Çanakkale Savaşı: Tarihi Önemi, Nedenleri ve Sonuçları Hakkında Bilgi

Çanakkale Savaşı,19 Şubat 1915’de başlayıp, 8/9 Ocak 1916’da sona eren  savaştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında gerçekleşen bu savaş, deniz ve kara savaşı olmak üzere iki aşamada gerçekleşmiştir. 

 

Osmanlı Devletinin İngiltere ve Fransa karşısındaki zaferiyle biten bu savaş, sonuçları itibariyle Türk tarihinin en önemli olayları arasında yer almaktadır.

 

Çanakkale Savaşının nedenlerini ve sonuçlarını ayrıntılarıyla incelemeden önce, savaşın genel bir özetini yapalım. 

 

Çanakkale Savaşının amacı, İtilaf Devletlerinin Osmanlı’yı savaş dışı bırakmak isteğidir.

 

Böylece boğazlar üzerinden Rusya’ya askeri ve lojistik yardım ulaştırarak, Rusya’nın güçlenmesi ve Almanya ve Avusturya karşısında önemli bir üstünlük sağlaması hedeflenmiştir.

 

Yapılan plana göre bu üstünlük, Fransa üzerindeki Alman baskısını da azaltacağından savaşın seyrini önemli ölçüde değiştirecektir. 

 

Bu hedefler gözetilerek girişilen Çanakkale Savaşlarını ilk kısmı olan Deniz Savaşları,19 Şubat 1915’te başladı.

 

İngiliz ve Fransız donanmaları bu tarihten itibaren bölgeyi bombalamaya başladı.

 

Asıl büyük saldırı ise, 18 Mart 1915’te yapılacaktı.

 

Ancak bu saldırı, hem Osmanlı ordusunun isabetli top atışları hem de Nusret Mayın Gemisi marifetiyle boğazlara döşenen mayınlar sayesinde, İngiliz ve Fransızlar açısından beklenmedik bir yenilgiyle sonuçlandı.

 

Ancak bu yenilgi, İtilaf Ordusu vazgeçirmeye yetmedi.

 

Özellikle İngiliz sömürge topraklarından getirilen ve büyük bölümünü ANZAC‘ların (Avustralya ve Yeni Zellanda Askeri Birlikleri) oluşturduğu birlikler, bu kez, 25 Nisan 1915’te karadan harekete geçti.

 

Seddülbahir ve Arıburnu bölgelerine yapılan bu çıkarma hareketi sonucunda, Çanakkale’de aylarca süren yoğun bir siper savaşı başlayacaktı.

 

Ancak İtilaf güçleri, maddi olarak üstün konumlarına rağmen bu savaştanda istediklerini alamayarak, 1916 yılında geri çekilmek zorunda kaldı.

 

Böylece Çanakkale Savaşları, Osmanlı ordusunun zaferiyle sonuçlandı.

 

Şimdi savaşın nedenlerini ve sonuçlarını daha ayrıntılı bir şekilde inceleyelim. 

 

Çanakkale Savaşının Nedenleri

 

Çanakkale Savaşının nedenleri, bir başka ifadeyle İtilaf Devletlerinin bu savaştan umduğu yararlar genel hatlarıyla şunlardır:

 

  • Osmanlı’yı savaş dışı bırakmak,

 

  • Rusya’yla bağlantı sağlayarak, bu ülkeye savaş malzemesi ve lojistik destek götürmek.

 

  • Bu destek sayesinde yeterince güçlenecek olan Rusya’nın Almanya’ya doğudan yüklenmesini ve böylece Almanya’nın Batı cephesindeki, özellikle Fransa üzerindeki ağırlığının azalmasını sağlamak. 

 

  • Yine bu yardımlar sayesinde, Rusya’da giderek artmakta olan iç karışıklık ve komünist propagandanın önüne geçmek ve Rusya’nın savaş dışı kalmasını engellemek. 

 

  • Trakya’yı işgal ederek, Almanya’nın Balkan topraklarındaki üstünlüğü sona erdirmek. Bu sayede, İtalya ve Romanya gibi henüz tarafsız olan devletlerin İtilaf Devletleri safında savaşa girmesini sağlamak. 

