Dokuz Işık Nedir? Türkeş'in Dokuz Işık Doktrini ve İlkeleri - Tarihi Bilgi

Dokuz Işık Nedir? Türkeş’in Dokuz Işık Doktrini ve İlkeleri

Dokuz Işık Nedir?

Dokuz Işık, Ülkücü Hareketin lideri Alparslan Türkeş tarafından ortaya konulan bir doktrindir. İlk kez 1965 yılında Alparslan Türkeş tarafından 16 sayfalık bir risale şeklinde yayımlanmış, ardından 1967 yılında, daha sonra Milliyetçi Hareket Partisi ismini alacak olan Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nin kongresinde, partinin resmi doktrini olarak ilan edilmiştir.

 

Türkeş’e göre Dokuz Işık, Türk milletine, tarih ve kültürüne dayanan, ona inanan bir doktrindir. Komünizmin bir fikir olduğunu ve bu fikrin kaba kuvvetle bastırılamayacağını savunan Türkeş, komünizmin karşına ondan daha güçlü ve milli bir ideoloji ile çıkılmasının zorunlu olduğunu savunur ve “Dokuz Işık” doktrinini ortaya koyar.

 

Ayrıca Dokuz Işık Doktrini, Ülkücü Hareketin hem bir iktidar programı olduğunu kanıtlamak, hem de 1960’lı yıllarda yükselen sola karşı gösterdiği reaksiyoner tavrını doktrinleştirmek adına ortaya koymuş olduğu bir tavır olması açısından da oldukça önemlidir. 

 

 

Dokuz Işığın İlkeleri Nelerdir?

 

Dokuz Işığın ilkeleri şunlardır:

  • Milliyetçilik,
  • Ülkücülük,
  • Ahlakçılık,
  • Toplumculuk,
  • İlimcilik,
  • Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik,
  • Köycülük,
  • Gelişmecilik ve Halkçılık,
  • Endüstricilik ve Teknikçilik.

 

Şimdi bu ilkelerin Türkeş için neyi ifade ettiğini sırasıyla inceleyelim:

 

Milliyetçilik:

Milliyetçilik anlayışımız manevi şuurlanmaya dayanır diyen Türkeş, kendilerine yönelik getirilen ırkçılık ve kafatasçılık suçlamalarını kabul etmez. Ona göre “Türklük şuuruna erişmiş ve samimi olarak ben Türk’üm diyen herkes Türk’tür.”

 

Türkeş’e göre Türk milliyetçiliği her çeşit yabancı ideoloji ve kültür saldırısına karşı dayanılacak temel kuvvettir. Başta Komünizm olmak üzere bütün yabancı ve gayri milli ideolojilere karşı milli bir ideoloji ve kültür hamlesi yapmak, Türk Milliyetçiliğinin öncelikli görevidir.

 

Ülkücülük:

 

Dokuz Işık doktrininin ikinci maddesi ülkücülüktür. Türkeş’in sözleriyle ülkücülük, “Türk milletinin ahlakta, maneviyatta, insanlık duygularında en yüksek seviyede bulunması, yaşaması ve ilimde, teknikte, dünyanın en ileri gitmiş varlığı haline gelmesi ve ekonomik açıdan kalkınmış, tarımını modern tekniğe göre geliştirmiş ve modern sanayii kurmuş, refahlı bir toplum haline gelmesi” dir.

 

Ülkücülüğün bir başka boyutu ise Türkiye dışında yaşayan Türklerle ilgilidir. Türkeş’e göre “başkalarının boyunduruğu altında tutsak bulunan Türklerin tutsaklıktan kurtarılmasını istemek, dilemek ve bunun için iyi niyetler taşımak, Türk olan herkes için en doğal ve kutsal bir haktır.”

 

Türkeş’e göre, Türk birliği ülküsü ülkücü hareketin en büyük ülküsüdür.

 

Maceracılıkla değil rasyonel bir politikayla ve aşamalı bir şekilde hayata geçirilmesi gereken bu ülkünün en son aşaması, aralarında bir kültür birliği kurulan Türk ülkelerinin, büyük bir Türk birliği meydana getirmeleridir.

 

 

Ahlakçılık:

 

Ahlakçılık, dokuz ışık doktrinin üçüncü ilkesidir. “Türkiye’nin kalkınma hareketi öncelikle ahlak inşasından başlamalıdır diyen Türkeş, “bizim ahlakçılık anlayışımızın esaslarını Türk töresi ve İslam ahlakı” belirler diyerek, İslam’ı ahlakın kaynağı ve Türklüğün tamamlayıcısı olarak sunar.

 

Türkeş’e göre toplumumuzun mutluluğunu sağlamaya yetecek inanç kaynağı İslamiyet’tir ve İslamiyet, gerçek yüzü ve yüksek ilkeleriyle ele alındığı takdirde Türklüğe yeni bir güç ve hız kazandıracaktır.

 

Toplumculuk:

 

Dokuz Işık görüşünün dördüncü ilkesi, toplumculuktur.

 

Kendi toplumculuk anlayışlarının komünizmle hiçbir şekilde alakalı olmadığını savunan Türkeş’e göre, onun toplumculuk anlayışı, sınıfları değil, Türk milletini esas almaktadır.

