Yeşil Kuşak Projesi Nedir?

 

Yeşil Kuşak projesi kısaca ABD’nin İslam dinini uluslararası ilişkilerde bir araç olarak kullanmasına yönelik bir strateji olarak değerlendirilebilir.

 

Soğuk savaş döneminde ABD’nin İslam’a ilişkin politikası ılımlı, denetlenebilir bir İslam’ı desteklemek, bu İslam’ı SSCB’ye ve komünizme karşı bir panzehir şeklinde kullanmak olarak ortaya çıktı.

 

Bu projeye “Yeşil Kuşak” denilmesinin temel nedeni, İslam’ın geleneksel renginin yeşil olmasıydı. 

 

Bir anlamda ABD, İslam dinini “kızıl” tehlikeye karşı “yeşil” bir panzehir olarak kullanmak istedi. 

 

ABD’nin İslam’la ve İslami hareketlerle olan bağlantısı ve ilgisi tarihsel süreç içinde iniş-çıkışlar göstermiş ve ABD, dönemin konjonktürel yapısına göre İslam’ı siyasal müttefik ya da tehdit olarak görmüştür.

 

Bu bağlamda özellikle Sovyetlerin ve Komünizmin güçlü olduğu dönemde ABD, genel olarak İslam’ı, uluslararası alanda etkinliğini sürdürmeye yarayacak ve kendisine yakın rejimleri ayakta tutarak rakip ülkeleri zayıflatacak bir dış politika aracı olarak görmüştür.

 

Bu dönemde ABD’nin İslam’ı kullanmasının iki temel nedeni vardı:

 

1.) ABD, SSCB ile girdiği uluslararası rekabette, Komünizmin İslam ülkelerinde yayılması ve bu ülkelerin SSCB güdümüne girmesi tehlikesi karşısında, İslam’ı Komünizme karşı bir panzehir gibi kullanmak istedi. Bir başka ifadeyle ABD, Müslüman dünyayı ve en önemlisi petrol üzerindeki egemenliğini Sovyetler Birliği’ne kaptıracağı endişesiyle “Yeşil Kuşak” isimli bir politik yaklaşım geliştirdi.

 

2.) ABD’nin İslami hareketleri desteklemesinin ikinci nedeni ise, özellikle Mısır önderliğinde gelişen Arap milliyetçisi akımı zayıflatmak istemesiydi.

 

Dolayısıyla, ABD dış politikası açısından İslam’ın rolü 1970’lerin sonuna doğru SSCB’yle ilişkiler ve sosyalizmle rekabet çerçevesinde çok daha fazla önem kazanmaya başladı.

 

ABD’de İslam’ın komünizme karşı bir kalkan olacağını savunanların başında ise ABD’li ünlü stratejist ve Carter‘ın ulusal güvenlik danışmanı olan Zbigniev Brzezinski geliyordu.

 

Onun bu yaklaşımı söz konusu dönemde ABD’nin Yeşil Kuşak Projesini geliştirmesinde oldukça etkili oldu.

 

ABD, kendi çıkarlarına ters düşmeyen ve hatta kendi çıkarlarını sağlamada bir araç olarak kullanabileceği İslam’ı radikal islamcı örgütlerden ayırmak için “ılımlı islam” olarak adlandırdı. 

 

Örneğin ılımlı denilen bu İslam anlayışı vasıtasıyla SSCB’nin güneyinde yer alan Türki cumhuriyetlere İslam aracılığıyla sızmaya çalışıldı. Amaç buralara İran’daki gibi ABD’ye karşıt radikal İslamcı hareketlerin girmesini engellemekti.

 

Türkiye’de ABD’nin Yeşil Kuşak Projesinin etki alanlarından biriydi. Türkiye gibi ülkelerde sol hareketlere karşı bir ağırlık oluşturabilmek ve bu ülkelerde sosyalist rejimlerin kurulmasını engellemek açısından İslam kullanıldı.