Paradigma Nedir? Kısaca Paradigma Kavramı ve Tanımı

Paradigma kavramı, günlük kullanımda, dünyaya ve olaylara bakış açımızı, çevremizi algılayış biçimimizi ifade etmek için kullanılır. TDK tarafından Türkçeye “değerler dizisi” olarak çevrilmiştir. 

 

Paradigma, olaylara ve hayata bakışımızın genel çerçevesidir. Daha da basitleştirecek olursak, dünyaya ve olaylara bakarken takındığımız bir gözlüktür.  

 

Paradigma kavramı, günlük dilde sıkça kullanılan bir kavram olmakla birlikte, ilk olarak bilimsel literatürde Amerikalı fizikçi ve felsefeci Thomas Kuhn ile yaygınlaşmaya başlamıştır. 

 

Kuhn, paradigmayı “Bir problemin çözümüne ilişkin bilimsel topluluğun kabul ettiği ve belirli bir zaman dilimi için geçerli olan varsayımlar” olarak tanımlar. Daha basit açıklayacak olursak paradigma, bir alandaki mevcut ve geçerli modeldir. 

 

Örneğin, bir zamanlar güneşin dünya etrafında döndüğüne yönelik genel bir kabul ve inanış vardır. “Dünya Merkezli Evren Modeli” olarak bilinen bu inanış, dünya tarihinin büyük bir bölümünde bu konuya ilişkin hakim paradigma olmuştur. 

 

Ancak, Nicolaus Copernicusla başlayan dönemde dünyanın güneş etrafında döndüğüne ilişkin bulguların ortaya çıkmasıyla, bu paradigma yıkılmış ve yerini “Güneş Merkezli Evrem Modeli” olarak adlandırılan yeni bir paradigmaya bırakmıştır. 

 

Bu durum “paradigma değişimi”“paradigma dönüşümü” ya da “Paradigma Kayması” olarak ifade edilir.

 

Paradigma değişimi için verilebilecek bir diğer örnek, 1900’lerin başına kadar hakim olan Newton fiziğine dayalı paradigmanın, Albert Einstein‘ın çalışmalarıyla birlikte terkedilmesi ve yerini yeni bir paradigmaya bırakmasıdır. 

 

Paradigma kavramını kısaca tanımladıktan sonra şimdi de, bu kavramın Sosyal Bilimler ve Doğa Bilimlerinde nasıl yer ettiğine bakalım. 

 

Yukarıda örnek verdiğimiz “evren modellerine” ilişkin paradigma değişimlerinde görüleceği üzere, doğa bilimlerinde yeni bilimsel gelişmeler sayesinde paradigma değişimleri hızlı ve net bir şekilde ortaya çıkabilmektedir. 

 

Ancak sosyal olayları ve insan davranışlarını açıklamaya çalıştığımız sosyal bilimler alanındaki paradigma değişimlerinin bu kadar kesin ve net bir şekilde gerçekleştiği söylenemez. 

 

Sosyal bilimlerde genellikle yeni bir paradigma ortaya çıkması, eski paradigma tamamen yıkılmasına ya da terk edilmesine yol açmaz.

 

Sosyal bilimlerde bir paradigma popüler olabilir, daha fazla ilgi görebilir veya ilgili bilim topluluğu içinde egemen hale gelebilir, ancak tamamen kabul görmesi nadir bir durumdur.

 

Örneğin, doğa bilimlerinde hali hazırda güneşin dünya etrafında döndüğüne inanan bir gök bilimci bulunamaz. 

 

Ancak sosyal bilimlerde en eski paradigmaların bile çok yoğun ilgi görmeseler de hala varlıklarını sürdürdükleri söylenebilir.

 

Bunun temel nedeni, sosyal bilimlerin doğası gereği mutlak doğrular ortaya koyamayan bir alan olmasıdır. 

 

Bu bağlamda, sosyal bilimler alanında, farklı paradigmaların bir arada var olması ve  sosyal gerçekliğin incelenmesi sürecinde birden çok paradigmadan yararlanılması, istenen bir durumdur.