Yahudilik Nedir?

TANRI

Tanrı’nın birliği Yahudi inanç esaslarının temelini oluşturur. Yahudiliğin temeli kabul edilen On Emir’de ve Yahudilerin sıkça okudukları ‘Dinle Ey İsrail’ diye başlayan Şema duasında hep Tanrı’nın birliğinden bahsedilmiştir.

 

Bununla ilişkili olarak Tanrı’nın eşi, benzeri ve ortağının olmadığı, ibadetlerin sadece ona yapılacağı belirtilmiştir. Yehova’dan başka tanrılar edinmek ve puta tapmak büyük günahlardan kabul edilir.

 

Yahudi inancına göre Tanrı, tüm insanların yaratıcısı olmakla birlikte, özel olarak İsrail’in rehberi, koruyucusu ve kurtarıcısıdır. Onlar Tanrı’yı, dolayısıyla dini sadece İsrailoğullarına ait kabul ederler.

 

Bu yönüyle Yahve, sadece İsrailoğullarının tapınmakla yükümlü olduğu millî bir tanrı görünümündedir.

 

Yahudilik’te tanrının tek oluşu üzerinde ısrarla durulmasına rağmen Yahudi kutsal kitabının bazı bölümlerinde Tanrı beşerî özelliklerle (antropomorfik) tasvir edilmektedir. Kutsal kitap, Tanrı’ya beşerî organlar nispet etmekte, tanrıya insana benzediğini düşündürecek bazı davranış ve duygular atfetmektedir. Tanah’ta Tanrı için kullanılan beşeri özelliklerden bazıları şunlardır:

 

Tanrının yüzü, ağzı, sesi, gözleri, ayakları; Tanrı’nın konuşması, görmesi, işitmesi, oturması, dinlenmesi, uyanması, yürümesi, gülmesi, baba olması, oğlunun olması; Tanrı’nın sevinmesi, acı çekmesi, pişman olması, öfkelenmesi, intikam alması, kıskanması, yakılan kurbanların kokusundan hoşlanması, pişmanlıktan yorulması ve benzeri.

 

Tanrı’nın İsimleri: Yehova ve Elohim

Yahudi inancında Tanrı’nın Yehova ve Elohim olmak üzere iki özel ismi vardır. Tevrat’ta en çok geçen ve Tanrı’nın en kutsal ismi Yehova’dır. Yahudiler on emirde yer alan ‘Tanrı’nın ismini boş yere ağza almayacaksın’ kuralı gereği, Yehova kelimesini telaffuz etmezler.

 

Telaffuz edilemediği ve Tevrat dışında başka yere yazılamadığı için bu ismin nasıl okunduğu bilinmez. Genellikle ‘YHVH’ şeklinde yazılır ve Yehova veya Yahve şeklinde okunur. Yehova, Tanrı’nın rahmet yönünü, Elohim ise gazap yönünü ifade eder.

 

Eski Ahit’in Türkçe tercümelerinde Yehova için Rab, Elohim için Allah kelimesi kullanılır.

 

PEYGAMBERLİK

 

Yahudilikte Tanrı ile İsrailoğulları arasında ilâhî vahye aracılık eden peygamberlik müessesesi vardır. Yahudi kutsal kitabı Tanah’ın ikinci bölümü olan ‘Neviim’, Peygamberler demektir.

 

Yahudi kutsal kitabında peygamberi ifade eden çeşitli kavramlar bulunmaktadır. Bunların başında ‘nebî’ (nevi) gelir.

 

Nebi, İbrahim ve Musa gibi Tanrı’dan vahiy alan kimseler için kullanılır. Yahudilikte vahyin en üstün şekli, hiçbir aracı olmadan doğrudan Yehova’dan alınan vahiydir.

 

Yahudilikte peygamberlik İbrahim’le başlar, Musa’yla zirveye ulaşır ve Malaki’yle son bulur.

 

Yahudi inancına göre peygamberler arasında sadece Musa vahyi aracısız almıştır. Bu yüzden onun dinde özel bir yeri vardır.

 

Müslümanların kutsal kitabında peygamber oldukları haber verilen Davut ve Süleyman, Yahudilerce peygamber olarak kabul edilmez. Yahudilere göre onlar Yahudi tarihinin iki büyük kralıdır.

 

 

KUTSAL KİTAP

 

Yahudi kutsal kitap külliyatı, yazılı ve sözlü olmak üzere iki kısma ayrılır. Yazılı olana ‘Tanah’, sözlü olana ise ‘Talmud’ adı verilir. Tanah, Tora (Tevrat), Neviim ve Ketuvim olmak üzere üç bölümde toplam 24 kitaptan oluşur.

 

Tanah’ın ilk bölümü Tora (Tevrat), dünyanın yaratılışından Hz. Musa’nın vefatına kadar geçen olayları ve Tanrı’nın İsrailoğullarına verdiği hükümleri içerir.

 

Ortodoks Yahudi inancına göre Tora, Tanrı’nın Musa’ya vahyidir.

 

Diğer Yahudi mezhepleri ise Tora’nın yüzyıllar içinde birçok yazar tarafından kalem alındığı görüşündedir.

 

Tanah’ın ikinci ve üçüncü bölümleri olan Neviim (Peygamberler) ve Ketuvim (Yazılar) ise Hz. Musa’dan sonraki İsrail tarihini ve diğer İsrail peygamberlerinin yazılarını içerir.

 

Talmud, Mişna ve Gemara’nın toplamını ifade eder. Mişna, Tanah’ın tefsiri; Gemara ise Mişna’ya yazılan şerh ve açıklamalardan oluşur.

