Sosyal Demokrasi Nedir?

Bu yazımızda Sosyal Demokrasi ideolojisini açıklayarak sosyal demokrasi sosyalizm farkını incelemeye çalışacağız. Sosyalist ideallerden esinlenmekle beraber ağırlıklı olarak içinde var olduğu politik ortamdan ve bu ortama özgü değerlerden etkilenen Sosyal demokrasi kavramı, bugün birçok gelişmiş Batılı toplumda pratik düzeyde uygulanmaktadır.

 

Sosyal demokrasi tarihsel olarak her ne kadar geleneksel Marksizmle ilişkilendirilse bile günümüzde daha farklı anlamlar içermektedir.

 

Sosyal Demokrasi kavramı, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kapitalizmi kendi içsel dinamikleri içerisinde reforme etmek isteyen bir anlayıştır. Yani sosyal demokrasi sosyalizmle ilgili olmaktan çok, kapitalizme karşı oluşabilecek sosyalizm ya da komünizm tehlikesine karşıdır.

 

Bu anlayış piyasa ekonomisi içerisinde dengeli bir devlet müdahalesi ile birtakım iyileştirmelerin gerçekleştirilebileceğini savunmaktadır. Bu bağlamda sosyal demokrasi kavramı, toplumsal tabandaki sosyal refah devleti ilkeleri ile kapitalizmin içsel çelişkilerini ve krizlerini aşmasını ve böylece varlığını devam ettirebilmesini amaçlar.

 

Sosyal demokrasi ve refah devleti anlayışı ile Kapitalizmin piyasa ekonomisi içerisindeki katı yorumu yumuşatılmaya çalışılmıştır. Devletin piyasalardaki düzenleyici rolü artırılarak ya da ücret politikaları revize edilerek toplumdaki sosyal adalet duygusu yaygınlaştırılmıştır. Dolayısıyla sosyal demokrasi anlayışı ve sosyal devlet anlayışı bir anlamda birbirinin tamamlayıcısı olan kavramlardır.

 

Ünlü siyaset bilimci Andrew Heywood sosyal demokrasinin özelliklerini şu şekilde sıralamıştır:

1- Sosyal demokrasi, liberal-demokratik ilkeleri onaylar ve siyasal değişimin barışçıl bir biçimde ve anayasal kurallar çerçevesinde olması gerektiğini kabul eder.

2- Özellikle bir zenginlik dağıtım aracı olarak düşünüldüğünde kusurlu bir sistem olan kapitalizm, yapısal eşitsizlik ve yoksullukla ilişkilidir.

3- Kapitalist sistemin bu kusurları ancak kamusal ve müşterek yararın koruyucusu olan devlet müdahalesi sayesinde giderilebilir.

4- Ulus-devlet, kendi sınırları içinde iktisadi ve sosyal hayatı düzenlemede önemli bir güce sahip olmalıdır.

 

Yukarıda genel hatlarıyla tanımlamaya çalıştığımız Sosyal demokrasi kavramı, 20. yüzyılın ikinci yarısında liberalizme karşılık kendisini yeniden tanımlamak suretiyle özellikle kıta Avrupası’nda önemli kazanımlar elde etmiştir. Fakat 21. yüzyıla girerken bu kazanımların büyük ölçüde zayıfladığı söylenebilir. Çünkü sosyal demokrasi zaman içerisinde değişen toplumsal ve ekonomik koşullar karşısında kendisini yenileyemeyerek, neo-liberalizmin baskın politikaları karşısında zayıflamıştır.