İktisat Nedir? Kısaca Tanımı ve Mikro İktisat – Makro İktisat Ayrımı

İnsanların maddi istek ve gereksinimlerini karşılamak amacıyla giriştikleri üretim, bölüşüm ve tüketim gibi etkinlikleri inceleyen bilim dalına iktisat ya da ekonomi denir.

 

İktisat birey ve toplumların sınırsız istek ve ihtiyaçlarını karşılamak için, sahip oldukları sınırlı kaynakları nasıl ve ne şekilde kullanacaklarını araştırır.

 

İktisat, kıtlığın ve tercihlerin incelenmesidir.

 

İnsanlığın sahip olduğu kaynaklar sınırlı olduğundan, bu kaynakların en iyi, en etkili ve en verimli şekilde nasıl kullanılabileceklerini inceleme ihtiyacı, iktisat diye bir bilimin doğmasına neden olmuştur. 

 

Bir başka ifadeyle iktisat bilimi, bireylerin ve toplumların ekonomik düzeyde yaptığı seçimleri ve bu seçimlerin nasıl sonuçlar doğuracağını inceler.

 

Örneğin her birey, günlük hayatta birçok şey elde etmek ister.

 

Güzel giyinmek, eğlenmek, iyi bir eğitim almak, arkadaşlarıyla ya da ailesiyle zaman geçirmek vs. gibi. Ancak bütün bu istekler; gelir, fiyat ya da zaman gibi kısıtlara sahiptir.

 

Dolayısıyla her istediğimizi her an yapabilmemiz mümkün olmadığından, sınırlı kaynaklarımızı göz önünde tutmak ve tercihlerimizi buna göre yapmak zorunda kalırız.

 

Aynı durum toplumlar, yani devletler için de geçerlidir.

 

Her toplum iyi bir sağlık hizmeti, iyi bir eğitim ve sosyal güvenlik sistemi talep eder. İnsanlarını iş sahibi yapmak, milli gelirini yükseltmek ister.

 

Bunları gerçekleştirebilmek için devletler, ellerindeki sınırlı kaynakları bu amaçlar doğrultusunda doğru bir şekilde kullanmak zorundadır. 

 

Kaynaklarımızın sınırlı olması ve bu nedenle isteklerimiz arasında seçim yapmak zorunda olmamız, iktisat biliminde “fırsat maliyeti” kavramı ile açıklanır.

 

Örneğin; elimizdeki belli bir parayı yeni bir akıllı telefon almaya harcayabileceğimiz gibi, güzel bir yaz tatili yapmaya da ayırabiliriz. Bu iki faaliyet birbirinin fırsat maliyeti olacaktır. Böylesi bir durumda örneğin bir telefon almanın fırsat maliyeti, tatile çıkmamak ya da bunu ertelemek olacaktır.

 

İktisat bilimi esasında üç temel soru ile ilgilenir. Bu sorular;

  •  “Ne üretilecek?”
  •  “Nasıl üretilecek?” ve
  •  “Kim için üretilecek?” sorularıdır.

 

Günümüz gelişmiş toplumlarını düşündüğümüzde bu sorular, çözülmesi oldukça zor sorulardır. Çünkü bu üç soruyu çözmek için, milyonlarca kişiyi ilgilendirecek olan, sayısız tercihi göz önünde tutmak gerekir.

 

Bu sorulara verilecek herhangi bir cevap, birçok insanı birçok farklı yönden etkileyebilir. Örneğin verilen bir üretim kararı, kimilerine yeni iş alanları doğurabilirken, kimilerini işsiz bırakabilir. Bazılarının yaşam koşullarını iyileştirebilirken, bazılarının yaşam koşullarını kötüleştirebilir.

 

İşte tüketim ve üretim alanındaki tüm bu karmaşık sonuçlar, iktisat biliminin konusudur. İktisat bilimi bu sonuçları anlayabilmek ve etkilerini inceleyebilmek adına çeşitli bilimsel araç ve yöntemleri kullanır.

 

İktisat ile ilgili olarak bilinmesi gereken bir diğer nokta; İktisatın, Mikro iktisat ve Makro İktisat olmak üzere ikiye ayrıldığıdır. 

 

Mikro İktisat, ekonomideki karar alıcıları tekil olarak ele alır.

 

Üreticiler, şirketler, tüketiciler gibi. Bu bağlamda bir kişinin hangi malı ne kadar tüketmek istediği, bir firmanın ne kadar üretim yapacağı ya da bir malın fiyatının piyasada nasıl belirlendiği gibi konular Mikro İktisat’ın inceleme alanına girer.

 

Makro Ekonomi ise basitçe devletin ekonomik kararlarını inceler.

 

Mikro İktisat belli bir piyasayı ya da bir tek firmanın üretimini incelerken; Makro İktisat, ülkedeki toplam üretime bakar. Mikro İktisat ürün fiyatlarının nasıl değişeceğini incelerken; makro iktisat fiyatlar genel düzeyindeki değişimleri inceler.

 

Örneğin basitçe “fiyatlar genel düzeyinde yaşanan artış” olarak tanımlanan enflasyon, Makro İktisatın inceleme alanına girer.

 

Enflasyon dışında milli gelir, döviz kurları, para ve maliye politikaları ve işsizlik gibi konular da Makro İktisatın diğer önemli çalışma konuları arasında sayılabilir. 

 

Makro İktisat denildiğinde üç önemli kavram ön plana çıkar. Bunlar

  • Gayri Safi Yurtiçi Hasıla,
  • İşsizlik Oranı ve
  • Enflasyon Oranıdır. 

 

Çünkü bu üç kavram, bütün devletlerin aldıkları iktisadi kararların temelinde yer alan şu üç hedefin ölçülmesini sağlar: 

 

  • Ekonomik büyümelerini sürekli hale getirmek,
  • İşsizlik oranlarını düşürmek ve
  • Fiyatları sabit tutmak.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.