Kamu Tercihi Teorisi Nedir? İlkeleri ve Temel Varsayımları

Bireylerin siyasal ve ekonomik kararlarını verirken aynı dürtülerle hareket ettiklerini savunan iktisat yaklaşımına kamu tercihi teorisi denir. Anayasal İktisat ya da Maksimizasyon Yaklaşımı olarak da bilinen bu teori, William A. Niskansen, James M. Buchanan ve Dennis C. Mueller gibi teorisyenlerin görüşlerine dayanır.

Kamu tercihi teorisine göre ister seçmen ister siyasetçi isterse de bürokrat olsun bütün bireyler, kolektif kamusal yararlar doğrultusunda değil, bireysel çıkarlar doğrultusunda hareket ederler. Amaçları karlarını maksimize etmektir. Bu nedenle eylemleri ekonomi biliminin yöntemleriyle incelenmelidir.

Şöyle ki;

  • Siyasetçiler oylarını arttırabilmek için kendi aralarında mücadele ederler ve bunu yaparken kamu kaynaklarının popülist amaçlarla kullanarak israf ederler. Örneğin özellikle seçim dönemlerinde her siyasi partinin seçmenlere çeşitli vaatlerde bulunur. Muhalefet partilerinin bu vaatleri karşısında iktidar partileri kamu harcamalarını ölçüsüzce arttırırlar.

  • Bürokratlar gerek prestij ve statülerini gerekse de maaş ve diğer yan faydalarını çoğaltabilmek amacıyla çalıştıkları kurumları gerek bütçe gerekse de örgütsel açıdan büyütmeye çalışırlar.

  • Son olarak seçmenler ise her zaman kendilerine daha fazla kamu hizmeti sunulmasını ya da başka şekillerde kamu kaynaklarından daha fazla pay alabilmeyi arzu ederler.

Dolayısıyla kamu tercihi teorisine göre, kamu ekonomisindeki aktörlerde tıpkı özel ekonomilerdeki aktörler gibi kolektif değil kişisel çıkarlarını maksimize etmeye, kendileri adına en yüksek faydayı sağlamaya çalışırlar.

Böylece bürokrat, seçmen, siyasetçi arasında oluşan bu karşılıklı çıkar ve fayda ilişkisi kamu hizmetlerinde arz fazlasına ve kaynak israfına yol açar. Bunun en önemli sonucu devlet bütçesinde oluşan açık ve gereksiz borçlanma ihtiyacıdır. 

Bu bağlamda Kamu Tercihi Teorisyenleri, bu durumun önüne geçebilmek için siyasal iktidarın yetkilerinin sınırlandırılmasını, devletin küçültülmesini ve kamu hizmetlerinin görülmesinde büyük oranda piyasa mekanizmasının kullanılmasını savunmuşlardır.

Savunduğu bu görüşlerle Kamu Tercihi Teorisi, özellikle 80’li yıllardan itibaren devletin ekonomiye müdahalesini kısıtlamak ve onu küçültmek isteyen Margaret Thatcher ve Ronald Regan gibi politikacılar arasında geniş bir destek bulmuştur.

Ayrıca Kamu Tercihi Teorisi yine aynı dönemde, neoliberalizm ve “Yeni Kamu Yönetimi Anlayışı” gibi Sosyal Refah Devleti Anlayışı ve “Keynesyen Ekonomi” karşıtı paradigma değişimlerine de teorik bir destek sağlamıştır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.