Dersaadet’te Sabah Ezanları Özet ve İncelemesi – Atilla İlhan

Bu yazımızda Atilla İlhan’ın Dersaadet’te Sabah Ezanları adlı romanının kısa bir özeti, incelemesi ve değerlendirmesine yer verilecektir. Dersaadet’te Sabah Ezanları Attilâ İlhan’ın “Aynanın İçindekiler” serisinin dördüncü kitabı olarak yayımlanmıştır. Basım yılı 1981’dir. Serinin daha önceki kitapları; Bıçağın Ucu, Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz Basmak adlarıyla yayınlandı. Beş kitaptan oluşan serinin son kitabı ise “O Karanlıkta Biz” adlı romandır.

 

Attilâ İlhan bu romanlarında yakın dönem Türk tarihini kurgu ile yorumlayarak yakın dönem Türk tarihinin belirli bir sürecini yansıtmaya çalışmıştır. 1909’dan İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalinden hemen sonrasına, Millî Mücadele’nin Anadolu’da güç kazandığı döneme kadar (1920) geçen süreci işleyen Roman, Dersaadet’te Sabah Ezanları isminden de anlaşılacağı üzere Millî Mücadele yıllarına, İstanbul merkezli olarak bakmaktadır.

 

Romana İzmir’in işgal edilmesi gibi Türk tarihî açısından önemli bir olayla başlanır. Ancak kitabın başat karakterleri Abdi Bey, Neveser, Münif Sabri ve diğerlerinin bugünlere nasıl geldiğini açıklayabilmek için 1909 Mayıs’ına kadar gider. İttihat ve Terakki mensubu Abdi Bey ve ailesi çevresinde Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarına bakan Roman, bir bakıma çözülüşün ve çöküşün temel nedenlerini, iç ve dış etkilerini irdeler. İttihat ve Terakki’nin ülkeyi yönetecek bilgi ve beceriden yoksunluğunun, Abdi Bey gibi insanları bünyesinde barındırması gibi nedenlere dayalı olarak vurgusu yapılır.

 

Ayrıca İzmir’in işgalinden sonra Anadolu’da başlayan canlanmayı, İstanbul’dan Anadolu’ya yapılan katkıyı Münif Sabri ve benzeri roman kişileri çevresinde dikkatlere sunar. Attilâ İlhan, toplumumuzun bu on yıllık sürecine yalnızca tarihî açıdan bakmakla yetinmez. Bu dönemdeki sosyal hayatı, siyasal panoramayı, iktisadi durumu roman kişilerinin dünyasına yerleştirerek kurgular. Yani yakın tarihimizi ilgilendiren olaylar dizisini çok geniş bir açıdan inceler.

 

Çok geniş bir perspektiften hareket eden yazarın Jön Türkleri, İttihat ve Terakki’yi, Millî Mücadele yıllarının bütün boyutlarını araştırdığını, roman kurgusunu oluştururken de bu araştırmalarından yararlandığını söyleyebiliriz. Örneğin Attilâ İlhan, Dersaadet’te Sabah Ezanları’nda Neveser’in babası “Alaman Ziya” çevresinde Osmanlı-Alman ilişkilerini anlatır. II. Abdülhamit döneminde Osmanlı İmparatorluğunun neredeyse bütün ticari ilişkileri Almanya ile kurulmaktadır. Attilâ İlhan burada, bir bakıma, I. Dünya Savaşı’nın nedenlerini bir başka noktada açıklamakta, asıl fırtınanın İngiltere, Fransa gibi ülkelerle Almanya arasında Osmanlı’nın paylaşılması noktasında yaşandığını vurgulamaktadır. Mustafa Reşit Paşa’nın Tanzimat döneminde “Devlet-i Aliyye’nin” kaderini İngilizlerin eline bıraktığını diyaloglar aracılığıyla aktarmaktadır.

 

Attilâ İlhan’ın Dersaadet’te Sabah Ezanları’nın kurgusunda düşüncelerini aktarmada yararlandığı kişilerden bir diğeri ise Neveser’in kardeşi Ahmet Ziya’dır. Ondan işgal İstanbul’undaki işçi hareketlerinin anlatılmasında yararlanılır. Bağımsızlık mücadelesinin işçiler tarafından verilebileceği görüşünde olan Ahmet Ziya, bir bakıma sosyalizmin romandaki temsilcisi durumundadır.

 

Birtakım eleştirmenler, Ahmet Ziya tipinin, 1909’den itibaren Türk solunun halkla bütünleşememe yanılgısını vermek için romana taşındığını belirtir. Yazar, Millî Mücadele döneminde, sosyalistlerin tam bağımsızlıktan yana olduklarını da Ahmet Ziya karakteriyle vurgulamak ister. Attilâ İlhan, Ahmet Ziya’yı başka konularda da konuşturur. Örneğin Ahmet Ziya, İttihatçıların hareketlerinde İngiliz Gizli Servisi’nin ve İtalyan Mason localarının tesiri olduğu görüşündedir. Ayrıca, tıpkı Kemal Tahir gibi, Batı ile Bolşeviklik arasında tampon bir bölge kurulması için Millî Mücadele’nin başarılı olmasına izin verildiği görüşünü de belirtir.

 

Dersaadet’te Sabah Ezanları romanı, genel olarak İstanbul’da geçmesine rağmen Selanik, Paris, biraz da İzmir romanın kurgusu içerisinde zaman zaman olaylara sahne olur. Romanda sosyal hayat ve ekonomi dönemin siyasal hayatıyla iç içedir. Örneğin İstanbul’da işçi problemlerinin çıkması, insanların yoksulluk nedeniyle fırınlara saldırması, Halıcızade Abdi Bey’in ticari faaliyetleri, yine Halıcızadelerin Leon Mizrahi ile ilişkileri ve Barzilay-Mizrahiler; hem bir dönemin çeşitli etnik ve dinî grupların yönlendirdiği Osmanlı’nın iktisadi hayatını hem de bir dönemin ekonomik ve sosyolojik panoramasını verir.

 

Dönemin siyasal olayları ise önceleri İttihat ve Terakki ve Abdi Bey çevresinde, daha sonra Millî Mücadele ekseninde Münif Sabri, Neveser, Ahmet Ziya’nın yaşadıklarına dayanılarak anlatılır. Türklerin dışında, romanda yer alan ve bir dönemdeki icraatlarıyla çöküşü hazırlayan Almanlar, Yahudiler ve Rumlar da romanda yer bulmaktadır. Dönemin eğlence hayatı ise Bacaksız Abdi Bey’in Paris’te, İstanbul’da Mizrahilerin evinde Roza ve Raşel ile yaşadıklarından hareketle anlatılır.