Kısaca Tarih Nedir?

Bu yazımızda Tarih nedir? sorusuna kısaca cevap verilmeye çalışılacaktır. Öncelikle genel olarak tarih nedir? sorusuna cevap verdikten sonra bu soruya çeşitli düşünürlerin verdikleri cevapları inceleyeceğiz.

 

Tarih Nedir? Kısaca Tanımı

Tarih kelime itibariyle Arapça kökenli olup “bir nesnenin zamanını belirlemek” demektir. Batı dillerinde ise tarih için “hatırlanmaya değer olanların hikayesi” anlamına gelen “History” ya da “Historia” gibi kelimelerle kullanılır.

 Bir bilim dalı ve kavram olarak incelendiğinde ise;

 

“Tarih, geçmişte yaşamış insanların faaliyetlerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini;

  • Yer ve zaman göstererek,
  • Bilgi, belge, bulgu ve kanıtlara dayandırarak,
  • Neden-Sonuç ilişkisi gözeterek,
  • Objektif yani tarafsız ve yansız bir şekilde anlatan bilim dalıdır.”

 

Bu bağlamda Tarih bilimini sadece kronolojik olaylar dizininden ibaret saymamak gerekir. Çünkü Tarih, sadece geçmişte yaşanmış olayları anlatmakla yetinmez. Aynı zamanda olayların arkasında yatan nedenleri ve bu nedenleri oluşturan faktörleri inceler. Böylece geçmişte yaşanan olaylardan geleceğe dönük dersler çıkarmamızı sağlar. 

 

Özlü bir ifadeyle tarih, arkamızda değil, ayaklarımızın altındadır.

 

Tarih, toplumları ve devletleri etkilemiş olayları; bu olayların yazılı olduğu kaynakları eleştirel bir süzgeçten geçirmek suretiyle inceleyen ve bu olayların nedenlerini anlamaya çalışan bir bilim dalıdır.

 

Tarihçiler, geçmişi yorumlayan insanlardır. Bunu yapmak için, geçmişteki olaylara ait kanıtlar bulurlar ve bu kanıtlardan yola çıkarak geçmişteki olaylar, toplumlar ve devletler hakkında tutarlı ve mantıklı bir açıklama ortaya koyarlar.

 

Peki “tarihi olay” ve “tarihi olgu” kavramları nedir, ne anlama gelir?

 

Tarih olay ve olgulardan meydana gelir. Bir zaman dilimi içinde meydana gelen olaylara tarihi olay; bu olayların uzun zaman içinde kanunlara dönüşmesi, yeni bir hal alması ve insana tesir etmesine ise tarihi olgu denir.

 

Örnek verecek olursak, 1789 Fransız ihtilali bir tarihi olaydır. Ancak ihtilalin ardından, ihtilalin etkisiyle yeni siyasal sistemlerin oluşması ve dünyayı etkilemesi tarihi olgudur. Bu anlamda, Fransız İhtilalinin ardından dünyada milliyetçiliğin gelişmeye başlaması ve çok uluslu imparatorlukları etkilemesi, “tarihi olgu” kavramına güzel bir örnek olarak verilebilir. 

 

Tarih Yazılı Kaynaklara Dayanmak Zorundadır

 

Tarih yazının icadı ile başlar.

 

Çünkü tarih bir bilim olarak kendisine kaynak oluşturabilecek yazılı kaynaklara ihtiyaç duyar. Bu anlamda şöyle diyebiliriz; tarih, yazılı belgelere geçmiş olan geçmişin incelenmesidir. Bu nedenden ötürü, yazı icat edilmeden önceki döneme “tarih öncesi dönem (prehistory)” denir. Bu dönem tarihin değil daha çok arkeoloji gibi bilimlerin araştırma sahasıdır.

 

Tarihin yazılı kaynaklara dayanmak zorunda oluşu, askeri ve siyasi tarihi, tarihin diğer dallarına göre daha fazla ön plana çıkarmıştır. Çünkü bu alanlar devletleri ilgilendiren konular olduğundan arkalarında çok daha fazla yazılı kayıt bırakmış ve böylece tarihsel olarak incelenmeye en müsait olaylar olmuşlardır. 

 

Dolayısıyla “tarih yazılı kaynaklara dayanmak zorundadır” derken, şunu vurgulamış oluyoruz:

 

Geçmişte yaşanan, olan biten her şey, tarihte kalmışlarsa da, bu olaylar tarih biliminin konusunu teşkil edemezler. Geçmişte yaşanan bir olayın tarih biliminin konusu olabilmesi, o olayın tarihsel bir kayıt oluşturmaya yetecek derecede yazılı ve kanıt niteliği taşıyabilecek malzeme bırakmasına bağlıdır.

 

Özetle, sadece arkasında belge vb. kanıtlar bırakmış olaylar, tarihin konusu olabilir.  

 

Tarih Bir Bilim Dalıdır

 

Tarih, geçmişte yaşamış insanların, toplumların ya da devletlerin kültürel, coğrafi, ekonomik, sosyal, hukuksal ve dinsel yapılarını ve yaşayışlarını inceleyen bir bilim dalıdır.

