Post-Fordizm Nedir? Tanımı ve Özellikleri

 

Post-fordizm, fordizmin krize girmesiyle birlikte 1970’lerden itibaren ortaya çıkan yeni bir “üretim ve tüketim paradigması” dır.  

 

Piyasadaki farklılaşmış taleplere yanıt verecek şekilde, nispeten az ancak çok çeşitli sayıda ürünlerin üretilmesi, üretimin ve işgücünün esnek hale getirilmesi, üretimde kullanılan makinelerin ve çalıştırılan işçilerin birden fazla sayıda işleve sahip olması, küçük ölçekli üretim yapılması ve yatay bir örgütlenme, post-fordist üretim biçiminin temel özellikleridir.

 

“Post-Fordizm”, kelime anlamı itibarıyla “fordizm sonrası” demektir. Bu ifade ile anlatılmak istenen, 19. Yüzyılın sonlarından itibaren dünyanın başat üretim ve tüketim paradigması haline gelen “fordizm” in artık miadını doldurduğu ve yerini yeni bir düzene bıraktığıdır.

 

Piyasaların eskisi kadar istikrarlı olmaması, rekabetin artması, kitlesel mallara olan talebin doyması, taleplerde meydana gelen aşırı farklılaşma, esnekliğe sahip olmayan ve büyük stoklarla çalışan geleneksel üretim yapılarının değişken taleplere yeterince cevap verememesi gibi nedenler “fordizm” denilen üretim biçiminin krize girmesine yol açmıştır. 

 

Bu nedenle post-fordzimin ne anlama geldiğini daha iyi anlayabilmek için, fordizmin tanımını yapmak ve post-fordizm ile fordizm arasındaki temel farklara kısaca değinmek gerekir.

 

Post-Fordizm ve Fordizm Arasındaki Farklar:


Bilindiği üzere Fordizm; standart, sayıca fazla ancak çeşitlilik itibariyle az sayıdaki ürünün kitlesel olarak üretilip tüketildiği bir ekonomi paradigmasıdır. Bu bağlamda Post-fordizmi, fordizmden ayıran temel özellikler şunlardır:

 

 

  • Fordizm, az sayıda ve belli standartlara dayalı ürünlerin üretimine dayanırken; post-fordizm, ürün çeşitliliğinin artırılmasına dayalıdır. Post-fordizmde üretim kitleye değil, bireye ya da küçük gruplara yönelik olarak yapılır.

 

  • Fordizmde kitlesel üretim ve kitlesel tüketim ön plana çıkarken; post-fordizm belirli tüketici gruplarını hedef alan küçük ölçekli üretimleri hedefler. Fordizm, tüketiciye dört beş çeşit otomobil ya da üç dört çeşit buzdolabı sunarken; post-fordizmde üretimi belirleyen sokaktaki tüketicinin talepleridir. Yüzlerce farklı otomobil ya da buzdolabı üretilerek, daha fazla çeşit ve daha fazla özellik tüketiciye sunulmuş olur.

 

  • Bu çeşitlenme ister istemez üretimde bir esnekleşmeyi beraberinde getirir. Fordist üretim anlayışında asıl amaç, ürün çeşitliliği az ancak miktar bazında büyük ölçekli bir üretimi gerçekleştirebilmek iken; post-fordizmde, piyasalardaki talep farklılaşmalarına ve talep miktarlarındaki dalgalanmalara paralel olarak işletmelerin kendilerini sürekli güncellemeleri gerekir.

 

  • Bu durumda istihdam edilen işgücü ve kullanılan teknolojinin de bu tarz bir esnek üretime uyumlu hâle getirilmesi zorunludur. Fordist üretim anlayışında istihdam edilen işgücü ve kullanılan teknoloji, kitlesel üretime uygun olarak önceden saptanmış özel ve sınırlı fonksiyonları yerine getirirken; post-fordizmde istihdam edilen işgücü, üretim sürecinde birden fazla işlevi yerine getirebilecek bir özelliğe sahip olmalıdır. Aynı şekilde kullanılan teknoloji de çok amaçlı ve esnek olmalı, işletmenin üretimde yapacağı değişikliklere bağlı olarak, düzenlenebilmeli ve ayarlanabilmelidir.

 

  • Fordist üretim tarzında işçilerin vasıflı olmasına ya da üretim süreci hakkında bilgi sahibi olmasına gerek yoktur. Çünkü üretici tarafından belirlenmiş olan sınırlı ve tek bir işi yaparlar. Fordist üretim biçiminde çalışanlar, üretim sürecinde var olan makinelerin ve teçhizatların bir parçası durumundadır. Bu nedenle iş süreciyle ilgili kararlara katılmaları beklenmez. Post-fordizmde ise büyük oranda işçilerin vasıflı olması, birden fazla iş yapabilmeleri, esnek olmaları ve üretim sürecine ilişkin bilgi sahibi olmaları beklenir. Çünkü “post-fordizmin esnek üretim anlayışı” nedeniyle işletme, üretimini yaptığı malın türüne ve miktarına göre işçileri üretim sürecinin farklı birimlerinde çalıştırabilmek zorundadır.

