Uluslararası İlişkiler

Uluslarası İlişkilerde Pluralizm Teorisi ve Temel Varsayımları

Pluralizm, uluslarararası ilişkiler disiplininin idealizm ve realizmle birlikte üç klasik kuramından birini oluşturur. Çoğulculuk anlamına gelen pluralist yaklaşım, liberal felsefe temeline ve onun özgürlük anlayışına dayanan bir bakış açısını yansıtmaktadır.

 

Devleti; tek parça, bütüncül ve uluslararası sistemin en temel aktörü olarak kabul eden realist anlayışa bir tepki olarak doğduğu için bu adı almıştır.

 

Uluslararası sistemin değişim geçirdiği 1960 ve 1970’li yıllarda karşımıza çıkan pluralist akımın temel varsayımları dört başlıkta özetlenebilir:

 

  • Pluralistler, realistlerin devlet merkezli anlayışı yerine, çok aktörlü bir uluslararası sistemi benimserler. Bu yaklaşım, devletlerin uluslararası ilişkilerin önemli aktörleri olduğunu kabul eder. Ancak bunların uluslararası alandaki egemenliğinin, diğer etkili aktörlerin ortaya çıkışı ile birlikte kırıldığını, bu nedenle devlet olmayan aktörlerin de uluslararası ilişkiler analizlerinde göz ardı edilmemesi gerektiğini savunur.

 

  • Pluralizmin ikinci özelliği, devleti bütüncül bir aktör olarak görülmemesidir. Bu yaklaşıma göre devlet, çıkar grupları, yöneticiler, memurlar ve benzeri daha küçük parçalardan oluşan bir sistem olarak görülür. Bu parçaların aralarındaki karmaşık etkileşim, dış politika yapım sürecinde dikkate alınmak zorundadır.

 

  • Pluralist teorinin üçüncü özelliği, devletin rasyonel bir aktör olarak kabul edilmesindeki güçlükler hakkındadır. Bu anlayışa göre devletler, karar vericinin rolü, kamuoyu baskısı, yanlış veya eksik bilgiye sahip olunması, belirsizlik ortamı gibi bazı faktörler nedeniyle ülke çıkarlarını tamamen yansıtacak rasyonel kararlar veremeyebilir. Bu nedenle devletlerin karar alması rasyonel bir etkinlik olarak değil, bir rekabet ve uzlaşma süreci olarak okunmalıdır. Burada vurgulanması gereken kavram pazarlıktır. Devletlerin aldıkları kararlar, aktörler arasındaki koalisyonlar, karşıt koalisyonlar ve diğer aktörlerle yapılan pazarlıklarla ulaşılan bir konsensüsün sonucudur.

 

  • Pluralizmin dördüncü ve son özelliği ise çoğulcu kuramda uluslararası politika konusuna büyük önem verilmesidir. Realizmin gündemini oluşturan temel konu, güvenliğin sağlanması ve korunması iken , pluralizmde spordan sağlığa, eğitimden küresel ısınmaya, silahsızlanmadan çevre kirliliğine, ekonomiden borçlanmaya, bilimsel çalışmalardan etik değerlere, açlık ve yoksulluk sorunlarından hızlı nüfus artışına, genel sağlık sorunlarından öldürücü ve bulaşıcı hastalıklara kadar toplumsal ilişkileri içeren her bir konu uluslararası ilişkiler incelemeleri içinde değerlendirilmektedir. Pluralistlere göre bu konular da realistlerin savunduğu ve yüksek politika adını verdikleri güvenlik ve askerî konular kadar önem arz etmektedir. Dolayısıyla pluralistler, realistlerin yüksek politika ve düşük politika ayrımına da karşı çıkarlar. Hatta pluralizme göre dış politika karar alıcıları için ekonomik konular, güvenlik ve askerî konular kadar, bazı durumlarda ise bunlardan daha önemli olabilmektedir.

 

Bu dört temel özellik incelendiğinde, pluralizmin uluslararası ilişkileri açıklamakta bazı temel kavram ve süreçleri ön plana çıkardığı görülmektedir. Bu kavramlar: devletlerarasındaki iş birliği ile karşılıklı bağımlılık ve etkileşim, iktisadi bütünleşmeler, küreselleşme, iletişim teknolojilerinin yaygınlaşması gibi gelişmelerle devletlerin sınırları önemini yitirmeye başlamasıdır.

 

Pluralizme göre uluslararası ilişkiler, tıpkı bir örümcek ağı gibi birbirine bağlı iç içe girmiş ve karmaşık bir yapıdır.

 

Devletlerin iç politikalarının, dış politika üzerindeki ağırlığının artması anlamına gelen bu durum, karşılıklı bağımlılık çerçevesinde şekillenen tartışmaların da temelini oluşturur.

 

Bu anlayışa göre egemen devletlerarasında gerçekleşen ilişkilerin yanı sıra bu devletlerin her birinde yer alan ve hatta sınırlar ötesinde gerçekleşen ekonomik, siyasal veya toplumsal ilişkileri ve diğer aktörlerin tamamını da dikkate almak gerekir.

 

Son olarak Pluralizm, devletlerarasında mükemmel bir iletişim olması durumunda sorunların çözüleceği ve çatışmaların engelleneceğini iddia eder.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu