Kısaca Amasya Genelgesi: Tarihi, Maddeleri ve Önemi

Amasya Genelgesi, 22 Haziran 1919’da ilan edilmiştir. Amasya Tamimi olarak da bilinir. 

 

Kronolojik süreç içerisinde baktığımızda, Amasya Genelgesi Havza Genelgesinden sonra, Sivas Kongresinden önce gerçekleşmiş bir hadisedir. 

 

Mustafa Kemal Atatürk’le birlikte Amasya Genelgesinin altında imzası olan diğer isimler şunlardır: Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, ve Refet Bele. 

 

Ayrıca genelge yayınlanmadan önce, o sırada Konya’da bulunan 2. Ordu Müffettişi Cemal Mersinli ve Erzurum’da bulunan 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir’in de onayları alınmıştır.

 

Yani Amasya Genelgesi, Mustafa Kemal Atatürk, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay ve Refet Bele’nin imzaları; Kazım Karabekir ve Cemal Mersinli’nin onaylarıyla yayımlanmıştır. 

 

Milli Mücadelenin gerekçesi, yöntemi ve amacını açıklayan ilk bildirge olması açısından büyük bir önem taşıyan Amasya Genelgesi Türk ulusunun işgallere tepkisiz kalmaktansa savaşmayı tercih ettiğini tüm dünyaya duyurmuştur. 

 

Amasya Genelgesinin maddeleri özetle ve kısaca şunlardır: 

 

  • Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir. 

 

  • İstanbul’daki hükümet, sorumluluklarını yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok hükmünde bırakmaktadır.

 

  • Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır. 

 

  • Milletin haklarını dile getirip bütün dünyaya duyuracak ve her türlü etki ve denetimden uzak kalacak bir kurulun varlığı gereklidir. 

 

  • Her açıdan Anadolu’nun en güvenli yeri olan Sivas’ta acilen bir ulusal kongre toplanmalıdır. 

 

  • Bu kongreye her ilden, belediyelerin ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin seçeceği üçer temsilci gönderilmelidir. 

 

 

Türk ulusunu düşmana karşı topyekün mücadeleye çağıran genelgede, İstanbul hükümetinin, sorumluluklarını yerine getirmediği vurgulanmış ve ülkenin kaderinin halkın vereceği mücadele ile şekilleneceğine ve mücadeleyi yönetecek ulusal bir kurulun gerekliliğine işaret edilmiştir. 

 

Özetle Amasya Genelgesine göre, vatan ve millet tehlikededir. Hükümet bu tehlikeye karşı bir önlem almamaktadır. Dolayısıyla bu halde, hem kendisini hem de vatanını kurtarmak görevi halka aittir. 

 

 

Bu açıdan bakıldığında Amasya Genelgesini, Türkiye’de halk egemenliğine yönelişin ilk işareti ve milli egemenliğe dayalı yeni devletin ilk adımı olarak kabul etmek mümkündür. 

 

Bu özellikleriyle Amasya Genelgesi, Türkiye Cumhuriyeti’ne giden süreçte yayımlanan kuruluş belgelerinden ilki (diğerleri Sivas ve Erzurum Kongreleri) olarak kabul edilir. 

 

Nitekim genelgenin ardından İstanbul’la yapılan yazışmalarda artık İstanbul’un Anadolu’ya egemen değil, bağımlı olmak zorunda olduğu vurgulanmıştır.