Yabancı Okullar Sorunu Nedir?

Fransa, İngiltere, Almanya, ABD ve Avusturya gibi devletlere ait yabancı okullar, Birinci Dünya Savaşı öncesi Osmanlı Devleti’ndeki okulların önemli bir kısmını oluşturmaktaydı.

 

Bağlı bulundukları devletlerin konsoloslukları tarafından yönetilen bu okulların her biri kendi ayrı müfredatlarına göre eğitim veriyordu.

 

Ancak bu okullar, bir eğitim kurumu olmaktan çok misyonerlik çalışmalarına ve gayrimüslim öğrencilere milliyetçi bilinç kazandırarak, azınlık ayaklanmalarını teşvik eden faaliyetlere ev sahipliği yapmaktaydı.

Yeni Türkiye’nin geleceği açısından bu okulların faaliyetlerini sakıncalı gören Mustafa Kemal Atatürk, bu durumu Lozan Barış Konferansı’nda gündeme getirdi.

 

Başta Fransa olmak üzere birçok Avrupalı devletin itirazına rağmen Lozan Barış Antlaşması’nda yapılan bir düzenleme ile Türkiye’de bulunan yabancı okulların Türkiye’nin hukukuna tabi olacakları konusunda anlaşmaya varıldı.

 

Anlaşmaya göre bu okullar, Türkçe dersi vermek kaydıyla ana dillerinde eğitim yapabileceklerdi.

 

Lozan’da alınan bu karara uygun olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Tevhid-i Tedrisat Yasası gereği olarak 1925’te hazırladığı Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun ile yabancı okulların faaliyetlerini millî çıkarlar doğrultusunda yeniden düzenledi.

 

Bu düzenlemeye göre,

 

  •  Türk Dili ve Edebiyatı, Millî Tarih, Millî Coğrafya derslerinin Türk öğretmenler tarafından Türkçe okutulmasını,
  •  Bu okulların Millî Eğitim Bakanlığına bağlı müfettişler tarafından denetlenmesini yürürlüğe koydu.

 

Alınan bu kararlara uymayan yabancı okullar kapatıldı.

Bu sayede Türkiye, yabancı devletlerin eğitim yoluyla iç sorunlarımıza karışma eğilimini engellemiş oldu.

 

Ayrıca tıpkı Osmanlı Devletinin son döneminde olduğu gibi bu okulların bölücü faaliyetler içerisinde olmalarının önüne geçildi.