Sosyal Darwinizm Kısaca Nedir, Ne Demektir?

Darwin’in doğada ve canlı türleri arasında işlediğini ileri sürdüğü yasalar ve ilkelerin toplumlarda da geçerli olduğunu savunan düşünceye “Sosyal Darwinizm” denir.

 

Bilindiği gibi Darwin’in evrim teorisine göre, çevreye en iyi uyum sağlayan bitki ve hayvanlar hayatta kalabilir, üreyebilir ve genlerini gelecek kuşaklara aktarabilir.

 

İşte “Sosyal Darwinizm” bu en iyinin ve en güçlünün hayatta kalması fikrini toplumsal alana taşıyan ve insanlık tarihini bu gözle okumaya çalışan bir toplum ve siyaset anlayışıdır. 

 

Sosyal Darwinizm düşüncesi, ilk olarak İngiliz sosyolog ve filozof Herbert Spencer (1820-1903) tarafından ortaya konulmuştur.

 

Spencer’a göre toplumlar, tıpkı doğadaki gibi doğal ayıklanma, hayatta kalma ve adaptasyon gibi süreçlerin belirlediği “temel yasalar” a göre gelişir ve ilerlerler.

 

Toplumlar biyolojik birer organizmaya benzeten Spencer’a göre toplumsal düzen ve istikrar, tıpkı doğadaki gibi doğal bir denge gerektirir.

 

Bu dengelenme süreci içinde, uyum sağlayamayanlar ve gelişemeyenler, daha gelişmiş olanların rekabeti karşısında yavaş yavaş yok olurlar.

 

İnsanlığın ilerlemesi de sadece en uygun toplumların hayatta kaldığı bu “toplumsal evrim yasası “sayesinde meydana gelmiştir.

 

Evrendeki tüm sistemlerin belli bir denge ve dengelenme ihtiyacı içinde olduğunu düşünen Spencer’a göre, bu dengelenme süreci içinde zayıf olanların elenmesi oldukça doğaldır.

 

Evrendeki her şey gibi toplumlar da “evrim yasası” na itaat etmeli ve siyasal yasalar aracılığıyla bu yasalara aykırı toplumsal, siyasal ve ekonomik kurumlar oluşturmaktan vazgeçmelidir.

 

Devletler ve hükümetler, toplumun doğal işleyişine müdahale etmemeli, zayıfları korumak suretiyle toplumun doğal ilkesi olan doğal ayıklanma yasasına ters düşecek hareketlerden kaçınmalıdır.

 

Çünkü bu eylemler, “zayıfların hayatta kalmasını sağlayarak”, “zayıflığı destekleyerek” ve “zayıflığın sürmesini ve kuşaklar boyu aktarılmasını sağlayarak” uzun vadede insanlığa zarar verecektir.

 

Toplumsal güçler ya da bireyler arasındaki mücadele sırasında, en güçlü olanın galip gelmesi kaçınılmaz olup, bu toplumların ilerlemesini sağlayan en temel kanundur.

 

Bu bağlamda zayıf insanlara (örneğin işçilere, fakirlere) Spencer’ın tabiriyle genetik olarak zayıf olanlara yardımcı olacak herhangi bir devlet müdahalesi, zamanla yok olması gerekenlerin varlığını uzatacak ve böylece toplumun gelişmesine de engel oluşturacaktır.

 

Ayrıca bunların üremesi, “zayıf ya da kusurlu genlerin” kuşaklar boyu aktarılmasına dolayısıyla süreç içerisinde toplumsal bir gerileme ve yozlaşmaya da yol açacaktır.

 

Yukarıda temel varsayımlarını kısaca özetlemeye çalıştığımız Sosyal Darwinizm düşüncesi, Darwin’in biyolojik bağlamda ortaya koyduğu fikirleri, toplumsal alana taşıyarak çarpıtmakla suçlanmıştır.

 

Ayrıca kuralsız bir kapitalizmi, emperyalizmi, ırkçılık, nazizm ya da insan ırkının ıslah edilmesi olarak özetleyebileceğimiz “öjenik” gibi fikirleri haklılaştırdığı ve onlara fikirsel bir zemin hazırladığı gibi gerekçelerle de sıkça eleştirilmiştir.