İnönü Savaşlarının Önemi Nedir?

 

 

İnönü Savaşları olarak bilinen savaşlar, kurtuluş savaşı tarihinin önemli olaylarındandır.

 

Birinci İnönü Savaşı

 

Çerkez Ethem ayaklanmasını fırsat bilen Yunan kuvvetleri, İtilaf Devletleri’nin dayattıkları Sevr Antlaşmasını kabul ettirebilmek ve bu antlaşmadan paylarına düşeni alabilmek adına 6 Ocak 1921’de Bursa-Uşak bölgelerinden Eskişehir-Afyon istikametine doğru harekete geçti.

 

Türk kuvvetleri kendisinin üç katı civarında olan bu Yunan birliklerini 9 Ocak’ta İnönü civarında karşıladı ve çetin bir direniş sergileyerek Yunan kuvvetlerinin önemli zayiatlar vererek 11 Ocak’ta eski mevzilerine geri çekilmesini sağladı.

 

İşte bu başarı, TBMM’de ve başta Nutuk olmak üzere dönemin kaynaklarında I. İnönü Zaferi adıyla isimlendirildi.

 

Yunanlılar ise bunu bir yenilgi olarak kabul etmemiş ve bu harekâta “taaruzi keşif” adını vermişlerdir.

 

Bu zafer askeri açıdan elbette milli mücadelenin diğer büyük zaferleriyle karşılaştırılamaz; ancak ortada, inkâr edilemeyecek bir gerçek vardı ki o da şudur:

 

Bu harekâtta Yunanlıların 8 subay ve 49 eri ölmüş ayrıca 9 subay ve 145 eri de kaybolmuştur. Ayrıca düzenli Türk ordusunun Batı Cephesi’ndeki ilk başarısı olarak kabul edilen bu muharebe ve zafer, Türk ve dünya kamuoyunda oldukça etkili olmuştur.

 

Bu zafer, 2. Viyana yenilgisinden itibaren sürekli geri çekilen bir milletin ve ordusunun asla hak etmediği bir eziklik psikolojisini üzerinden atmasını sağlamıştır.

 

Anadolu’da coşkulu kutlamalar yapılmış; ülkenin her tarafından TBMM’ne tebrik telgrafları yağmıştır.

 

Ayrıca bu zafer sadece moral ve psikolojik getiriler sağlamamış. Bunun yanı sıra diplomatik kazançlar da sağlamıştır.

 

Bu kazançların en önemlisi hiç şüphesiz, TBMM Hükûmeti’nin, barış koşullarının tekrar gözden geçirilmesi amacıyla Londra Konferansına davet edilmiş olmasıdır. 

 

İkinci İnönü Savaşı

 

İkinci İnönü Zaferi olarak adlandırılan muharebe ise Yunan kuvvetlerinin bu bozgunun etkisini üzerlerinden atmak için Londra Konferansı’nın sonucunu beklemeden tekrar saldırıya geçmeleri sonucu kazanılan başarıdır.

 

23 Mart’tan itibaren Bursa’dan İnönü ve Uşak’tan Afyon istikametine harekete geçtiler.

 

Böyle bir saldırı olacağını daha önce bildiğinden hazırlıklı olan Batı Cephesi Komutanı İsmet Bey, Yunan kuvvetlerini İnönü’de karşılamayı planladı.

 

Yunan kuvvetleri 30 Mart’a kadar üstünlüklerini sürdürdüler ve bu sırada Yenişehir, Bozüyük, Bilecik ve Dumlupınar düşman eline geçti.

 

Bu arada, Refet Bey’in komuta ettiği Güney Cephesi’nde Dumlupınar ve Aslıhanlar mevzilerinde Türk kuvvetleri geri çekilmek durumunda kaldı. Ancak yapılan hazırlıklar sonucu Türk ordusu 31 Mart’ta karşı saldırıya geçti ve Yunanlar o gece bozguna uğrayarak geri çekilmek zorunda kaldı.

 

İsmet Bey’in ifadesiyle “Yunan kuvvetleri binlerce ölü vererek muharebe meydanının Türk ordusuna terk etmiş idi.

 

Geri çekilen Yunan birlikleri Türk kuvvetlerince Bursa’ya kadar sürüldü. Ama bu çekiliş sırasında Yunanlar, Türk şehir ve köylerini ateşe verdiler, Bilecik, Bozüyük ve Söğüt kül yığını hâline geldi ve bölgedeki camilerin hemen tamamı yakıldı.

 

Bu muharebede Türk ordusu da çok sayıda şehit verdi.

 

Mustafa Kemal Paşa’nın tabiriyle “İnkılap tarihimizin bir sayfası İkinci İnönü Zaferi ile yazıldı”.

 

Bu zafer de Türk ve dünya kamuoyunda önemli etkilere neden oldu ve siyasi, askerî ve psikolojik açıdan İstiklal Savaşı’nın bundan sonraki seyrini olumlu yönde etkiledi.