 

Tarihin bir bilim dalı olmasını sağlayan şey, onun geçmişi incelerken bilgi ve belgeye dayanması; neden ve sonuç ilişkisi gözetmesidir.

 

Bir başka ifadeyle tarihe bilim sıfatı kazandıran yönü, onun kaynaklar üzerinden gözlem yaparak, sebep-sonuç ilişkisi kurulabilme özelliğidir.

 

Kimilerine göre yasaları konulmamış ve yaşanmış, bitmiş, tekrarlanması mümkün olmayan, denenemeyen olayları incelemek bilim değildir. Ancak, tarihte tarihi kaynaklar yoluyla olayları bizzat gözlemleyenlerin verdiği bilgiler, belgeler ve bunlar yoksa kalıntılar üzerinden adeta “tekrarlanabilen gözlemler” ortaya konulabilmesi tarihe de bilim sıfatı kazandırmaktadır.

 

Tarihçi Kimdir? Görevi Nedir?

 

Tarihi belgeye istinat ettirmek zorunlu olduğu için, tarihçinin ilk görevi üzerinde çalışmak istediği mesele ile ilgili belgeler aramaktır.

 

Geçmişte olup bitmiş milyonlarca, trilyonlarca ve hatta katrilyonlarca olay arasından tarihsel olanları yani güvenilirliği kesin belgelere dayalı olanları bulup çıkarmak, bunları yazıya dökmek tarihçilerin görevidir. Tarihçinin amacı geçmişi yargılamak ya da çağdaşlarını eğitmek değildir.Tarihçi gerçekte geçmişte ne olduysa onu bulup ortaya çıkarır. 

 

Bir tarihiçi toplumsal koşullardan sıyrılarak tarihe tarafsız bakabilmelidir. Bu bağlamda tarihçinin tarihsel olgu ile arasında hiçbir bağımlılık olmamalıdır. 

 

Ancak tarihçilerin görevi “tarihsel” olayları ortaya koyup bir metin yazmakla sınırlı değildir. Tarihçi aynı zamanda tarihi dönemlere ayıran kişidir.

 

Tarihi dönemlendirmek geçmişi anlaşılır kılmanın kaçınılmaz bir yoludur. Zira tarih dönemlere ayrılmadığı takdirde, anlaşılamaz olaylar ve kişiler yığınından ibaret kalır.

 

Dolayısıyla tarihçinin hangi gelişmeleri dönemlendirmesine esas kabul etttiği, tarihsel bir dönemin önceki veya sonraki dönemden farkını nasıl ortaya koyduğu gibi konular tarihçinin ilgilendiği oldukça önemli konulardır. 

 

Farklı Tarih Tanımları

 

 

Yukarıda genel olarak tanımlamaya çalıştığımız tarih kavramını çeşitli tarihçiler farklı yönlerini dikkate alarak tekrar tekrar tanımlanmışlardır. Örneğin,

 

 

  • Alman tarihçi Ernest Bernheim’a göre tarih, insanların zaman ve mekân çerçevesinde meydana getirdikleri evrimlerini ve bunların toplumsal bir varlığın bireyleri ve toplulukları sıfatıyla yaptıkları fiillerdir.

 

  • Amerikalı tarihçi Frederick Jackson Turner’a göre tarih, geçmişten bize ulaşan, günümüzde ortaya çıkan, tenkitçi ve yorumcu bir anlayışla incelenen kalıntılardır.

 

  • Annales Okulu mensuplarından olan Türk tarihçiliğine de etkili olmuş olan Fernand Braudel’a göre ise tarih, daha ziyade tarih yazıcılığı bağlamında ele alınarak, “bütün tarihlerin toplamı, geçmiş, bu gün ve gelecekteki mesleki kabiliyet ve bakış açılarının bir araya gelmesi” olarak tanımlanır. Yani O, tarihi parçalara, zaman dilimlerine ayırmadan bir bütün olarak ele almayı önerir. O aynı konuda pek çok tarihin yazılabileceğini söyleyerek, tarih yazımında tarihçilerin tek başına etkisini dile getirmektedir.

 

Tarih Biliminin Yöntemi

Bir tarih araştırmasında ilk iş, çalışılan döneme tanıklık edebilecek belge ve bulguların bulunması ve değerlendirilmesidir. Bu bağlamda tarih biliminde takip edilen yöntem ve metot şu şekildedir:

 

Kaynak Bulma(Tarama): Bu aşamada incelenen konuya kaynaklık edebilecek her türlü tarihsel belge ve bulgu toplanır. 

 

Kaynakları Sınıflandırma (Tasnif): Bu aşamada toplanan belge ve bulgular bir sistem dahilinde sınıflandırılır. 

 

Kaynakların Tahlili (Çözümleme): Bu aşamada elde bulunan belge ve bulguların, incelenen konu açısında yeterli olup olmadıkları kontrol edilir. 

 

Kaynakların Eleştirisi (Tenkit): Toplanan belge ve bulguların güvenilirliği ve gerçekliği incelenir. 

 

Kaynakların Sentezi (Terkip): Bu aşamada elde kalan tüm kaynaklar birleştirilerek, incelenen tarihsel olay hakkında bir sonuca ulaşılır. Olay değişik açılardan incelenip, yorumlanır.