Michel Foucault Kimdir? Kısaca Felsefesi ve Düşünceleri

Fransız Filozof Michel Foucault, 1826 – 1984 yılları arasında yaşadı.

 

Çağımızın en önemli düşünürlerinden biri olarak kabul edilen Foucault yaptığı multidisipliner çalışmaları nedeniyle; tarihçi, edebiyat eleştirmeni, antropolog ve sosyolog kimliğiyle tanınır.

 

Foucault, ortaya koyduğu düşüncelerle postmodernizmin kurucuları arasında sayılmış ve onun ortaya koyduğu tezler, benimsensin ya benimsenmesin bir çok sosyal bilimci tarafından özenle dikkate alınmıştır. 

 

Micheal Foucault tarafından kaleme alınan en önemli çalışmalarından bazıları şunlardır:

 

Foucault felsefesinin temelini;

  • Özne kimdir?
  • İktidar nedir?
  • Delilik, suç, cinsellik, bilgi gibi kavramların iktidarla olan ilişkileri nelerdir? gibi sorular oluşturur.

 

Foucault’un bu sorular temelinde ortaya koyduğu düşünceler, günümüz modern toplumunun bedensel ve zihinsel biçimlendirme çabalarına getirilen birtakım eleştiriler şeklinde değerlendirilebilir. 

 

İlk çalışmalarında genellikle tıp, psikiyatri, psikoloji, kriminoloji ve sosyoloji gibi bilimlerin gelişim süreçleriyle ilgilenen Foucault, bu bilim dallarının ortaya koyduğu bilgi iddialarının ve uygulamalarının, belli bir “normallik” standardı ortaya koymak ve geri kalanı “anormal” göstermek suretiyle, bireyi kontrol altına almayı ve disipline etmeyi amaçladığını savunur.

 

Foucault’ya göre delilik, hastalık, suç, cinsellik vb. kavramlar iktidar aygıtları tarafından bireyi biçimlendirmek için kullanılır.

 

Bu duruma en basit örnek, eğitim kurumlardır. Eğitim kurumları, bireyin ve toplumun nasıl şekillenmesi gerektiği gösteren ve onların nasıl düşünüp davranmaları gerektiğini empoze eden kurumlardır.

 

Bu tarz kurumlar sayesinde günümüz modern toplumlarında, baskının ya da denetimin uygulanma tarzı, geçmişe kıyasla şiddetten daha arınmış bir vaziyettedir.

 

Foucault günümüz toplumlarının bu özelliğini, 1878’de Jeremy Bentham tarafından önerilen bir hapishane sistemiyle, panoptikon sistem örneğiyle açıklar.

 

Panoptikon içinde daire biçiminde inşa edilmiş hücrelerde yaşayan mahkumlar, merkezden izlenip izlenmediklerini asla bilemezler.

 

Bu nedenle kendi davranışlarının denetleyicisi/gardiyanı/polisi olmaya başlarlar.

 

Bu örnek vasıtasıyla Foucault’nun söylemeye çalıştığı şey özetle şudur:

 

“Modern dönemin iktidar aygıtları, otoritelerini fiziksel alandan zihinsel ve psikolojik alana taşımışlardır.”

 

Bu sürecin sonunda bireyler, neredeyse hiçbir zorlama olmadan benzer şekillerde düşünmeye ve hareket etmeye başlar.

 

Çünkü toplumsal normların dışına atılmaktan; hasta, deli, sapık, cahil vb. olarak teşhis edilmekten korkarlar.

 

 

Belli bir dönemde hastayı, deliyi, sapığı ya da cahili kimin belirleyeceği yani “normallik” standartlarını kimin koyacağı ise tamamen iktidar ilişkileriyle ilgilidir.

 

Foucault’ya göre bugün bizim olağan karşıladığımız, hakikat olarak kabul ettiğimiz pek çok hakim fikir ya da kurum, belli iktidar ilişkilerinin sonucunda oluşmuş, kurumsallaşmıştır. 

 

Foucault, bu görüşünü kanıtlamak için günümüzde sorgulanmaksızın kabul gören pek çok meselenin tarihini inceler.

 

Örneğin “Deliliğin Tarihi” adlı eserinde “delilik” kavramına bu açıdan bakar ve deliğin farklı dönemlerde, nasıl yeniden tanımlandığını inceler. 

 

 

Bu eserinde Foucault, 1800’lü yıllara kadar günlük hayatın bir parçası sayılan “deliliğin” modern dönemle birlikte tımarhaneye kapatılması gereken ve toplumsal hayattan koparılması gereken anormal bir “durum” olma durumunu yani “deliliğin kurumsallaştırılmasını” inceler.

 

Ona göre belli bir dönemde normal ya da akli olanın neleri içereceğini ve neleri dışarıda bırakacağını belirleyen bilgi ya da bilim değil, değişen iktidar ilişkileridir.

 

1800’lü yıllarla birlikte ortaya çıkan sanayileşme, kentleşme, nüfus artışı gibi gelişmeler yeni iktidar ilişkileri ortaya koymak suretiyle, yeni “normallik” standartları belirlemişler ve bir dönem toplumsal hayatın sıradan bir boyutu olan delilik, kurumsallaştırılarak tımarhaneye kapatılmıştır. 

 

Foucault tarafından ortaya konulan ve yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız bu görüşler; günümüzde algoritmalar, yapay zeka, sosyal medya araçları, yüz tanıma sistemleri vs. gibi gittikçe dijitalleşen dünyaya ilşkin yapılan tartışmalarda sıklıkla dile getirilmekte ve önemini arttırmaktadır.

 

 

Michel Foucault hakkında daha ayrıntılı bilgi için aşağıdaki kaynakları inceleyebilirsiniz: