Anarşizm Nedir? Kısaca Anarşist Felsefe

Devletin gereksiz ve hatta zararlı olduğu fikrine dayanan Anarşist düşüncede amaç, efendinin ve egemenin olmadığı bir yaşayış biçimi inşa etmektir.  

 

Anarşizm, kökleri oldukça eskiye dayanan bir felsefi düşünce biçimi olsa da, modern bir siyasal ideoloji olarak 19. yüzyılda ortaya çıkmıştır.  

 

Anarşist felsefe, devletin ortaya çıkmadığı, insanların özgür ve eşitçe yaşadığı bir tür ‘altın çağ’ anlayışına dayanır. Bu anlayışa göre tüm sorunların ve mutsuzlukların oluşmasının temelinde devletin varlığı yatar.


Etimolojik açıdan bakacak olursak ‘anarşizm’ kelimesi, yoksunluk bildiren Yunanca “an” ön ekiyle; yönetici güç, kral ve yönetim anlamlarına gelen “arkhe” sözcüklerinin birleşiminden oluşmaktadır.

 

İyimser bir insan doğasından hareket eden anarşizm için insan, doğası gereği özgür, eşit, akıllı ve iyi bir varlıktır. Ancak devlet, din, mülkiyet, aile vb. gibi kurumların ortaya çıkardığı iktidar ilişkileri, insanın özgürlüğünü yok etmiş ve onun doğasında var olan iyiliği bozmuştur.

 

Bireylerin kararları ve davranışları üzerinde baskı yaratan bu otoriteler, tüm kötülüklerin, suçların ve yoksulluğun nedenleridir. 

 

Anarşist düşünce bu varsayımdan hareketle, başta devlet olmak üzere her türlü otorite ve iktidara karşı çıkar. Anarşizme göre bu otoriteler ortadan kaldırılmalı ve bireylerarası ilişkilerde özgür iradeye dayanan ilişkiler hâkim olmalıdır.

İnsanlar doğaları gereği iyi birer varlık olduğundan, özgür bırakıldıkları takdirde en doğru ve en iyi ilişki biçimlerini ortaya çıkaracaklardır. Bu nedenle toplumu düzenleyecek bir devlete ihtiyaç yoktur. Bu varsayım, liberalizmin “kendiliğinden doğan düzen” anlayışına benzer; ancak anarşizm bu anlayışı ekonomik alanın dışına taşıyarak siyasal ve toplumsal alana da uygulamıştır. 

 

Özgür bireylerin tamamen kendi özgür iradelerine dayalı olarak kuracakları toplumsal ilişkiler, insanlığı özgür, mutlu ve bağımsız yapacaktır. Bu bağlamda anarşizm, yukarıdan aşağıya merkezi bir örgütlenmeyi değil, bireylerin özgür iradesine dayanan bağımsız ve yerel örgütlenme biçimlerini öngörmektedir.

Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız bu felsefi nosyonlar, tarih boyunca çeşitli düşünürler tarafından bir çok defa dillendirilmiş olsa da, bu fikirlerin modern bir siyasal ideoloji olarak ortaya çıkması, 19. yüzyılda “Anarşizm” adı altında olacaktır. 

 

Anarşizm kavramını ilk kullanan isim Fransız düşünür Proudhon’dur. Proudhon’la birlikte, İngiliz William Godwin, Alman Max Stirner, Rus Mikhail Aleksandroviç Bakunin ve Pyotr Alekseyeviç Kropotkin  gibi isimleri de anarşist düşüncenin önde gelen isimleri olarak sayılabilir.

Bu Anarşist düşünürler temel sorunlarda uzlaşmakla birlikte, getirdikleri çözüm önerileri bakımından birbirlerinden farklı eğilimler sahiptirler.

Bu farklılıklar bireyci anarşizm, dayanışmacı anarşizm, kolektivist anarşizm, anarşist komünizm, pasifist anarşizm, anarko-sendikalizm gibi değişik kavramsallaştırmaların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Aynı şekilde “otorite” nin yol açtığı farklı zararlara karşı ortaya çıkan anarşizm türleri de bulunmaktadır. Ekolojik Anarşizm ya da Anarko-Feminizm gibi. 

 

Ancak Anarşizmin hiçbir türü, tarihsel süreç içerisinde yeterli kitle desteği sağlayamamış ve bir siyasal ideoloji olarak anarşizm, daha çok küçük gruplar içinde etkili olabilmiştir.