulluğun izleri, düşüncelerinde belirgin bir şekilde görülmektedir. 

Bu anlamda komünizme ve her türlü kollektivist fikre karşı derin bir düşmanlık duyan Ayn Rand, kapitalizmi sadece yarattığı zenginlik nedeniyle pratik açıdan değil, ama aynı zamanda birey çıkarını ve özgürlüğünü ön plana çıkaran yapısı nedeniyle de en erdemli toplumsal sistem olarak tanımlar. 

Ayn Rand’a göre tarihteki hiçbir politik-ekonomik sistem kapitalizm kadar insanlığın yararına işlememiş, bununla beraber onun kadar sert ve anlamsız bir biçimde eleştirilmemiştir. 

Kapitalizm hakkındaki yanlış bilgilenme ve dezenformasyon, onun hakkında hiçbir gerçek fikre sahip olmayan ve kapitalizm dışında herhangi başka bir politik-ekonomik sistemi deneyimlememiş olanların, her türlü toplumsal sorunda kapitalizmi suçlamasına yol açmıştır. 

Ayn Rand, “ortak ve kamusal bir çıkar” yerine her bireyin kendi çıkarı peşinde koşmasını savunan, bireye en yüksek derecede özgürlük tanıyan ve devlete sadece güvenlik ve yargı gibi çok kısıtlı bir görev alanı bırakan klasik liberal düşünceye bağlıdır.

Ayn Rand, savunduğu felsefeyi şu sözlerle özetler; 

Hayatım ve hayatıma olan sevgim adına yemin ederim ki, hiçbir zaman bir başka insan için yaşamayacağım ve hiç kimseden benim için yaşamasını istemeyeceğim.

 

 Benim felsefem: Özünde, hayattaki ahlaki amacı kendi mutluluğunu olan, varlığının yegane amacı ve en yüce eseri olarak yaratıcı üretkenliğini gören kahramansı bir varlık, bir insan konseptidir.

Ayn Rand, tüm bu düşüncelerini özellikle yazdığı kurgusal romanlar aracılığıyla okuyucuya aktarmıştır. Bu romanlardan “Atlas Silkindi (Atlas Shrugged)”, onun en bilinen ve düşüncelerini aktarma açısından en önemli romanıdır. 

Romanın önsözünde okuyucuya, “pek çok insanın onun yaratıcılığı sayesinde hayatını sürdürebildiği yaratıcı sınıf bir gün çalışmaktan vazgeçerse ne olur?” sorusunu yönelten Ayn Rand, bu yaratıcı sınıfı, Yunan Mitolojisinde dünyayı sırtında taşıyan Atlas’a benzetir.

Bu sınıf bir anlamda, Marx’ın proletaryasının karşıtıdır. Dünyada asıl zenginliği ve refahı üreten, bireysel çıkarlarını peşinde koşan bu girişimci, üretken ve yenilikçi sınıftır. 

Ona göre insanlık tarihinde greve gitmeyen tek bir insan türü vardır. Bütün diğer tür ve sınıftaki insanlar canı istediği zaman çalışmayı bırakmış, isteklerini haykırmış ve kendilerinin insanlık için vazgeçilmez olduklarını belirtmişlerdir.

Ancak mitolojik Yunan tanrısı Atlas misali dünyayı gerçekten sırtında taşıyan ve onu ayakta tutan insanlar hariç. Şimdi dünya onların kim olduğunu, ne yaptıklarını ve işlevlerini yerine getirmezse neler olabileceğini öğrenmelidir. 

Ayn Rand’a göre bu zeka sahibi insanın grevidir. Diğer insanlar ise, bu insanlar sayesinde ayakta kalmakta bir anlamda asalak rolünde yaşamaktadır. 

Bencillik kelimesinin altını dikkatle çizen Ayn Rand için, bencillik sanıldığı gibi kötü bir şey değildir.

Rand’ın “Rasyonel Bencillik” olarak adlandırılan bu düşüncesine göre insan, sadece kendisi için yaşamalıdır ve başkalarından da kendisi için bir şey yapmasını istememelidir. 

Dünyanın bizleri kurtarma ve bizlere iyilik etme aşkıyla dolu insanlar tarafından hep kana bulandığını ileri süren Ayn Rand’a göre tarihteki bütün savaşlar, “yürekleri iyilikle dolup taşan”, kendini bir dava uğruna feda ettiğini düşünen kurtarıcılar tarafından çıkarılmıştır. 

Hitler Almanları; Stalin, işçileri; Mao, köylüleri kurtarmak için yola çıkmış ve nihayetinde dünyayı kana bulamıştır.  

Bu isimlerin ortak özelliği hep biz demeleri, biz için mücadele ettiklerini iddia etmeleriydi. Hiçbir zaman ben deyip kendilerini düşünmemişlerdi. 

Ancak bilim ve zenginlik; hayatı kolaylaştıran ve yaşanır kılan her türlü buluş ve bilgi kendi çıkarları için çalışan ve “ben” diyen “bencil” insanların eseriydi.

Rand için, bireysel çıkarın toplumsal çıkara feda edildiği her türlük toplumsal ve ekonomik sistem, kaos ve yıkımla sonuçlanacaktır. 

Rand için bunun en tipik örneği Sovyet Rusya’dır. “Toplumsal fayda” hedefiyle ortaya çıkan Sovyet sistemi, hemen hemen herkes için bir sefalet doğurmaktan başka bir işe yaramamıştır. 

Sovyet vatandaşları, endüstrileşmiş ve müreffeh bir düzen için birçok zorluğa ve fedakarlığa katlanmış, onlara zor koşulların geçici olduğu ve kısa bir süre sonra kapitalist Batıyı geçecekleri söylenmiştir. 

Ancak onlar traktörler ve jenaratörler beklerken devlet, bütün ekonomik gücünü nükleer güç ve uzaya insan gönderme amacına heba etmiştir. 

Kapitalist Amerika ise, bireysel çıkarları, ortak iyi için feda etmemiş. İnsanların kendi çıkarları peşinden koşmasına izin vermiştir. Neticede Amerika’da hiç kimse endüstrileşmek için açlıktan ölmek zorunda kalmazken, daha zengin ve müreffeh bir hayata kavuşmuştur. 




Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.