 

  • Bu nedenle post-fordizmde işçiler üretim sürecinin bütünü hakkında daha fazla bilgi sahibidir ve kararlara katılım düzeyleri fordizme göre daha yüksektir. Bu bağlamda fordist üretim biçiminde işçiler Taylorist yönetim anlayışına uygun olarak, hiyerarşik bir şekilde yönetilirken; post-fordizmde, katılımcı bir yönetim anlayışına ve hiyerarşinin daha az olduğu yatay bir iş bölümüne göre yönetilirler.
fordizm / post-fordizm
fordizm / post-fordizm

Post-Fordist Değişimin Sonuçları:


Bu özelliklerden de anlaşılacağı üzere Post-fordizm, üretim ve tüketim kalıplarımızı büyük oranda değiştirmiş ve tüm insanlık için yeni bir yaşayış biçimine yol açmıştır.

 

 

Fordizmden post-fordizme geçiş süreci günümüzde de tüm hızıyla devam etmekte olup, onun kısa ve uzun vadede birçok önemli sonucu olacaktır.  

 

 

Post-fordizmin getirdiği önemli değişimlerin bazıları şunlardır;

 

 

  • Fordizmin kitle üretiminden, post-fordizmin parçalı ve özelleşmiş üretim yapısına geçiş yapılırken; hizmet sektörü yükselmiş ve bilgi ekonomisi gelişmiştir. Bu durum, mesleklerin yapısında ciddi değişimlere yol açarak, “sanayi sonrası toplum” veya “bilgi toplumu” olarak adlandırdığımız yeni bir toplumsal yapıyı ortaya çıkarmıştır.

 

  • Yüksek gümrüklerle korunan ekonomiler yerini küresel düzeyde bir rekabete bırakmış, ulus devlet ölçeğindeki ekonomi önemini kaybederken, küresel piyasalar ve şirketler yükselişe geçmiştir.

 

  • Şubeleşme (franchising), taşeronlaşma ve fason üretim gibi süreçlerin sonucunda iş gücünde değişim yaşanmış; yarı zamanlı, geçici, serbest ve evden çalışma gibi “esnek istihdam yöntemleri” ortaya çıkmıştır.

 

  • Post-fordizmin getirdiği “esnek istihdam” koşullarının bir sonucu olarak işletmenin birden çok biriminde çalıştırılabilen vasıflı elemanlar, görece daha yüksek bir iş güvencesine ve daha yüksek bir ücrete sahip olmaya başlamıştır. Ancak vasıfsız yani sadece tek bir alanda çalışabilen personeller, piyasadaki gelişmelere ve üretim miktarındaki artış ya da azalışa bağlı olarak işe alınıp çıkartılmaktadır. Bu durum ciddi toplumsal sorunlara yol açmakta, kısa dönem, geçici, sözleşmeli ya da Türkiye’de yaygın olarak bilinen şekliyle “taşeron” istihdam şekillerinin yaygınlaşmasına yol açmaktadır.

 

  • İşgücündeki bu değişim, eğitimin daha az standartlaşmasına ve daha spesifik alanlara kaymasına ve daha esnek bir şekilde uygulanmasına yol açmıştır. Örneğin tek bir alanda alınan ve yıllardır değişmeyen bir müfredata tabi eğitim yerine, farklı alanlardan alınan, daha kısa ve daha fazla uygulamaya dayanan eğitimler önem kazanmıştır.

 

 

Genel özellikleri ve getirdiği değişimler yukarıda kısaca özetlenen post-fordist dönüşüm üzerine olumlu ve olumsuz pekçok görüş öne sürülmüştür.

 

Post-fordizmin sosyal ve ekonomik sonuçlarının genel olarak olumlu olduğunu savunan ve bu dönüşümün sağladığı esneklikle özellikle küçük işletmelerin önünü açacacığını ve onlara güç sağlayacağını savunan kimi iyimser yaklaşımların yanında, post-fordist dönüşümü olumsuz açıdan değerlendiren görüşler de vardır.

 

Bu görüşlere göre, post-fordist dönüşüm daha çok sermaye lehine işleyen bir süreçtir. Bu süreç, emek açısından hiçbir olumlu yöne sahip olmadığı gibi, getirdiği “esnek istihdam” koşullarıyla kapitalizmin emek ve emek süreci üzerindeki kontrolünün güçlenmesine vesile olmuştur.

 

 

Post-fordizm, ücretlerin genel seviyesinin düşürmüş, emeğin 20. yüzyılda elde ettiği birçok sosyal kazanımı yok etmiştir. Post fordizmin öngördüğü az ve nitelikli istihdam, iş güvencesinin olmadığı ve sigortasız emeğin yaygınlaştığı bir ortam doğurmuştur.