Tümdengelim (Dedüksiyon) Nedir? Tanımı ve Örnekleri

Tümdengelim: Tanım ve Örnekler

En basit tanımıyla tümdengelim, genel nitelikteki bir önermeden daha az genel olan yeni önermelerin elde edilmesi sürecidir. “Dedüksiyon” ya da “Dedüktif akıl yürütme” olarak da bilinir.  Endüktif akıl yürütme yani tümevarımla birlikte iki temel mantıksal akıl yürütme biçiminden biri sayılır. 

 

Türk Dil Kurumu Sözlüğü tümdengelimi şöyle tanımlamıştır:

 

“Tümel bir önermeden tikel bir önermeye, yasalardan olaylara, etkenden etkiye geçme yolu, talil, dedüksiyon.”

 

Diğer bir tanımla tümdengelim, bütüne ilişkin bir bilgiden hareketle, parçalara ilişkin bilgilere ulaşmaktır. Genel yasalardan tekil olaylara geçiş şeklindeki akıl yürütme biçimidir.

 

Tümdengelimde genelden özele, bütünden parçaya doğru bir gidiş söz konusudur.

 

Antik Yunan Filozofu Aristoteles tarafından yapılan şu çıkarım en bilinen tümdengelim örneğidir:

 

 “Tüm insanlar ölümlüdür; Sokrates bir insandır; O hâlde, Sokrates ölümlüdür.”

 

Örnekleri çoğaltacak olursak;

  • “Bütün madenler ısıtılınca genleşir, demir madendir, o hâlde, demir de ısınınca genleşir.”

 

  • Bütün kuşlar kanatlıdır, güvercinin de kanatları vardır, o halde güvercin de bir kuştur.”

 

  • “Tarihle ilgili bütün kitaplar can sıkıcıdır. Bu kitap tarihle ilgili bir kitaptır. O halde bu kitap da can sıkıcıdır.” şeklindeki çıkarımların hepsi basit birer tümdengelim örneğidir.

 

Özetle tümdengelimsel akıl yürütme şöyle işler: “eğer A=B ise, ve B=C ise o zaman A ve C’nin de eşit olması yani A=C olması beklenir.”

 

Bilimsel Yöntem ve Tümdengelim

Bu akıl yürütme biçiminde deney ve gözleme yer yoktur. Yeni sonuçlar ancak var olan bilgilerden üretilir. Bu bağlamda tümdengelim yoluyla, yeni bir bilgi üretmekten ziyade, öncülün getirdiği şartı daha açık hale getiren bir akıl yürütme yapılır.

 

 

Gerçekten de tümdengelim, gözlem ve deneyle ilişkisi olmayan zihinsel bir egzersiz niteliğindedir. Tümdengelim bir bilimsel bilgi edinme yöntemi olmaktan çok bir kanıtlama yöntemidir. Tümdengelim bizlere öncülleri doğru kabul ettiğimizde sonucun da zorunlu olarak doğru olacağını kanıtlama imkânı sağlar.

 

Diğer bir ifadeyle tümdengelim, matematiksel bir kanıtlama yöntemidir. Çıkış noktası olarak ele alınan genel önermelerden özel önermeler elde edilirken, bunların gerçeklerle kanıtlanması üzerinde durulmaz. Bu bağlamda tümdengelimsel akıl yürütmede “doğruluğu kanıtlama gerektirmeyecek kadar açık” olan önermelerden hareket edilir.

 

Tamamen aklın bir ürünü olarak nitelendirebileceğiniz tümevarım yoluyla çıkarım, genelde rasyonalistler yani akılcılar tarafından savunulan bir akıl yürütme türüdür. Bilginin kökenini empristlerden yani deneycilerden farklı bir yaklaşımla anlamaya çalışan rasyonalistler bilginin edinilmesinde deney ve gözlem yerine aklın oynadığı rol üzerinde durmuşlardır.

 

Tümdengelimsel akıl yürütme, Aristo’dan Rönesans‘a uzanan süreçte, kilisenin de etkisiyle gerçeğe ulaşmanın yegâne yolu olarak benimsenmiş ve Ortaçağ düşünce sisteminin temelini oluşturmuştur.

 

Ancak 1600’lere gelindiğinde ünlü İngiliz Bilim Adamı ve Filozof Francis Bacon tümdengelim yoluyla çıkarım yapmayı eleştirmiştir ve bilimsel bilginin ancak tümevarım yöntemiyle elde edilebileceğini savunmuştur.

 

Bacon’a göre deney ve gözlem yoluyla tek tek ele alınan bir dizi durumdan sonuca gidilmesine imkân tanıyan tümevarım, bilgiye ulaşmanın yegâne yoludur.

 

Bacon’un bu yaklaşımı bilimsel gelişmeleri hızlandırmış, bilginin edinilmesi sürecinde sadece aklın değil, en az akıl kadar deneyin ve gözlemin de önemli olduğu bir döneme girilmiştir.

 

Ancak bu bilgiden hareketle, tümdengelimin tamamen terkedildiği ya da tümevarımın günümüzde bilim yapmanın tek yöntemi olduğu gibi bir kanıya kapılmamak gerekir. Hem tümdengelim hem de tümevarım, çeşitli sınırlılık ve zaaflara sahip akıl yürütme biçimleri olarak, bilimsel araştırmaların çeşitli evrelerinde dönüşümlü olarak kullanılmaktadır.