Bakunin Kimdir? Kısaca Bakunin ve Anarşizm Düşüncesi

Bakunin, 1814 – 1876 yılları arasında yaşamış ünlü Anarşist düşünürdür. Tam adı, Mihail Aleksandroviç Bakunin olup, en önemli eseri “Devlet ve Anarşi” dir.

 

Bakunin’de Özgürlük, Eşitlik ve Adalet Kavramları

 

Kendisini “fanatik bir özgürlük aşığı” olarak nitelendiren Bakunin’e göre insanlar için en temel ahlaki ilke, özgürlüktür.

 

Gerçeğin kriterini insanın aklı, adaletin tek temelinin ise insanın vicdanı olduğunu savunan Bakunin, özgürlüğü toplumsal düzenin kaynağı olarak ilan eder.

 

Bakunin’e göre özgürlük, kendi mantıkları ve vicdanları dışında herhangi bir mercii aramayan ve topluma karşı sorumlu olduğunun bilincinden olan her insanın mutlak hakkıdır. 

 

Özgürlük, insanın zeka, onur ve mutluluğunun geliştirilebilmesi adına yegane araçtır.

 

Bakunin’in özgürlük tasavvuru toplumsal bağlam içinde hayat bulur. Kişiye ait özgürlük, diğer insanların özgürlüğünü de kapsamalıdır.

 

Kişinin özgürlüğünün diğer insanların özgürlüğüyle pekişip genişlediğini iddia eden Bakunin’e göre kişi, ancak eşit insanlar arasında gerçekten özgür olabilir. Bu anlamda tek bir kişinin köleliği dahi, tüm insanların özgürlüğünün gasp edilmesi anlamına gelir.

 

Bakunin, özgürlüğü kısıtladığı gerekçesiyle her türlü otoritenin tamamıyla reddedilmesi konusunda ısrarcıdır.

 

Bakunin devleti kesinlikle reddedilmesi gereken bir yapı olarak görür.

 

Bakunin için devlet, doğası itibariyle insanlar arasındaki dayanışmayı yok eden bir özelliğe sahiptir.

 

Doğası itibariyle baskıcı bir yapılanma olan devletin var olduğu yerde, toplum içerisindeki bir sınıf, diğer sınıf üzerinde hakimiyet kurar ve böylece kölelik ortaya çıkar. Bakunin’e göre köleliğin olmadığı bir devlet düşünülemez.

 

Özgürlük ve eşitlik arasında sıkı bir ilişki olduğunu savunan Bakunin’e göre eşitlikten yoksun bir özgürlük, çoğunluğun köleliğine neden olur.

 

Buna karşın özgürlükten nasibini almamış bir eşitlik ise devlet despotizmine ve ayrıcalıklı sınıfların adaletten yoksun yönetimine işaret eder.

 

Bakunin, gerçek anlamda özgürlüğün ancak toplumsal, siyasal ve ekonomik eşitlikle birlikte var olabileceğini savunur.

 

Ancak Bakunin için eşitlik, bireysel farklılıkların budanması ya da fiziksel, ahlaki ve zihinsel bir benzerleşme çabası olarak görülmemelidir. Ona göre güç ve yetenek anlamında bireyler arasında ortaya çıkan çeşitlilik, insanlık için bir zenginliktir.

 

Bu bağlamda ekonomik ve toplumsal eşitlikten kastedilen, kişisel refahın eşitlenmesidir. Eşitlik ve adalet, insanlara yaşamlarını idame ettirebilme, eğitim ve yeteneklerini kullanabilme noktasında ortaya çıkmalıdır.

 

 

 

Bakunin’e Göre Anarşist Düzenin İlkeleri

 

Bakunin mevcut sisteme karşı inşa edilmesi gereken anarşist düzenin ilkelerini belirlerken, aşağıdan yukarıya doğru işleyen, özgür birlik ve federasyon ilkeleriyle uyumlu olan bir toplumsal örgütlenme biçimini öngörür.

 

Bunun dışında tüm toplumları kapsayacak şekilde somut, evrensel ve zorunlu normlar ortaya koymanın imkansız olduğunu düşünür. Bu imkansızlığın temel nedeni, her toplumun birbirinden farklı tarihsel, coğrafik ve ekonomik koşullar çerçevesinde şekillenmiş olmasıdır.

