Nedenleri ve Sonuçlarıyla Kısaca 2001 Ekonomik Krizi’nin Özeti

2001 Ekonomik Krizi, 21 Şubat 2001’de toplanan Mili Güvenlik Kurulu’nda Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Başbakan Bülent Ecevit’e Anayasa kitapçığı fırlatması sonucunda, Türkiye’de var olan bir dizi siyasal ve ekonomik problemin büyük bir krize dönüşmesi olayıdır. 

 

1999’da Bülent Ecevit tarafından kurulan 57. hükümetîn en önemli gündem maddelerinden biri, ülkedeki ekonomik istikrarsızlıktır. 

 

Ayrıca hükümet kurulduktan kısa bir süre sonra 17 Ağustos 1999‘da Gölcük ve ardından Düzce merkezli büyük depremler meydana gelmiş, bu depremler sonucunda Marmara Bölgesi büyük bir yıkıma uğramıştır.

 

 

Depremin yaraları sarılmadan, bu defa bankacılık sektöründe bir kriz patlak vermiştir.

 

Yabancı sermayenin ani bir hareketle yurtdışına çıkmasıyla başlayan bu kriz, Türkiye tarihinin en büyük krizlerinden biri olmuştur.

 

Bu dönemde Türkiye ekonomisi, genel olarak “dış borçlanan, ithalat yapan ve cari açığı gittikçe büyüyen bir yapı” olarak tanımlandığı için güvensiz bir ekonomik yapı olarak değerlendirilmektedir.  Bu nedenle yabancı yatırımcı ülkeden ayrılmaya başlamış ve 2000 yılının son çeyreğinde yaklaşık yedi buçuk milyar dolar para yurt dışına çıkmıştır.

 

Ayrıca yüksek faiz uygulamaları yüzünden de ağır darbe alan Bankacılık Sektöründe, bazı bankalar iflas etmeye başlamıştır.

 

Hükümeti uğraştıran konular sadece bunlar değildir. Ekonominin yanında siyasal hayatta da önemli sorunlar bulunmaktadır. 

 

Hükümete yönelik yolsuzluk söylentilerinin doruğa çıktığı bu dönemde, yargıdaki yolsuzluk soruşturmaları bazı üst düzey bürokratlara ve eski bakanlara kadar uzanmıştır.

 

Öyle ki, bu dönemde ülkenin gündemi enflasyon ve ekonomi politikalarından çok yolsuzluk söylentileriyle sarsılmıştır.

 

Bütün bunlar yaşanırken,  Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile hükümet arasında da önemli sürtüşmeler yaşanmaktadır. 

 

Sezer, hükümetin çıkardığı bazı yasalan anayasaya aykırı bularak geri çeviriyor; dahası, kendisine bağlı Devlet Denetleme Kurulu aracılığıyla, hükümet tarafından daha önce denetlenen pek çok kamu kurumunda yeniden inceletiyordu.  

 

Bir anlamda denetlemenin denetlemesini yapıyordu.

 

Nihayet bu sürtüşme,  Milli Güvenlik Kurulu’nun 21 Şubat 2001‘de yaptığı toplantıda gün yüzüne çıktı.

 

Gündeme geçmeden önce bazı şeyler söyleyeceğini belirten Cumhurbaşkanı Sezer, hükümeti özellikle yolsuzluklar konusunda sert bir şekilde eleştirmeye başladı. Hatta bir ara doğrudan Başbakan Ecevit’e yüklenerek hükümette yer alan bakanların bile yolsuzluğa bulaştığından söz etti.

 

Ecevit ise, Cumhurbaşkanını çıkardıkları kanunları onaylamamak ve devlet denetleme kurulunu çalıştırmakla eleştirince, Cumhurbaşkanı hukuka uygun hareket ettiğini söyleyip, elindeki anayasa kitapçığını Başbakan’ın önüne fırlattı.

 

Bunun üzerine Bülent Ecevit, alışık olmadığı bir üslupla karşılaştığını belirterek toplantıyı terk etti.

 

Ardından hükümetin diğer üyeleri de salondan çıktılar.  

 

Başbakan’ın Milli Güvenlik Kurulu toplantısını terk ettikten sonra basının karşısına çıkarak içeride olanları anlatması, siyasal istikrar konusunda zaten bıçak sırtında olan Türkiye ekonomisinin rayından çıkması için yeterli oldu.

 

 

Milli Güvenlik Kurulu, ülkede yürütmenin iki kanadını temsil eden Başbakanı ve Cumhurbaşkanı arasındaki gerilimden dolayı yarıda kalmıştı. 

 

 Para piyasaları alt üst oldu, dolar hızla yükseldi ve borsa düşüşe geçti. Bankalar arası gecelik faiz yüzde yedi bin beş yüze çıktı. Takip eden günlerde Merkez Bankası’ndan yedi buçuk milyar dolarlık bir para çıkışı oldu.

 

Türk lirası hızla değer kaybetti.

 

2001 krizinin Türkiye için faturası oldukça ağır oldu. Milli gelir 200 milyar dolardan 140 milyar dolara geriledi. Kişi başı yıllık gelir bin seksen dolar azaldı.

 

Enflasyon yüzde yetmişin üzerine çıktı.

 

Krizin bütün bu finansal sonuçları, üretim ve iş kollarında oldukça olumsuz etkiler yaptı. 

 

Büyük, orta ve küçük ölçekte binlerce iş yeri kapanırken; en az bir buçuk milyon kişi işsiz kaldı.

 

 

Türkiye bu ağır ekonomik krizden kurtulmak için yeni yollar aramaya başladı. Ekonomi ise Dünya Bankası’nda görevli Kemal Derviş’e emanet edildi. Türkiye’ye davet edilen Derviş, 3 Mart 2001 tarihinde ekonomiden sorumlu devlet bakanı yapıldı.

 

Kemal Derviş’in mimarı olduğu ekonomik programla birlikte, Türkiye’de önemli yapısal reformlara imza atıldı.

 

Kapsamlı bir özelleştirme programıyla birlikte Merkez Bankası özerkliği, özerk üst kurulların kurulması, kamu yönetimi reformu, sosyal güvenlik reformu, bankacılık sistemi reformu gibi önemli neo-liberal reformlar gerçekleştirildi.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.