Teknokrasi Nedir? Kısaca Teknokratik Yönetim Anlayışı

Teknokrasi, bir devlet sisteminde karar vericilerin gerekli bilgi, tecrübe ve uzmanlığa sahip olan teknotratlarca oluşturulduğu yönetim biçimidir.

 

Dolayısıyla, Teknokrasi karar vericilerin halk oyuyla ve çoğunluk esasına göre seçildiği demokrasiden ayrılır.

 

Antik Yunancada uzmanlık ve beceriklilik gibi anlamlara gelen “teknikos” kelimesi ile yetki, yönetim ve otorite gibi anlamlara gelen “kratos” sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuştur.

 

Bu anlamda teknokrasi, Türkçeye “uzmanların yönetimi” şeklinde çevrilebilir.  

 

Teknokrasi de teknokrat olarak bilinen hükümet yetkilileri seçim yoluyla göreve gelmezler.

 

Onların göreve gelmeleri, teknik bilgi ve birikimleri ile belli bir alandaki gösterdikleri uzmanlıklar ile ilgilidir. 

 

Teknokrasinin hakim olduğu bir devlet yönetiminde, kararlar subjektif değerlendirmelere göre değil, bilimsel ilkeler ve ortaya konan veriler ışığında ele alınır.

 

Teknokratik yönetim anlayışını savunanların en temel iddiası, dünyanın hiçbir ülkesinin teknik ve bilimsel gelişmelere ayak uydurmadan ve bilimsel doğruları dikkate almadan ayakta kalamayacağı, gelişemeyeceği ve vatandaşlarına refah düzeyi yüksek bir yaşam düzeyi sunamayacağıdır.  

 

Bu açıdan bakıldığında teknokrasi, herkesin üzerinde uzlaşması gereken ideal bir yönetim biçimi olarak görülebilir.

 

Ancak teknokrasi, en başta anti-demokratik olduğu ve toplumsal istekleri gözardı ettiği gibi gerekçelerle eleştirilere uğramıştır.  

 

Ancak, teknokrasiyi tek başına bir yönetim biçimi olarak ele almak yanlıştır.

 

Onun tek başına bir uygulamasını görmek neredeyse imkansızdır.

 

Çünkü teknokratların bir araya gelerek örgütlenmeleri ve yönetime hakim olmaları mümkün değildir. Onlar daha çok daha üstteki yöneticiler eliyle göreve getirilirler. 

 

Bu açıdan teknokrasi daha çok farklı yönetim biçimleri içerisinde var olabilen bir idare tarzı olarak ortaya çıkmıştır.

 

Özellikle kriz ya da büyük istikrarsızlık dönemlerinde yöneticiler, belli işlerin başına teknokratları getirmek suretiyle sorunları çözmeye çalışır.

 

Özellikle büyük ekonomik krizlerde alanında uzman bir ekonomisti ülke ekonomisinin başına getirmek sık karşılaşılan teknokratik bir hamledir. 

 

Ülkemiz tarihine baktığımızda bunun en bilinen örneği, 2001 Ekonomik Krizi esnasında Dünya Bankasında görevli Kemal Dervişin ekonominin başına getirilmesidir.

 

Ayrıca 1971 Askeri Müdahalesinin ardından kurulan “Teknokratlar Hükümeti” de bir diğer örnek olarak gösterilebilir. 

 

Bu anlamda Teknokrasi, tek başına bir yönetim biçimi olmaktan çok, uygulamada bürokrasinin belli bir bölümünün teknik bilgi sahibi isimlere bırakılması olarak ortaya çıkmaktadır.

 

Teknokrasiye oldukça benzeyen bir diğer kavram da “meritokrasi” kavramıdır.

 

Meritokrasi yönetimde “liyakat” ilkesinin hakim kılınması ve böylece devletin layık, ehil ve seçkin kişilerce yönetilmesi demektir.

 

Tıpkı teknokrasi gibi tek başına bir uygulamasını bulmak imkansızdır.

 

Meritokrasi, belli bir yönetim biçimi içerisinde, belli ölçülerde o yönetim biçimine hakim ilkelerden biri olarak ortaya çıkabilir.

 

Örneğin ülkenin yönetim kademeleri içerisinde; seçkin, zeki ve mesleki hünere sahip olanların  yükselmesinin yolunu açmak, meritokrasiye dayalı yönetim anlayışının bir örneği sayılır.