Machiavelli Kimdir? Kısaca Hayatı ve Fikirleri

     Ortaçağ ile olan bağları kesme noktasında önemli bir kişilik olarak ortaya çıkan Machiavelli, Rönesans’ın sembolik başkenti Floransa’da yaşamıştır. Siyaset felsefesini antik dönemin özcü ve teolojik bağlamından ve Orta Çağ düşüncesinin aşkın, akıl üstü yapısından bağımsızlaştıran Machiavelli, onu ilk kez gerçekçi temellerle yorumlayan isim olarak ün kazanmıştır.

 

     Machiavelli, İtalya’da siyasal birliğin sağlanamadığı dolayısıyla istikrarsızlığın hakim olduğu bir dönemde yaşamış ve bu dönem onun düşüncelerinin oluşmasında oldukça etkili olmuştur. Machiavelli’nin amacı en iyi, en doğru ya da ideal bir yönetim biçimi ortaya koymak değildir. Machiavelli, kendinden önce gelen siyaset felsefecilerinin aksine adil ve iyi bir toplum peşinde koşmaz onun temel amacı en güçlü siyasal yapılanmanın nasıl oluşacağı sorununu irdelemektir.

 

    İtalyan düşünür, siyasal çözümlemelerine insan doğasına ilişkin çözümlemeleriyle başlar. Machiavelli’ ye göre insan doğası bencil ve kötüdür. Bu nedenle prens yani yönetici yönettiği insanların bu genel özelliklerini göz önünde bulundurmak suretiyle davranmalıdır. Her zaman ve mekânda iyi olmaya kalkarsa yok olmaya mahkûmdur. Bu nedenle Machiavelli’nin ifadesiyle, gerektiğinde bir aslan gibi yırtıcı gerektiğinde bir tilki gibi kurnaz olmalıdır ki ayakta kalabilsin.

 

     Machiavelli’nin öğretisi, iktidarı ele geçirmenin ve sürdürmenin siyasal eylemin temeli ölçütü olarak görülmesi ve siyaset ile etik arasındaki bağların koparılması olarak özetlenebilir. Bu öğretide başlıca yenilik, devlet adamının içeride iktidarını, dışarıda ise “devletin bekasını” korumak söz konusu olduğunda, etik kurallarını bir kenara bırakabileceğini hatta bırakması gerektiğini vazetmesidir. Buna göre, siyasal zorunluluklar eğer devlet adamının hukuktan veya etikten ayrılmasını gerektiriyorsa, devlet adamının bunda tereddüt etmesi düşünülemez.

 

    Machiavelli ilk kez siyaset ve ahlak alanlarını birbirinden ayırarak seküler bir çerçeve geliştirmiş, siyasete özerklik kazandırmıştır. Diğer yandan “olması gereken” i değil “olan” ı inceleyerek siyaset çalışmalarına bilimsel bir temel kazandırmıştır.

 

 

     Siyasal araçların seçiminde hiçbir ahlaki ölçüte yer vermeyen Machiavelli’nin görüşlerini, “siyasal başarı için kötülük yapmak” dan ziyade “siyasal başarı eğer zorunluluk doğrultusunda kötülük yapmayı gerektiriyorsa kötülüğü seçmek” olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır. Bu görüşlerin siyasal arenada bir çok tehlikeli sonuç doğurabileceği açık ve nettir. Bu bakış açısıyla amaç devletin kurulup sürdürülmesi olduğunda en kötü bir ahlaksızlık bir meşru hale gelebilecektir. Bir siyasal özne ne kadar güçlü olursa, varlığını sürdürebilmek için şiddet ve hileye o kadar az başvuracakve bunları “devletin bekası” anlayışı altında gizlemeye de o kadar az gereksinim duyacaktır.

 

     Ancak her şeyin değişkenlik içinde olduğu ve güç ilişkilerinin her an değişebildiği devlet içi ve devletlerarası alanda, hiçbir özne, Makyevelizm’den vazgeçebilecek kadar güçlü değildir, güçlü de olamaz.