Risk Toplumu Nedir?

 

Günümüz toplumları, bilgi toplumu, sanayi ötesi toplum ya da post-modern toplum olarak nitelendirilmelerinin yanı sıra son yıllarda sıkça “risk toplumu” kavramıyla da adlandırılmaktadır.

 

İlk olarak Alman sosyolog Ulrich Beck tarafından kullanılan bu kavram, özellikle Soğuk Savaş dönemi sonrası toplumların değişen güvenlik ve risk algılamalarını anlamaya yönelik olarak geliştirilmiştir.

 

Beck’in yanı sıra, İngiliz sosyolog Anthony Giddens’ın da risk toplumu konusunda önemli çalışmaları bulunmaktadır. Risk toplumunun genel özellikleri şunlardır:

 

1.) Modern toplumlardaki riskler, geleneksel toplumların aksine ekolojik, kimyasal ya da genetik mühendisliği gibi teknolojik karakterde olan ve bir takım iktidar sahiplerinin kararlarıyla yaratılabilecek özellikteki risklerdir.

 

2.) Risk toplumunda tehditlerin denetlenebilmesi sorunlardan biridir. Kendisinden kaynaklı tehditlere kör ve sağır olan modernleşme sürecinin bir sonucu olan Risk toplumunda yerleşik norm sistemleri başarısız kalmakta ve insanlar geleneksel destek ağlarından koparak bireyselleşmektedir.

 

3.) Risk toplumunda insanlar, yaşamlarını tehdit eden ve kişisel olarak etki edemeyecekleri tehlikelerle yüzleşmek zorundadırlar. Risk toplumu “güvensizleştirilmiş” bir toplumdur. Risk toplumunda gelecek korkusu, bireysel ve örgütlü terörün yaygınlaşması, özel hayatın gizliliğine olan tecavüzlerin artması ve bireylerin özel hayatının gizliliğine devletlerin sınırsız müdahale edebilmesine imkân veren teknolojilerin artmış olması önemli tehlikelerdir.

 

4.) Risk toplumu aynı zaman modern bireylerde görülen birçok psikolojik rahatsızlığın da nedenidir. Kopukluk, kapatılmışlık, temassızlık, kendini ayrı ya da yabancı hissetme, her şeyin bulanık olması ya da gerçek dışı gelmesi, kendini insanlarla bir hissetmeme ya da yaşamın anlamını yitirmesi, ilgi azalması, her şeyin boş ve anlamsız gelmesi gibi şikâyetler risk toplumuyla birlikte artış göstermektedir.