 

Çünkü millet, bir tarih, kültür ve soy birliği olduğundan bunun sınıflara bölünmesi ya da belirli fertlerin hâkimiyetine terk edilmesi söz konusu değildir.

 

Emek ve sermayenin bir arada ve barış içinde yaşadığı milliyetçi toplumcu düzende, emek ve sermaye milli bütünlük ve menfaat dışında bir faaliyette bulunamayacak, gerek emek gerekse sermaye, milli menfaatlere hizmet ettikleri ölçüde korunacaktır.

 

İlimcilik:

İlimcilik, dokuz ışık doktrininin beşinci ilkesidir.

 

Türkeş’e göre tarih milletlerin mücadelesinden oluşur ve ilim, bir milletin güçlü olmasının araçlarından biridir.

 

İlimde ve teknikte geri kalmış bir ülke, insanları ne kadar kahraman olsa da, milli savunma ve askerlik yönünden zayıf kalacaktır.

 

Ayrıca zayıf ve güçsüz devletlerin güçlü devlet tarafından ezildiğini ve buna da emperyalizm dendiğini vurgulayan Türkeş’e göre, emperyalizmin en tehlikeli biçimi kültürel emperyalizmdir.

 

Bu nedenle hem ilim ve teknikte geri kalmamak hem de kültürel emperyalizmin tehlikelerine karşı direnmek gerekir.

 

Bunun için yapılması gereken ise, batı medeniyetinin ilim ve teknolojisini almak, ancak insanları kendi kültürümüze uygun yetiştirmektir. Bu bağlamda Türk milletinin milli değerlerine bağlı, milli kültürle yoğrulmuş ve milli şuur sahibi nesiller yetiştirmek önemlidir.

 

Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik:

 

Dokuz Işık görüşünün altıncı maddesi “Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik” tir.

 

Türkeş’e göre şahsiyetler yani bireyler orijinal, yani birbirine benzemez olmakla birlikte milli bir karakter ve ortak bir değer taşırlar.

 

Türkeş şahsiyetçilikten ne anladığını şöyle açıklar: “Biz Türk çocuğundan orijinal ve dinamik bir şahsiyet beklerken onun aynı zamanda Türk’ü Türk yapan sosyal ve kültürel değerlere aktif manada sahip, Türklüğe ve yüce dinimiz İslamiyet’e yabancılaşmamış, modern bir insan olarak görmek isteriz.”

 

Köycülük:

 

Dokuz Işık görüşünün yedinci ilkesini köycülük oluşturur.

 

Bu ilkenin temelinde köyleri kentleştirmek ve sanayileşmeye eşlik edecek şekilde tarımı modernize etmek vardır. Türkeş’e göre Türkiye sanayileşmeli ve tarımla geçinen nüfus azaltımalıdır.

 

Tarımda modernleşmeye gidilerek, her çiftçi ailesine verimli bir şekilde işletmecilik yapacak miktarda toprak tahsis edilmeli ve tarım düzene sokulmalıdır.

 

Köyler, köy grupları halinde teşkilatlandırılmalı ve aralarından bir merkez köy seçilerek bu köy, altyapı hizmetleri ve sosyo-kültürel imkânlarıyla adeta bir tarım kentine dönüştürülmelidir.

 

Gelişmecilik ve Halkçılık:

 

Gelişmecilik ve Halkçılık, Dokuz Işık görüşünün sekizinci ilkesidir.

 

Türkeş’e göre gelişmecilik, “daima daha iyiyi, daha güzeli, daha gelişmiş bir durumu elde etmek için araştırma yapmak, daha iyiye daha mükemmele varmak arzusu taşımak ve bunun için çareler aramak” tır.

 

Türkeş için gelişmecilik, devrimcilikten farklı olarak geçmişle bağını koparan radikal bir dönüşümü değil, geleneğe, aileye, dine saygılı tedrici bir dönüşümü savunur.

 

Halkçılık ise “her şeyin halk için, halkla beraber, halka doğru olması” şeklinde tanımlanmıştır. Burada halk, sosyal ve kültürel bütünlüğünü tamamlamış ve milli kültürünü yaşayan Türk halkıdır.

 

Türk halkının, bugüne kadar kalkınamayışının önemli bir nedenini milli bünyeye yabancılaşmış taklitçi aydınlarda gören Türkeş’e göre, milliyetçi Türkiye’de öyle aydınlar olacaktır ki, bunlar içinden çıktığı halkın, bütün yaşayışını, sıkıntısını, acılarını paylaşacak ve onunla birlikte yaşayacaktır.

 

Endüsticilik ve Teknikçilik:

 

Endüstricilik ve Teknikcilik Dokuz Işık doktrinin dokuzuncu ve son ilkesidir.

 

Türkiye’nin ağır bir sanayi ülkesine dönüşmesini savunan Türkeş’e göre, güçlü bir devlet ve millet olabilmenin yolu sanayileşmeden geçmektedir.

 

Türkiye, modern alet ve makineleri yapabilecek bir endüstriye sahip olmalıdır. Çünkü içinde bulunduğumuz çağda milli sanayisini kuramamış bir ülkenin yaşayabilmesi ve bağımsızlığını sürdürebilmesi mümkün değildir.

 

 

Bu makale işinize yaradı mı?
[Total: 3 Average: 4.7]