 

Zaten böyle bir yaklaşım, özgürlüğün temel ilkeleriyle de çelişecektir.

 

Ancak yine de özgürlüğün gerçekleşebilmesi için birtakım koşulların sağlanması gerektiğini düşünen Bakunin’in bu konuda ortaya koyduğu koşullardan bazıları şunlardır:

 

  • Sınıflar, rütbeler ve imtiyazlar kaldırılmalı. Kadın ve erkeklerin tümü için mutlak bir eşitlik sağlanmalı,

 

  • Devlete ait eğitim kurumları ortadan kaldırılmalı, eğitim halkın kendi komünleri ve özgür birlikleri aracılığıyla verilmeli,

 

  • Devlet hukuki olarak da ortadan kaldırılmalı ve yargıçlar halk tarafından seçilmeli,

 

  • Devlete ait kurumlar ordular ve polis teşkilatları lağvedilmeli,

 

  • Bireylerin doğumdan yetişkinliğe kadar bütün temel ihtiyaçları karşılanmalı,

 

  • Toprak ve doğal kaynaklar herkese ait ortak mülkiyete dahil edilmeli,

 

  • Dini inanışlar çerçevesinde, bütün dini inanışlara tam bir özgürlük tesis edilmeli,

 

  • Bireysel ve toplumsal özgürlüğün kaldırılmasını savunanlardan, ahlak dışı amaçlarla kurulanlara kadar bütün derneklere özgürlük tanınmalı, böylece birey geniş bir özgürlük alanına sahip olmalıdır.

 

 

Anarşist Sistem ve Komünal Örgütlenme

 

Bakunin’in mevcut sisteme alternatif olarak sunduğu anarşist sistem, onun bakış açısıyla merkezileşmiş devlet sistemine yani devlet hegemonyasına karşı özgürlüğü temel alan bir yapıdır.

 

Aşağıdan yukarıya doğru işleyecek bu yapının temelinde, tüm politik örgütlenmenin temel birimi sayılan “komünler” yer alır.

 

Komünlerin iç işlerine karışma gücü ve hakkı hiç kimseye ait değildir.

 

Komünler yasa koyuculardan yargıçlara kadar tüm görevlilerini kendi içinde ve kendi oluşturdukları kurallara göre seçerler. Komünal mülkiyetlerini ve finansmanlarını kendileri idare ederler.

 

Anarşist sistemin politik örgütlenmesinin bir diğer birimi ise bölgelerdir.

 

Bölgeler, özerk komünler ile federasyonlar arasındaki aracı bir yapıdır.

 

Bu yapı içerisinde yer alan bölgesel parlamentoların komünlerin iç kararlarına müdahil olma hakkı yoktur.

 

Bakunin’e göre komün, komünlerin özgür birliktelikleriyle ortaya çıkan bölge ve bölgelerin yine özgür federasyonlarıyla belirginleşen bu siyasal yapı, gelecekteki halk devrimleri yoluyla birleşecek olan uluslararası federasyonun (Halkların Evrensel Federasyonu) yani tüm dünyaya yayılacak anarşist bir sistemin temelini oluşturacaktır.

 

Nihayetinde özgürlüğün temel alındığı bu yapıda; bireyler komünlerle, komünler bölgelerle, bölgeler federasyonlarla ve federasyonlar da “Halkların Evrensel Federasyonu” yoluyla bir araya gelecektir.

 

Görüldüğü gibi Bakunin benimsediği anarşist felsefeye uygun olarak, kişilere mutlak özgürlük sağlayan bir sistem kurma gayreti içindedir.

 

Bu sistem içerisinde ortaya çıkması muhtemel sorunlara da yine sistemin temel ilkesi yani özgürlük çerçevesinde çözümler bulmaya çalışır.

 

Toplumsal sorunlara karşı bireysel özgürlüğü kısıtlayıcı ve zedeleyici önlemler alınmasının, başarısızlığa mahkum olduğunu belirten Bakunin’e göre, baskıcı ve otoriter bir sistem toplumdaki suç olgusunun daha da artmasının temel nedenidir.

 

Ancak bununla beraber Bakunin yine de, toplumun saldırgan bireylere karşı bir savunma refleksi geliştirmesi gerekliliğinin de altını çizerek, bu tarz “anti-toplumsal kişilikler” in politik haklardan mahrum bırakılabileceğini ifade eder.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.