Frankfurt Okulu Hakkında Kısa Bilgi

Frankfurt Okulu Nedir?

 

Frankfut Okulu, özellikle Max Horkheimer, Theodor W. Adorno, Erich Fromm ve Herbert Marcuse gibi isimlerin oluşturduğu bir düşünce okuludur. Eleştirel teorinin kurucusu sayılan bu düşünce okulu, daha çok modernizm, kapitalizm, tüketim toplumu gibi süreçlere getirdikleri eleştirilerle tanınır.

 

Peki Frankfurt Okulu’nun modernizme karşı geliştirmiş olduğu eleştirel teori ve Frankfurt Okulu üyelerinin modernite eleştirileri nelerdir?

 

Modernite eleştirilerini moderniteyi baskıcı hale getirdiği düşünülen bilim, araçsal akıl ve kapitalizm bağlamında yapan Frankfurt Okulu teorisyenlerine göre, insanların doğaya karşı özgürleşmesini, doğanın yasalarının ortaya çıkarılmasını ve doğanın kontrol altına alınmasını sağlayan bilim, zamanla insanoğlunun denetim ve kontrol altına alınmasına doğru giden bir egemenlik biçimi yaratmıştır. Bu durumda bilim, tıpkı ortaçağın otoriteleri gibi insan özgürlüğünü kısıtlamaya başlamıştır.

 

Frankfurt Okulu teorisyenlerinin bir başka iddiası, modernitenin insanların sadece kişisel tatminini sağlamayı, arzularına ulaşmayı hedefleyen araçsal bir aklın hizmetinde hareket ettiğidir.

 

Bu iddiaya göre modern dünyada araçlar ve amaçlar yer değiştirmiştir. Örneğin bir ilaç şirketinin temel amacı olabildiğince çok insanı iyileştirmek olması gerekirken; araçsal aklın hakim olduğu günümüz modern dünyasında bir ilaç şirketinin temel amacı daha fazla kar sağlamaktır.

 

“Araçsal Akıl” konusundaki en önemli değerlendirmeleri Frankfurt Okulu teorisyenlerinden Habermas yapmıştır. Modernitenin henüz tamamlanmamış bir proje olduğunu iddia eden ve araçsal akla karşı iletişimsel aklın geliştirilmesi gerektiğini savunan Habermas’a göre, insanın kişisel tatminini ve arzularını doyurmayı hedefleyen aklın yerini ahlaki değerler üzerine kurulu bir akıl almalıdır. Bu aklın ismi “İletişimsel Akıl” dır.

 

Habermas’a göre temel amacı, özgür ve yaratıcı biçimde çalışan çok sayıda bireyin katkıda bulunduğu bir bilgi birikimini insanlığın özgürleşmesi ve günlük yaşamının zenginleşmesi yolunda kullanmak olan modernite, henüz insan özgürleşmesini, hayatın zenginleşmesini, yoksulluğun ortadan kalkmasını ve rasyonel bir toplumsal örgütlenme biçimini ortaya koyamamıştır. Bu nedenle Habermas, moderniteyi, “tamamlanmamış (ancak tamamlanması gereken) bir proje” olarak tarif eder.

 

Modernite’nin üretim biçimi olan Kapitalizm ise, modernitenin aklı olan “Araçsal Akıl” a uygun olarak ihtiyaç için değil daha fazla büyümek ve kar elde etmek için büyümek anlayışını benimser. Bu anlayış, üretimi sürekli hale getirmeyi zorunlu kılmış; bunun bir gereği olarak da reklam, moda ve benzeri faaliyetlerle toplumlar tüketime yönlendirilerek yeni ihtiyaçlar ortaya çıkarılmıştır.

 

Ayrıca Kapitalizm, kültür endüstrisi (tv dizileri, filmler, edebiyat vs.) vasıtasıyla kapitalist sistemle bütünleşen ve devrimci bilinçten yoksun pasif bir sınıfın da doğmasını sağlamıştır.