 

  • Osmanlı Devleti, bu cephedeki olası yenilgisinin ardından barış istemek zorunda kalacağından, Osmanlı Devleti’nin paylaşılması meselesini gündeme getirmek ve bundan pay almak isteyen Yunanistan, İtalya ve Bulgaristan gibi ülkeleri İtilaf Devletleri safında savaşa dahil etmek. 

 

  • Çanakkale’de bir cephe açılmasıyla, kuvvetlerinin bir bölümünü buraya çekmek zorunda kalacak olan Osmanlı Devletinin Kafkasya Cephesinde, Rusya üzerinde kurduğu baskıyı hafifletmek.

 

  • Bütün bu nedenler bağlamında, Çanakkale’de kazanılacak bir başarı sayesinde Birinci Dünya Savaşı’nı kısa yoldan bitirmek ve bu büyük savaştan galip ayrılmak.  

 

Çanakkale Deniz Savaşları

 

Çanakkale Deniz Savaşları, 19 Şubat 1915’te İtilaf Donanmalarına ait gemilerin Kumkale ve Seddülbahir tabyalarını uzun menzilli toplarla bombalaması sonucunda başladı.

 

İngiliz ve Fransız donanmalarının Agamemnon, Inflexible, Ocean, Irresisteble, Gaulois, Suffren Charlemagne ve Bouvet gibi güçlü savaş gemilerinden oluşan “Yenilmez Armada” karşısında Osmanlı tarafı, tabyalarındaki yetersiz sayıdaki ağır toplar ve obüs bataryaları ile direnmek zorundaydı.

Özellikle ağır top cephanesi oldukça kısıtlıydı. Almanya’dan gelmesi gereken bu cephane Almanya’dan gelemiyor; Osmanlı Devleti’nde ise yapılamıyordu.

 

Bu nedenle kimi zaman top başına en fazla on mermi atma izni veriliyordu.

 

Bu durum düşman tarafından bazen yanlış anlaşılıyor, cephaneyi idareli kullanmak zorunda olan Türk tarafının ateş etmemesi, tabyaların düşmesi şeklinde yorumlanıyordu.

 

İtilaf donanması, ilk olarak 19 ve 25 Şubat tarihlerinde, Çanakkale Boğazı girişinin iki tarafında bulunan savunma menzilerini ve bataryaları bombaladı.

 

Bu ilk saldırılar genel olarak, Türk toplarının menzillerini öğrenmeyi amaçlayan gösteriş taarruzları şeklindeydi.

 

Asıl büyük saldırı ise, 18 Mart 1915 sabahı başladı.

 

Topların çoğunu susturduğuna ve mayınların büyük ölçüde temizlendiğine inanan İngiliz Amirali John de Robeck, saldırı emrini vermişti.

 

Ancak bir gece önce Nusret Mayın Gemisi, gemilerin manevra alanı olan Erenköy Körfezi’ne 26 mayın daha döşemişti.

 

 

Böylece 18 zırhlıdan oluşan İtilaf donanmasının 3 zırhlısı batmış, 5 tanesi de büyük hasar alarak geri çekilmek zorunda kalmış; diğer gemilerde büyük oranda onarıma muhtaç hale gelmiş, bu deniz savaşının sonunda Osmanlı parlak bir zafer kazanmıştı.

 

Çanakkale Kara Savaşları

 

Çanakkale boğazını denizden aşmayı başaramayan düşman, şansını bu kez karadan denemeyi seçti.

 

Kara Savaşları, 25 Nisan 1915’ten 8/9 Ocak 1916’ya dek sürdü.

 

Büyük oranda ANZAC’lardan (Avustralya ve Yeni Zellanda Birlikleri) oluşan düşman birlikleri, Anafartalar, Arıburnu ve Conkbayırı’ndan karaya çıkarak ilerlemeye çalıştılar. Ancak bu birlikler,

 

 

Türk askerinin göstermiş olduğu büyük direniş ve 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal’in (ATATÜRK), risk alan, inisiyatif kullanan akılcı, inatçı ve daha da önemlisi askerlerine sadece taarruzu değil ama aynı zamanda ölmelerini de emreden, savunması karşısında, ancak kıyı şeridinde tutunabildiler.

 

 

Kolordu ve ordu komutanlarının emirlerini beklemeden 57. Alay’ı ileri süren Mustafa Kemal, Conkbayırı ve Kocaçimen tepelerine yaklaşmakta olan Anzak ordusunu geri püskürmeyi başarmıştı.

 

Eğer emir bekleyerek geri durmuş olsaydı, büyük ihtimalle Çanakkale savunması düşecek ve Boğaz düşman donanmasına açılacaktı.

 

 

 

Çanakkale’yi kahramanca savunan Mustafa Kemal, 10 Ağustos 1915’teki Conkbayırı Taarruzunda, ölümle burun buruna gelmiş; göğsüne isabet eden bir şarapnel parçası, neyse ki cebinde bulunan saati parçalayarak göğsünde derin bir kan lekesi bırakmıştı.

 

 

Bu gelişmelerden sonra, iç kısımlara ilerleyemeyen düşman kuvvetleri ile Osmanlı ordusu arasında uzun siper savaşları başladı.

 

Sırtlarını donanma topçularına veren düşman birliklerinin, yaz sıcağında denize girme olanakları ve konserve et, çikolata gibi yiyeceklerle beslenme şansları vardı.

 

Ancak Osmanlı askeri, sadece ekmek ve bulgurla beslenebiliyordu.

 

İki tarafın ortak sıkıntısı ise, siperlerin ortasında kalan ve sıcak havadan bozulan ölüler nedeniyle bölgeyi yoğun bir koku ve sinek bulutunun kaplamasıydı.

 

Bu nedenle sık sık ateşkes yapılmakta ve iki tarafta ölülerini gömmekteydi.

 

 

Yaklaşık 8 ay süren çetin çarpışmaların ardından Türk direnişini kıramayacağını anlayan İtilaf güçleri, Aralık ayından itibaren bölgeden çekilmeye başladı.

 

Böylece Osmanlı Devleti, maddi olanaklar açısından değerlendirildiğinde kendisinden katbekat üstün bir konumda olan güçlere karşı önemli bir savaş kazanmıştı.

 

Bu savaş neticesinde Mehmetçik, İtilaf Devletlerinin savaşı kısa yoldan bitirme umutlarını Boğazın derin sularına gömmüştür.

 

 

Çanakkale Savaşının Sonuçları

 

Türk tarihin en şanlı zaferlerinden biri sayılan Çanakkale Savaşı’nın oldukça önemli sonuçları oldu. Bu sonuçları genel hatlarıyla inceleyecek olursak;

 

  • Çanakkale Savaşı, ünlü yazar Turgut Özakman’ın deyimiyle Türklüğün dirilişi olmuştur. Bu savaş, yıllardır savaş kaybeden Türk milletine önemli bir özgüven aşılamış; burada kazanılan zafer, Osmanlı Devletini yıkılmaktan kurtaramamış olsa da, ileride milli mücadelenin ihtiyaç duyacağı lider, kadro ve kendine güven duygusunu Türk milletine sağlamıştır.

 

 

  • Nitekim, zaferin belki de en önemli sonucu; Cumhuriyetimizin kurucusu, Türk Devriminin lideri ve Milli Mücadelenin önderi Mustafa Kemal’in Çanakkale Savaşı’nda gösterdiği başarı sayesinde hem silah arkadaşları hem de Türk halkı nezdinde büyük bir karizma sağlaması ve “İstanbul’u Kurtaran Adam” olarak ünlenmiş olmasıdır.

 

  • Savaş boyunca askeri dehasını kanıtlayan Atatürk, bu savaş sırasında Albay olduğu halde, düşman birliklerini kendi inisiyatifini kullanarak geri püskürtmüştür (I. ve II. Anafartalar). Bu savaşla birlikte kamuoyunda Anafartalar Kahramanı olarak tanınmaya başlayacak olan Mustafa Kemal’in, ileride milli mücadelenin lideri konumuna yükselmesi herkesçe normal karşılanacaktır.

 

  • Çanakkale Savaşı, sömürge dünyasında milli kurtuluş fikrinin uyanışında ve doğuşunda oldukça etkili oldu. Çünkü bu savaş gösterdi ki, yenilmez görülen İngiliz ve Fransız orduları bilinçli ve kararlı bir direniş karşısında çaresiz kalmıştı.

 

  • Çanakkale Savaşı, Birinci Dünya Savaşı’nın üç yıl daha uzamasına neden olmuştur. Bu zafer, savaşı uzatarak düşman devletlerin çıkacak yeni bir savaşı kaldırmasını zorlaştırmış; böylece Türk Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanmasına önemli bir katkı sunmuştur.

 

  • Çanakkale Zaferinin bir başka önemli sonucu, Rusya’ya boğazlardan yardım ulaştırılamaması olmuştur. Böylece müttefiklerinden beklediği desteği alamayan Rusya’da iç karışıklıkların giderek artmış ve nihayetinde Bolşevik Devrimi patlak vermiş ve Rusya savaş dışı kalmıştır. 

 

  • İngiltere ve Fransa’nın Çanakkale’de başarısız olması, Balkan Devletlerinin tutumlarını da etkilemiş; Bulgaristan Almanya safında savaşa girerken, Romanya ve Yunanistan bir süre daha savaş dışı kalmayı tercih etmiştir.

 

  • Bulgaristan’ın savaşa girmesi Osmanlı Devleti’ne hem demiryolu hem de karayolu vasıtasıyla Alman yardımı gelmesinin yolunu açmıştır.

 

  • Yine zafer neticesinde İngiltere ve Fransa’nın Rusya’yla olan bağlantısı tamamen kesilmiş, Romen petrol havzası İttifak Devletlerinin eline geçmiştir.

 

  • Çanakkale Cephesinin zaferle kapanması sonucunda, serbest kalan 20 Türk tümeninin, Rusya ve Mısır’a karşı kullanılabilme imkânı doğmuş, bunlarda bazıları Galiçya’da Alman ve Avusturya askerleriyle birlikte Rusya’ya karşı savaşmıştır.

 

  • Ayrıca bu zafer neticesinde, İngilizleri ve Fransızları alt edebileceğine güvenci gelen Osmanlı Devleti, Nisan 1916’da İngilizlere karşı Ortadoğu’da “Kut’ül Amare Zaferi” olarak bilinen önemli bir galibiyet daha almıştır.

 

  • Yine Şubat 1916’da bu kez, Bahriye Nazırı Cemal Paşa liderliğinde Mısır harekatına girişen Osmanlı ordusu, Süveyş Kanalına saldırmış, ancak “Kanal Harekatı” olarak bilinen bu askeri girişim başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

 

  • Son olarak, bütün olumlu sonuçlarına rağmen Çanakkale zaferinin, Türk milleti için ağır bedelleri olduğunu da kaydetmek gerekir. Türk milleti, bu savaşta yüzbinlerce genç ve parlak evladını kaybetmiş, kaynakları son derece kısıtlı bir devlet olduğundan bu kaynakların yerini kolaylıkla dolduramamıştır. Örneğin savaşın subay ihtiyacı büyük oranda İstanbul’daki Galatasaray Lisesi gibi önemli liseler, İstanbul’daki üniversite ve Anadolu’daki liselerden karşılanmış, bu gençlerin pek çoğu savaş sırasında şehit düşmüştür. Bu kayıplar, sonraki yıllarda Türkiye’nin hem kuruluş hem de kalkınma sürecinde, önemli etkiler yapmıştır

 

  • Çanakkale Savaşları, Türk tarafında olduğu kadar, İngilizler tarafından karaya çıkarılan ANZAC’ların torunları açısından da önemli anlamlar taşımaktadır. Çanakkale Savaşı, Avustralya ve Yeni Zellanda’nın ulusal bilincinin başlangıcı olarak kabul edilir ve bu ülkelerde her yılın 25 Nisan tarihi “Anzak Günü” adıyla milli bir gün olarak anılır. Ayrıca Avustralyalı ve Yeni Zellandalılar Çanakkale’de bulunan Anzak Koyuna gelerek burada “Şafak Ayini” adında bir tören gerçekleştirir. 

 

Çanakkale Savaşları Hakkında Daha Ayrıntılı Bilgi İçin: