Varlık Vergisi Nedir? Kısaca Varlık Vergisinin Özellikleri ve Amacı

Varlık Vergisi,  1942 yılında çıkarıldı.

 

Verginin amacı, İkinci Dünya Savaşının yarattığı ağır ekonomik koşullardan yararlanmak suretiyle elde edilen spekülatif kazançları vergilemekti.

 

Çünkü savaşın yarattığı ağır ekonomik ortamda, savaş dönemi enflasyonundan yararlanmak ve karaborsa vb. yolları kullanmak suretiyle vergilendirilmemiş büyük kazançlar elde eden bir savaş fırsatçısı tüccar sınıf doğmuştu.

 

O dönemde Türkiye’de sermaye ve ticaretin büyük oranda azınlık tüccarların elinde bulunması nedeniyle, savaş koşullarının doğurduğu karaborsa olaylarına en fazla ismi karışan isimler de azınlık tüccarlar olmuş ve dolayısıyla bu vergiden en fazla onlar etkilenmişti.

 

Varlık Vergisi hakkında verdiğimiz bu ön bilginin ardından şimdi ayrıntılara geçebiliriz.

 

 

Varlık Vergisinin Nedenleri

 

Türkiye, ikinci dünya savaşına katılmamış olsa da savaşın tüm ekonomik problemlerini yakından hissetmiştir.

 

1939’da İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte, Türkiye çok kısa bir zaman içerisinde bir milyon kişiyi silah altına almış ve böylece tarımdaki faal olarak çalışan nüfusun büyük bir kısmı üretimden çekilmek zorunda kalmıştır.

 

Nüfusun çoğunluğunu oluşturan köylülerin silahaltına alınması, tarla sürmekte kullanılan öküzlerin ordu adına müsadere edilmesi ve çiftçinin ürettiği ürünü değerinin oldukça altında bir miktara devlete satmak zorunda kalması; ekonomide, özellikle de tarımsal malların üretimi ve arzı konusunda önemli bir daralma yaşanmasına neden olmuştur.

 

Ayrıca Avrupa’nın ve Akdeniz’in savaş alanı olması, ithal malların Türkiye’ye girişini zorlaştırmış; bu durum, özellikle kentlerdeki pek çok tüketim malının karaborsaya düşmesine yol açmıştır.

 

İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Türkiye  “denk bütçe-sağlam para” politikasını terk etmek ve artan devlet masraflarını para basarak karşılamak zorunda kalmıştır. Artmayan üretim karşısındaki para bolluğu, enflasyona neden olmuş ve fiyatlarda yaklaşık yüzde 350’lik bir artış meydana gelmiştir.

 

Ancak ikinci dünya savaşı her ne kadar Türk vatandaşlarının büyük bir bölümü için kıtlık ve yoksulluk anlamına gelse de bu durumun bazı istisnaları oluşmuştur.

 

Zira savaşın yarattığı ekonomik koşullar, vurguncular ve fırsatçılar için önemli bir zenginleşme kaynağı sağlamıştır. 

 

Varlık Vergisinin temel amacı işte bu savaş fırsatçısı kesimin edindiği kazançları vergilendirmektedir. 

 

 

Varlık Vergisinin Uygulanması

 

Varlık Vergisi kanuna göre;

 

  • Kimin ne kadar vergi ödeyeceğini il ve ilçelerde kurulun komisyonlar tespit edecekti.  

 

  • Komisyonların belirlediği vergi miktarına itiraz yolu kapalıydı.

 

  • Ödeme süresi en fazla bir ayla sınırlandırılmıştı.

 

  • Bu süre içinde vergi borcunu ödemeyenlerin mallarının haczedilerek icra yoluyla satılması öngörülmekteydi.

 

  • Bütün bunlara rağmen vergi borcunu ödemeyen mükellefler ise borçlarını bedenen çalışarak ödemek amacıyla Aşkale’deki çalışma kamplarına gönderilecekti.

 

Varlık Vergisi çerçevesinde toplam 114 bin mükelleften, 465 milyon liralık bir vergi geliri toplanması amaçlandı. Ancak nihayetinde 315 milyon liralık Varlık Vergisi tahsil edilebildi ve bu miktarın 221 milyon lirası İstanbul’dan toplandı.

 

Varlık Vergisi’nin yüzde 52’sini gayrimüslim vatandaşlar, yüzde 29’unu Müslüman vatandaşlar, yüzde 19’unu ise yabancılar ödedi.

 

Vergisini ödemeyen ya da ödeyemeyen 2 binden fazla kişi ise zorunlu çalışma için Aşkale’ye gönderildi. 

 

 

Varlık Vergisi ve Azınlıklar

 

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, o dönemde Türkiye’de sermaye ve ticaretin büyük oranda azınlık tüccarların elinde bulunması nedeniyle, savaş koşullarının doğurduğu karaborsa olaylarına en fazla ismi karışan isimler de azınlık tüccarlar olmuş ve bu vergiden en fazla onlar etkilenmiştir.

 

Bu dönemde Türkiye bir ulus devlet olarak, sermayenin etnik dağılımı konusunda dengesiz bir durum içerisindedir.

 

Osmanlı İmparatorluğu’ndan miras kalan yapıda sermaye sahibi özel kişiler Türklerden değil, daha çok yabancılardan ve azınlıklardan oluşmaktaydı. Bu nedenle Cumhuriyet, Müslüman-Türk unsurun zenginleşmesine ve güçlenmesine öncelik vererek milli bir burjuvazi yaratmak hedefindeydi.

 

Bu durum devletin, Varlık Vergisini bu hedef doğrultusunda kullandığı iddialarını ortaya çıkardı.

 

Bu iddiaya göre, Varlık Vergisinin doğrudan azınlıkları hedeflemekteydi ve amacı gayrimüslimlerin elindeki sermayeyi Türkler’e geçirmekti.

 

Dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu’nun Varlık Vergisi yasasını, “Bu kanun, bir devrim kanunudur. Bize ekonomik bağımsızlığımızı kazandıracak bir fırsat karşısındayız. Piyasamıza egemen olan yabancıları böylece ortadan kaldıracak, Türk piyasasını Türklerin eline vereceğiz” diyerek savunması bu iddiaları güçlendirmiştir.

 

Ayrıca Varlık Vergisinin bu yönü dönemin basını tarafından da desteklenmiştir.

 

Basında Varlık Vergisinin haklılığı konusunda pek çok köşe yazısı ve yorum yayınlanmıştır.

 

Söz konusu yazılarda; azınlıkların, vatan için kan dökmedikleri, kan döken halkı soydukları, refah içinde yaşadıkları vurgulanmakta ve artık Azınlıklar için fedakârlık yapma zamanının geldiği belirtilmiştir.

 

Yüksek enflasyon ve ithalatın azalması nedeniyle ortaya çıkan karaborsadan, özellikle gayri Müslim ticaret erbabının yararlandığını vurgulayan gazeteler, bu kesimin elde ettiği spekülatif kazançların kurulacak komisyonlar aracılığıyla vergilendirilmesini doğal ve zaruri görmekteydi.

 

Nitekim Varlık Vergisi, bu iddialar nedeniyle ve İngiltere ve ABD’den gelen eleştirilerin etkisiyle 1944 yılının Mart ayında yürürlükten kaldırıldı. Devlet, o güne değin tahsil edememiş olduğu vergi alacaklarından vazgeçti.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.