Osmanlı Devletinde Akıncılık ve Akıncılar

Akıncılık, özellikle erken Osmanlı döneminde; yeni bölgelerin fethedilmesi, iskan edilen toprakların Osmanlı kültürüyle bütünleştirilmesi ve devlet gücünün uç topraklara yani sınır bölgelerine taşınması amacıyla hizmet etmiş olan önemli bir askeri müessesedir.

 

Önceki Türk-İslam devletlerinde de benzer müesseseler bulunmakla birlikte, Osmanlı Devletinde akıncılığın Osman Gazi zamanında Köse Mihal’le başladığı kabul edilir. Köse Mihal, İslamı seçerek Osmanlı saflarına katılan ilk Bizanslı komutandır.

 

Akıncılığın kurumsallaşma sürecinde öne çıkan bir diğer isim ise Evrenos Bey’dir.

 

I. Murad döneminin akıncı beyi olan Gazi Evrenos Bey, özellikle Balkanlardaki fetih faaliyetlerinde önemli başarılara imza atmış, buraların imar ve iskanında önemli görevlerde bulunmuştur.

 

Osmanlı’ya büyük hizmetleri olmuş akıncı aileleri ve etkili oldukları bölgelerden bazıları kısaca şöyledir:

 

  • Mihaloğulları (Bilecik, Edirne ve çevresinde),

 

  • Evrenesoğulları (günümüz Yunanistan sınırları içinde kalan Yenice Vardar, Serez, Gümülcine ve Loutra),

 

  • Turhanoğulları (günümüz Yunanistan sınırları içinde yer alan Mora, Teselya, Tırhala ve günümüz Makedonya sınırları içinde yer alan Üsküp, Ohri çevresinde),

 

  • Malkoçoğulları (günümüz Bulgaristan sınırları içinde kalan Niğbolu, Plevne ve Silistre çevrelerinde) yoğun olarak faaliyet göstermişlerdir.

 

 

 

Akıncılığın tanımı, önemi ve önde gelen akıncı aileler hakkında yaptığımız bu kısa girişten sonra şimdi de akıncıların ve akıncı beylerinin görevleri üzerinde kısaca duralım. 

 

Akın zamanı dışında her biri ayrı mesleklere sahip olan Akıncılar, akın görevleri bulunmadığı sürece kendi meslekleriyle uğraşmaktaydılar.

 

Osmanlı toplumu ve devlet düzen içinde itibarlı ve saygın bir konuma sahip olan akıncılar ve akıncı beylerinin belli başlı görevleri şunlardır:

 

  • Osmanlı topraklarını genişletmek için fetihler yapmak,

 

  • Ganimet, mal ve esir almak,

 

  • Yağma, tahrip ve talan yoluyla düşmanı yormak ve ona yılgınlık vermek,

 

  • Osmanlı Devletine karşı düşmanca bir tavır sergileyen devletlere, beklemedikleri bir anda saldırarak onları maddi ve manevi açıdan çökertmek,

 

  • Düşmana ait bölgeye keşifler yapmak ve bu toprakları tanımak. Böylece girişilecek askeri hareketleri hızlandırmak,

 

  • Ani baskınlar sayesinde düşmanı sindirmek ve kaçırmak,

 

  • Savaş esnasında, düşmana değişik kollardan saldırmak ve böylece düşmana zaman ve kuvvet kaybettirmek.

 

  • Osmanlı ordusunun savaştayken, düşmana yardım edebilecek diğer devletlere saldırmak ve onları oyalamak,

 

  • Düşmanın önemli geçit, kule ve garnizonlarının yardım bağlantılarını kesmek ve böylece ordunun işini kolaylaştırmak.

 

  • Gerektiğinde büyük meydan muharebelerine katılmak suretiyle orduya destek vermek,

 

  • Sınırların güvenliğini temin etmek.

 

Bütün bu işlevlerinin yanı sıra, özellikle akıncı beylerinin yeni fethedilen bölgelerde Osmanlı egemenliğinin kurulması adına önemli görevleri olmuştur.

 

Akıncı beylerinin bu bölgede tımar edinmesi sağlanarak, Osmanlı idaresinin ve toprak yönetimin yeni alınan bu bölgelerde yerleştirilmesi amaçlanmıştır.

 

Osmanlı Devletinin ilk dönemlerinde büyük hizmetler yapmış olan Akıncılık müessesi, özellikle 1595 yılından sonra Akıncılığın, sınırların güvenliğinden sorumlu “Serdarlık” görevine dönüştürülmesiyle önemini kaybetmiştir.

 

Osmanlı tarihinde akıncılık hakkında daha ayrıntılı bilgi için: