Hikmet-i Hükümet Anlayışı Nedir?

Devletin kendisini bizatihi bir amaç olarak gören ve devletin bekası söz konusu olduğu vakit, her türlü kuraldan muaf tutulması gerektiğini savunan siyasal anlayış “Hikmet-i Hükümet” olarak adlandırılır.

 

Bu anlayış, Türkçemize “devlet gereği” ya da “devlet aklı” olarak çevrilen Fransızca “Raison D’etat” kavramıyla yakından ilişkili bir anlayıştır. 

 

Hikmet kelimesi Arapça bir sözcük olup, “bilgelik, bilinmeyen neden, gizli sebep” gibi anlamlara gelir.

 

Bu bağlamda “Hikmet-i Hükümet” kavramıyla kastedilen, devlet icraatındaki asıl maksadın, gözetilen faydanın ya da gösterilen bilgeliğin bilinemeyeceğidir.

 

Hikmet-i Hükümet anlayışı esas olarak devletin varlığını ve bekasını gözetmeyi hedefler.

 

Bu bağlamda devletin merkeze alındığı, devletin “üstün ve kutsal” kabul edildiği bir siyasal düşünce tarzıdır.

 

Bu anlayışta, devletin devamlılığı ve bekası söz konusu olduğunda, her türlü düşünce ve eylem tarzı mubah görülebilir.

 

Hatta bu durum, devletin bekası adına toplumu oluşturan bireylerin feda edilmesine kadar gidebilir.

 

Hikmet-i Hükümet anlayışı, devlet olmanın ve devlet yönetmenin kendine has bir doğası olduğu gerekçesiyle; hukuk, adalet, insan hakları ve hatta ahlak gibi gerekçelerle bu doğanın sınırlandırılmasına karşı çıkar.

 

Bu doğrultuda, siyasal erkin devletin bekası iddiasıyla ortaya koyduğu karanlık, gizli ya da hukukla açıklanamayan uygulamaları meşru görülür, devletin hukuk dışına çıkması olağan karşılanır.

 

Dolayısıyla Hikmet-i Hükümet anlayışı, “büyük, ulvi bir amacın” yani devletin devamlılığın sağlamanın bütün araçları meşru kıldığı bir anlayış olarak özetlenebilir. 

 

Bu anlayışta devlet, bir anlamda hukuktan bağımsız ve hatta hukuk üstü bir organizasyondur.

 

Hemen hemen her devlet zaman zaman bu anlayışa uygun eylemlerde bulunabilmekle birlikte, devleti, bireyin ve bireysel hakların üzerine yerleştiren Hikmet-i Hükümet anlayışının daha çok “totaliter” olarak adlandırılan rejimlerde uygulama alanı bulduğunu söylemek mümkündür.

 

Bu bağlamda Hikmet-i Hükümet anlayışı, hukuk devleti ya da “hukukun üstünlüğü” gibi kavramların zıddı olarak değerlendirilebilir.

 

Zira, devletin bekası için hukuk dışına çıkabileceğini savunan “Hikmet-i Hükümet” anlayışı karşısında hukuk devleti anlayışı, her türlü eylem ve işleminde hukuka bağlı kalmak zorunda olan devlet demektir.

 

Hukuk devleti anlayışında birey ve bireysel haklar devletten önce gelir.

 

Devlet başlı başına bir amaç değildir. Hukuk Devletinde devlet, sadece bireyin hukukunu ve refahını koruyacak bir araçtan ibarettir. 

 

Hikmet-i Hükümet anlayışındaki devletin aksine, hukuk devletinde devlet, hukukun üstünde değildir. Hukukla sınırlandırılmış haldedir. Gerekçesi her ne olursa olsun, devletin hukuk dışına çıkması kabul edilemez.

 

Hikmet-i Hükümet anlayışı hakkında vurgulamamız gereken son nokta, dünya üzerindeki hemen hemen her devletin, belli ölçülerde de olsa “Hikmet-i Hükümet” anlayışının etkisi altına girebildiği ve şu ya da bu gerekçelerle, hukuk dışı eylemlere başvurabildiğidir.