Milliyetçi Cephe Nedir? Kısaca Milliyetçi Cephe Hükümetleri Dönemi

Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti

 

Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti, 19 Mart 1975’de kuruldu.

 

Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhuriyetçi Güven Partisi tarafından kurulan bu koalisyon hükümetinin Milliyetçi Cephe olarak adlandırılmasının nedeni, koalisyonu oluşturan partilerin genellikle sağ eğilime sahip milliyetçi ve muhafazakar partilerden oluşmasıydı.

 

Milliyetçi Cephe hükümetini en çok zorlayan konuların başında ekonomi gelmekteydi.

 

Hem Kıbrıs Meselesi nedeniyle Batı dünyasının Türkiye’ye uyguladığı ambargo, hem de 1973 Petrol krizinin Türkiye’ye uzanan etkileri ülkeyi, ekonomik bir dar boğazın içine sokmuştu.  

 

Bu durum, Türkiye’yi dış kredi bulma çabalarına sürüklemiş ve IMF ile yapılması planlanan yeni bir anlaşma ve yeni bir istikrar paketi gündeme gelmiştir.

 

Ancak IMF ile yapılacak anlaşmanın yapısal bir dönüşüm programı gerektirmesi, hükümeti IMF’den dış borç almak konusunda düşündürmekteydi.

 

Çünkü böyle bir programın uygulanması durumunda hükümet partilerinin seçmen desteğini önemli ölçüde kaybetmesine kesin gözüyle bakılmaktaydı.

 

Bu nedenle hükümet, krizi geçici önlemlerle erteleme yoluna gitti. Kısa vadeli ve yüksek faizli dış borç imkânlarına yöneldi.

 

Ancak 15 Şubat 1977’ye gelindiğinde ülkenin döviz rezervi tamamen tükenecek ve Başbakan Demirel, tarihe geçen “70 cente muhtacız” açıklamasını yapacaktı.

 

Dönemin bir diğer önemli gelişmesi, CHP-MSP hükümeti döneminde çıkarılan genel afla şiddet olaylarına karışmamış siyasi suçluların salıverilmesinden sonra, dernekler, sendikalar ve sosyalist partilerin yeniden kurulması ve faaliyete başlamasıydı.

 

Böylece 12 Mart döneminde kapatılan birçok sosyalist parti ve örgüt yeniden faaliyete geçmeye başlamıştı.

 

Ayrıca, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi gençlik liderlerinin takipçisi olma iddiasıyla pek çok devrimci gençlik örgütü de yine bu dönemde kurulmuştur.

 

Böylece ülkede sağ-sol, ülkücü-devrimci çatışması tekrar yükselmeye ve şiddet olayları bütün ülkede yaygınlaşmaya başladı.

 

Diğer taraftan, bürokraside de ciddi sıkıntılar yaşanmaktaydı. Özellikle, partilerin bürokraside kadrolaşmak adına hukuk dışı yollara başvurmaları, siyasi kutuplaşma ve çatışmaları bürokrasi içine de yükseltti.

 

Sonuçta Milliyetçi Cephe Hükümeti, 1977 başında ekonominin tamamen durması ve krizi daha fazla erteleme imkânının kalmaması üzerine erken seçim kararı alarak seçimlere gitti.

 

5 Haziran’da gerçekleştirilecek olan genel seçim öncesinde önemli provokasyonlar ve terörist saldırılar gerçekleştirildi.

 

Bunların en önemlisi, İstanbul Taksim’de 1 Mayıs 1977 kutlamalarında gerçekleşen ve 37 kişinin ölümüne yol açan olaylardı.

 

Ayrıca 29 Mayıs’ta Ecevit’e yönelik suikast girişimi meydana gelmiş ve bunun yanı sıra, pek çok olay ve cinayet gerçekleşmişti.

 

Ecevit’in bu dönemde olayların arkasında Kontrgerilla olarak adlandırılan Özel Harp Dairesi’nin bulunduğuna ilişkin iddialar dile getirmesi de, dönemin önemli gelişmeleri arasındaydı.

 

İkinci Milliyetçi Cephe Hükümeti

 

5 Haziran 1977 genel seçimleri böylesi kutuplaşmış ve gergin bir ortamda geçti.

 

Seçimler sonucunda, CHP yüzde 41.9, AP yüzde 36.9, MSP yüzde 8.6, MHP yüzde 6.4 oy aldı.

 

Yüzde 1.9 oy alan Demokratik Parti ve yüzde 1.9 oy alan Cumhuriyetçi Güven Partisi ise seçimlerde pek bir varlık gösteremedi.

 

CHP seçimden birinci parti olarak çıkmış, ancak mecliste salt çoğunluğu kazanamamıştı. Dolayısıyla hükümeti tek başına kurması mümkün değildi.

 

Hiçbir partinin tek başına çoğunluk sağlayamaması nedeniyle, özellikle sermaye çevrelerinden CHP-AP koalisyonu kurulması talepleri yükseldi.

 

Türkiye’nin ağır bir ekonomik krizle karşı karşıya olduğuna ve köklü bir ekonomik programın uygulamak zorunda olduğuna dikkat çeken sermaye çevreleri, böyle bir programın ancak CHP-AP koalisyonu gibi güçlü bir hükümetin yönetimi altında uygulanabileceğini düşünmekteydi.

 

Ancak, iki parti arasındaki sert rekabet ve kutuplaşma, böyle bir koalisyonun kurulmasını  mümkün kılmıyordu.

 

Nihayetinde Ecevit, bir azınlık hükümeti kurmayı denedi ancak bu hükümet güvenoyu alamayınca, AP-MSP-MHP tarafından bir koalisyon hükümeti kuruldu. Bu hükümet, İkinci Milliyetçi Cephe Hükümeti olarak adlandırıldı.

 

 

1 Ağustos 1977’de güvenoyu alan II. MC hükümeti, sermaye çevrelerinin de etkisiyle daha önce kaçındığı ekonomik istikrar paketini 8 Eylül’de açıklamak zorunda kaldı. Ancak, IMF, hükümetin açıkladığı önlemleri yeterli bulmadı.

 

Diğer taraftan, ülkede şiddet olayları da yükselişe geçmişti.

 

Bu şartlar altında II. Milliyetçi Cephe Hükümetinin de uzun ömürlü olamayacağı anlaşıldı. 

 

Nihayet İkinci Milliyetçi Cephe’nin sonunu getiren gelişme,  Adalet Partisi’nden istifa eden 11 milletvekilinin CHP’yle yaptıkları koalisyon pazarlığından anlaşarak çıkması oldu.

 

“Güneş Motel Olayı” olarak Türk siyasi tarihine geçen bu hadise sonucunda mevcut hükümet, 31 Aralık’ta gensoruyla düşürüldü.

 

 

17 Ocak 1978’de CHP-CGP-DP-Bağımsızlar koalisyonu kuruldu.

 

 

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.