 

AHİRET

 

Yahudi kutsal kitabında ahiretin varlığı ve ahirete iman konusunda açık bir bilgi bulunmaz. Ölüm sonrası ruhun durumu, öte dünya ve yeniden diriliş gibi inançlar, Yahudi geleneğinde çok geç dönemde ortaya çıkmıştır.

 

Tevrat’ta olmamasına rağmen Yahudi din bilginleri bazı cümleler üzerine yorumlar yaparak ahirete imanın, Yahudiliğin esaslarından olduğuna karar vermişlerdir.

 

Onlara göre bir Yahudi ne kadar büyük bir günah işlerse işlesin, cehennemde ancak on iki ay kalacaktır.

 

Yahudi kaynaklarında ahiret inancıyla ilgisi olan ilk eserler, Müslümanların yaşadığı ülkelerde yetişen Yahudi din bilginlerinin kaleme aldıkları eserlerde görülmektedir.

 

Örneğin İslam düşüncesinin etkisinde yetişen Musa b. Meymûn’un belirlediği on üç din esasından birisi ‘ölülerin dirileceğine inanma’dır.

 

Günümüz Yahudi mezhepleri arasında öte dünya, yeniden dirilme, cennet ve cehennem inancı konularında farklı görüşler vardır.

 

Bazı reformist Yahudiler, fiziki olarak ölümden sonra dirilmeyi ya da Tanrı’nın merhametiyle bağdaşmadığı gerekçesiyle cehennemi kabul etmeyi reddederler.

 

MESİHÇİLİK

 

Yahudilikte ‘Mesih” kavramı, başlangıçta Tanrı tarafından görevlendirilen kralları ifade etmek için kullanılmıştır. Ancak zamanla bu kavram, ahir zamanda ortaya çıkacak ve Yahudileri düşmanların elinden kurtarıp Mesih Çağı’nı başlatacak olan bir kurtarıcıyı ifade etmek için kullanılmaya başlanmıştır.

 

Yahudi inancına göre beklenen kurtarıcı Mesih, Hz. Davud’un soyundan gelecektir. Fakat onun dünyevî bir kral mı yoksa semavî bir şahsiyet mi olacağı hususunda görüş ayrılığı vardır.

 

Mesih beklentisi Yahudiler baskı altında olduklarında daha fazla artmış ve birçok kişi böyle zamanlarda mesihlik iddiasında bulunmuştur.

 

Mesihlik iddiasından bulunanlardan biri de, 17. yüzyılda Sabatay Sevi isimli bir Osmanlı Yahudisidir. Yahudilerin beklediği Mesih’in kendisini olduğunu iddia eden Sabatay Sevi, daha sonra bu iddiasından vazgeçerek Müslüman olmuştur. Böylece ‘Sabataycılık’ adı verilen hareket ortaya çıkmıştır.

 

Günümüzde mesih beklentisi, Ortodoks Yahudiliğin temel inançlarından biridir. Reformist Yahudilikte ise mesih öğretisi kabul edilmez.

 

AHİT VE SEÇİLMİŞLİK

 

Yahudi inancına göre Tanrı, İsrailoğullarıyla bir ahit yapmış ve onları özel bir kavim olarak seçmiştir.

 

Tanah’ta iki farklı ahitten bahsedilir.

 

Birincisi, Tanrı’nın İbrahim, İshak ve Yakup’la yaptığı ahittir. Tek taraflı olan bu ahitte Tanrı, İbrahim’in soyunu çoğaltacağını ve onları kutsal topraklara mirasçı yapacağını vaat etmiştir.

 

İkinci ahit ise Musa döneminde Tanrı ile tüm İsrail halkı arasında yapılan ahittir. Çift taraflı olan bu ahite göre İsrailoğulları, Hz. Musa’ya Sina Dağı’nda verilen emirlere uymaları hâlinde, ‘kutsal kavim’ olarak Tanrı’nın özel ilgisini kazanacaklardır. İtaatsizlik hâlinde ise kutsal topraklar dâhil Tanrı’nın yardımıyla elde ettikleri her şeyi kaybedeceklerdir.

 

KUTSAL TOPRAK KUDÜS

 

Tevrat’ta süt ve bal ülkesi olarak anlatılan ve yeryüzünün merkezinde bulunduğuna inanılan Filistin toprakları, Tanrı’nın kutsallığının ve hükümranlığının doğrudan tecelli ettiği bölgeyi ifade eder.

 

Bu bölgenin merkezinde bulunan Kudüs ve onun merkezinde bulunan mabet bölgesi, kutsallığın doruğa ulaştığı mekânlardır.

 

Kudüs şehri, krallığın merkezi ve mabedin inşa edildiği yer olması sebebiyle sonradan kutsallık kazanmıştır.

 

Tarihte birçok kez kutsal topraklardan sürgün edilmiş olan Yahudiler, bu toprakları dinî bir merkez kabul etmeleri nedeniyle, her zaman kutsal topraklara geri dönmenin yollarını aramışlardır.

 

Ayrıca Yahudi din otoriteleri, zorunlu kalmadıkça kutsal toprakların dışında yaşamayı veya kutsal topraklar dışında bir devlet kurmayı dine aykırı kabul eder. Onlara göre bunun sebebi, Yahudiliğin en temel kurum ve kurallarının bu topraklarda yaşanabilecek şekilde belirlenmiş olmasıdır. Yahudilik bu topraklar dışında tam olarak yaşanamaz.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.