Saltanatın Kaldırılmasının Nedenleri ve Gerekçesi

 

Bu yazımızda saltanatın kaldırılmasına zemin hazırlayan gelişmeler hakkında kısa bir bilgi vererek kısaca saltanatın kaldırılmasının nedenleri ve sonuçları üzerinde durmaya çalışacağız.

 

Kurtuluş Savaşı sırasında ve TBMM’nin açıldığı dönemde, öncelikli olan yurdun düşman işgalinden kurtarılması olduğu için, Saltanat makamına karşı açık bir tavır sergilenmemiş ve bu konu nedeniyle milli güçlerin bölünmemesine dikkat edilmiştir. Ancak Yunan ordusunun Anadolu’dan atılmasının ardından, barış konferansına davet nedeniyle saltanat konusu gündeme gelince, bu kez Mustafa Kemal Paşa, bu kurumla ilgili gerçek düşüncesini hayata geçirmiştir.

 

Mudanya Mütarekesi imzalandıktan sonra barış görüşmeleri hazırlıklarına başlanmış ve İtilaf Devletleri, 28 Ekim 1922 tarihli notalarında Osmanlı Devleti ile TBMM hükümetini birlikte barış görüşmelerine davet etmişlerdir.

 

Bunun nedeni, İtilaf devletlerinin iki taraf arasındaki görüş ayrılıklarından yararlanmak suretiyle Türk tarafını bölerek güçsüzleştirmektir. İstanbul hükümeti İtilaf Devletlerinin bu tavrına çanak tutarcasına, barış konferansına katılmayı kabul etmiş ve derhal gerekli hazırlıklara başlamıştır.

 

İstanbul hükümetinin bu tavrını ve Meclisten gelen tepkileri iyi değerlendiren Mustafa Kemal Paşa, 1 Kasım 1922’de Saltanatın kaldırılması konusunun komisyonda görüşülmesi sırasında tarihi bir konuşma yaparak, millet egemenliğinin yanında kişisel egemenliğin de sürdürülmesinin akla yatkın olmadığını vurgulamıştır. Daha sonra konuşmasını şu sözlerle sürdürmüştür:

 

Bu bir emrivakidir. Mevzubahis olan, millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. Mesele zaten emrivaki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu behemehâl olacaktır. Burada içtima edenler (toplananlar) Meclis ve herkes meseleyi tabii görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.

 

Bu gelişmelerin ışığı altında Saltanatla Halifeliğin birbirinden ayrıldığını belirten iki maddelik bir yasa taslağı hazırlanmıştır. Bu taslak meclise sunulurken kaleme alınan metin ise söz konusu yasanın bir gerekçesi olduğu kadar Lozan’da savunulacak temel görüşü de içermektedir. Buna göre, Osmanlı Saltanatı, İstanbul’un işgal edildiği 16 Mart 1920’den başlayarak sona ermiştir.

 

Nihayetinde halifeliğin kaldırılmasına ilişkin taslak, 1 Kasım 1922’deki Meclis oturumunda açık oylamaya sunularak kabul edilmiştir. Bu taslağa karşı olumsuz oy kullanan tek milletvekili, daha sonra Atatürk’e karşı gerçekleşecek olan İzmir Suikastı sanıklarından Ziya Hurşit’tir.

 

Barış konferansına davet sorunu gerekçe gösterilmesine karşın, Saltanatın kaldırılmasının tarihsel gelişmelere dayanan daha sahici gerekçeleri vardır. Bu gerekçelerden ilki 620 yıllık Osmanlı hanedanının artık çağın gerisinde kalmış olması ve ömrünü tamamlamış olmasıdır. Bir diğer gerekçe I. Dünya Savaşı sonucunda birçok ülkede monarşilerin yıkılması ve yerlerine Cumhuriyet yönetimlerinin kurulmasıdır.

 

Ayrıca, Mustafa Kemal Atatürk’ün temel amacı, ulusal egemenlik anlayışına dayanan laik ve demokratik bir devlet kurmaktır. Bir ailenin iradesine dayanan yönetimlerin ise ulusal egemenlik anlayışına ters düştüğü bir gerçektir. Bu nedenle Saltanat kaldırılarak yönetim, bir kişi ve aileden alınıp, tüm ulusa mal edilmeye çalışılmıştır.