Sivas Kongresinde Alınan Kararlar ve Sivas Kongresinin Önemi

Sivas Kongresi, Erzurum Kongresi’nin ardından Milli Mücadele tarihimizin ikinci büyük halkasını oluşturur. Hazırlıkları, Damat Ferit Hükümeti ve İtilaf Devletlerinin tehdit ve engellemeleri altında devam eden Sivas Kongresi, 4 Eylül 1919’da yurdun dört bir tarafından Sivas’a gelebilmiş olan 38 delegenin katılımıyla Sivas Lisesi’nde toplanmıştır.

 

İşgaller, Sivas’ın güvensiz olduğuna dair çıkarılan söylentiler, maddi imkânsızlıklar ve İstanbul Hükümetinin tehditlerinden ötürü kongreye katılım beklenenin altında gerçekleşmiştir.

 

Bazı delegelerin karşı çıkmasına rağmen oy çokluğuyla kongrenin başkanı seçilen Mustafa Kemal Paşa, açış konuşmasında işgallere, Müdafaa-i Hukuk derneklerine, azınlıkların devlet kurma çabalarına değinmiştir.

 

Kongre sırasında en yoğun tartışmalar, ABD mandası fikrinin ele alındığı günlerde yaşanmıştır. Kongre’ye ABD mandaterliğini kabul eden bir önerge sunulmuş ve aralarında Refet (Bele) Bey ve Rauf (Orbay) Bey gibi isimlerin de bulunduğu bir grup, ülkenin siyasal, ekonomik ve kültürel açıdan zayıflığını öne sürerek ABD mandasının kabul edilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

 

Mustafa Kemal Paşa ise kafasındaki tam bağımsızlık düşüncesiyle tamamen çelişen manda fikrini reddetmiş ve sorunun daha çok içte ve dışta tam bağımsız olma hedefi gözetilerek değerlendirilmesini istemiştir.

 

Kongre sırasında manda fikrinin daha çok İstanbul’dan gelen delegeler tarafından savunulduğu görülmüş; buna karşın Anadolu delegelerinin birçoğu manda fikrine kesin olarak karşı çıkmıştır. Bunun sonucunda manda ve himaye fikri reddedilmiştir.

 

Sekiz gün süren Sivas Kongresi, Erzurum Kongresi’nde seçilmiş olan 9 kişilik Heyet-i Temsiliye’ye 6 kişi daha ekleyerek çalışmalarını 11 Eylül’de tamamlamıştır. Çok az değişiklikle Erzurum Kongresi kararlarını benimseyecek kararlar alan Sivas Kongresinin bazı önemli kararları şunlardır:

Erzurum Kongresi kararları, Sivas Kongresi’nde genişletilerek tüm ülkeyi kapsayacak biçime sokulmuştur,

Kongre ile bütün Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri’nin birleştiği kabul edilerek, cemiyetin ismi Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti olarak belirlenmiştir,

Erzurum Kongresi’nde alınan “Heyet-i Temsiliye Doğu Anadolu’nun genelini temsil eder” ibaresi, “Heyet-i Temsiliye vatanın genelini temsil eder” şeklinde değiştirilmiştir.

Kongrede ayrıca milletçe müdafaa ve direniş esası kabul edilmiş, bu doğrultuda vatanın herhangi bir parçası hükümetçe terk edildiği takdirde geçici bir hükümet kurularak, yönetimin millet adına ele alınacağı karar altına alınmıştır.

Kongrenin ısrarla vurguladığı bir diğer husus, Padişah tarafından 21 Aralık 1918’de dağıtılmış olan Meclis-i Mebusan’ın bir an önce toplanmasıdır.

 

Sonuç olarak,

 

Sivas Kongresi, Erzurum Kongresi kararlarını genişleterek, bu kararlara bütün memleketi kapsayan bir nitelik kazandırmıştır. Bu nedenle sonuçları Erzurum Kongresi’nden daha geniş olmuş ve kendisinden sonra gelişecek tüm olayları büyük ölçüde etkilemiştir.

 

Keza gerek Misak-ı Milli’de, gerek TBMM’nin açılışında, gerekse Milli Mücadelenin bütün antlaşmalarında, Lozan’da, Mudanya’da Sivas Kongresi kararlarının izleri görülmüştür.

Bu makaleyi faydalı buldunuz mu?
[Total: 22 Average: 4.3]

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.