Siyaset (Politika) Nedir? Kısaca Tanımı ve Özellikleri

Arapça bir kelime olan Siyaset, köken itibariyle “at eğitimi” demektir.

 

At bakıcısı anlamına gelen “seyis” kelimesiyle aynı kökten gelmiş olup; eş anlamlısı, Politika kelimesidir.

 

Günlük dilde siyasetle aynı anlamda kullanılan politika kelimesi , Antik Yunancadaki “polis” yani “şehir” kelimesinden gelmekte olup, kelime anlamı itibariyle şehir yönetimi demektir.

 

Bu bağlamda siyaset ve politika kavramları genel itibariyle, toplum ve devlete ilişkin yönetim ve idare süreçlerini (hükümet, meclis, yerel yönetim, kamuoyu vb. gibi) ifade eder.

 

Öyleyse siyaset için kısaca, toplum için bağlayıcı kararların alındığı ve yürütüldüğü bir süreç,  devlet yönetme sanatı ya da devlet etrafında ortaya çıkan yönetim etkinliği diyebiliriz. 

 

Bu yönetim etkinliğini inceleyen bilim dalı ise, siyaset bilimi olarak adlandırılır.

 

Peki siyaset ya da politika neden gereklidir, siyasetin temel özellikleri nelerdir?

 

Siyaseti ortaya çıkaran en temel neden, insanın ancak toplum içinde yaşayabilen bir varlık olmasıdır. Büyük Yunan filozofu Aristoteles, “insan doğası gereği politik bir hayvandır” (zoon politikon) demek suretiyle, insanın bu özelliğini veciz bir şekilde özetlemiştir.

 

Toplum içinde yaşamak ise hiç şüphe yok ki, herkesi bağlayan ve bir arada yaşamasını mümkün kılan ortak kuralların ve ortak karar alma mekanizmalarının oluşturulmasını gerektirir.

 

Siyaset, işte bu ortak kurallar ve karar alma mekanizmalarıyla ilgilidir.

 

Siyaset, bir toplumda kimlerin nasıl yönetici olacaklarını, yöneticiler ve yönetilenler arasındaki ilişkilerinin nasıl düzenleneceğini belirler.

 

Siyaset, toplum halinde yaşamanın gerektirdiği kolektif kararlarla ve bu karar alma mekanizmalarının oluşturulmasıyla ilgilenir. Ünlü siyaset bilimci Andrew Heywood‘un tanımıyla;

“Siyaset, en geniş anlamıyla, insanların ortak yaşamalarını mümkün kılan genel kuralları oluşturma, koruma veya değiştirme etkinliğidir.”

 

Bu bağlamda Siyaset, ortak kuralları belirleme ve gerektiğinde zor kullanarak uygulama yetkisine sahip olan bir otoritenin yani devletin ortaya çıkmasıyla ve varlığını sürdürmesiyle yakından ilgili bir konudur.

 

Siyaset,

  • Kimden ne kadar vergi alınacağını,
  • Bu vergilerin ne kadarının altyapı hizmetlerine ne kadarının sosyal harcamalara, ne kadarının eğitime ve ne kadarının da savunmaya harcanacağını,
  • Eğitimin içeriğinin ne olacağını,
  • Kamu yatırımlarında önceliğin hangi alanlara ve hangi bölgelere verileceğini belirler.

 

Ünlü siyaset bilimci Harold Lasswell‘in tanımıyla

 

“Siyaset, kimin neyi, ne zaman ve nasıl elde ettiğiyle ilgilidir.”

 

Siyasetin olmadığı bir toplumsal yaşam düşünmek neredeyse imkansızdır.

 

Çünkü toplumsal hayat sürdükçe, bu hayatın devamını mümkün kılan ortak kurallar ve ortak sorunlar hakkındaki karar alma süreçleri de var olmaya devam edecektir.

 

Siyaset bir bir kez olup biten bir durum değildir. Siyaset bir süreçtir.

 

Çünkü ortak kuralların bir kez konulması, her şeyi halletmiş olmaz.

 

Bu kuralların değişen siyasal güç dengeleri ve toplumsal şartlar göz önünde bulundurularak değiştirilmesi gerekir.

 

Ayrıca, bu kurallara uyulup uyulmadığını gözetecek kurumlara ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Siyaset zorunlu bir süreçtir.

 

Çünkü kurallar olmadığında, insanlar arasındaki çatışmalar kontrolden çıkar, güçlü olanın hiç bir sınır tanımadan güçsüzü ezdiği bir kaos ve kargaşa hali ortaya çıkar.

 

Ünlü siyaset felsefecisi Thomas Hobbes, “insan insanın kurdudur” diyerek bu durumun özetini yapmıştır.

 

Dolayısıyla siyaset, doğal durumlarına bırakıldıklarında birbirlerine zarar verecek olan insanlar çıkar ve beklentilerinin uzlaştırılması, toplumda belli bir düzen ve istikrar sağlama aracıdır.

 

Siyaset Bilimci Bernard Crick‘in yaptığı tanımla;

 

“Siyaset, farklı çıkarlar arasında bölünmüş toplumların, şiddet içermeyen özgür tartışma yoluyla yönetilmesidir.”

 

Ancak siyaset sadece bir uzlaşı süreci değildir. Aynı zamanda bir çatışma ve çekişme sürecidir.

 

Ancak savaş ya da doğa durumundan farklı olarak, siyasetteki çekişme silahlarla değil, siyasi kurumlar (parti, seçim, meclis vb.) aracılığıyla yürütülür.

 

Bu anlamda siyaset, farklı çıkar ve beklentilere sahip grupların aralarındaki anlaşmazlıkları şiddete başvurmaksızın, müzakere yoluyla bir sonuca kavuşturabilme çabası olarak tanımlanabilir.  

 

Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu Mao Zedong‘un tabiriyle;

 

“Siyaset, kan dökülmeyen savaş; savaş ise kan dökülen siyasettir.”

 

Özetle siyaset  hükümet etme sanatı, kamusal işlerin yönetilmesi süreci, çatışmaların uzlaşma yöntemiyle çözülmesi ile iktidarın ve kaynakların dağıtımı gibi çeşitli boyutlara sahip bir kavramdır.